Call of Duty ve PUBG gibi yapımlarda ise oyuncular sürekli bir 'öldür ya da öl' döngüsüne sokuluyor.
Fortnite gibi oyunlarda da hayatta kalmanın tek başarı ölçütü haline geldiğini vurgulayan Kamer, 'Burada mesele yalnızca içerik değil; tekrar ve ödül sistemidir. Şiddet tekrarlandıkça sıradanlaşır, ödüllendirildikçe de meşrulaşır' dedi.
SİLAH KULLANIMI ÖĞRETİLİYOR
Dijital riskin yalnızca oyunlarla sınırlı olmadığını belirten Kamer, bu oyunların etrafında oluşan sosyal alanların daha büyük tehlike barındırdığını söyledi.
-Discord, Telegram ve Reddit gibi platformlarda kurulan kapalı topluluklar denetimsiz yapılar üretiyor.
-Bu alanlarda gençler ciddi bir statü mücadelesi içine giriyor.
-Bu ortamlarda dışlanma, aşağılanma ve kabul görme baskısı giderek daha agresif bir dilin benimsenmesine yol açıyor.
-Bazı karanlık gruplarda silah kullanımı ya da patlayıcı yapımı gibi tehlikeli bilgilere erişim bile son derece kolay hale gelebiliyor.
ALGILARI BOZULUYOR OLUŞTURUYOR
TikTok ve YouTube gibi platformların çalışma sistemine de dikkat çeken Kamer, algoritmaların kullanıcıyı belirli içeriklere hapsedebildiğini söyledi. Şiddet içeriklerine bir kez yönelen gençlerin benzer içeriklerle sürekli karşılaştığını belirten Kamer, bunun 'algoritmik yankı odası' etkisi yarattığını vurguladı.
Bu durumun gençlerin gerçeklik algısını bozduğunu ifade eden Kamer, 'Dünya daha tehditkâr ve düşmanca bir yer gibi algılanmaya başlıyor. Şiddete karşı duyarlılık ise giderek aşınıyor' dedi.
KIRILGAN GENÇLER DAHA BÜYÜK RİSK ALTINDA
Akran zorbalığına maruz kalan, aile içinde iletişim sorunu yaşayan veya kendini yalnız hisseden gençlerin bu ekosistemde daha hızlı savrulduğunu belirten Kamer, dijital dünyanın bu çocuklar için bir 'radikalleşme alanına' dönüşebileceğini ifade etti
'Öfke burada besleniyor, normalleşiyor ve zamanla davranışa dönüşme eşiğine geliyor' diyen Kamer, sorunun yalnızca 'oyunlar zararlı mı?' sorusuna indirgenemeyeceğini söyledi.
SORUN BÜTÜNSEL
Kamer, asıl meselenin şiddeti yeniden üreten ve yaygınlaştıran bütünsel dijital yapı olduğunu belirterek şu uyarıda bulundu:
'Bu atmosfer; akran zorbalığı, aile içi kopuş ve okul iklimindeki zayıflıklarla birleştiğinde çok daha tehlikeli sonuçlar doğurur. Unutmayalım ki çocuklar artık sadece sokakta değil, ekranın içinde de yalnız kalabiliyor.'



















