Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 111 tesisin açılış töreninde yaptığı konuşmada Vanlı depremzedelerin hasarlı binalara girmemesi çağrısında bulundu.
Erdoğan, "Van'lı kardeşlerimden rica ediyorum, lütfen hasarlı binalara girmeyin, yaklaşmasın. Artçı depremler devam ediyor, bilim adamlarımızın tespitlerine göre bir süre daha devam edecek" dedi.
Terörle mücadele konusunda geri adım atılmayacağını belirten Erdoğan, "Terör örgütü son aylarda adeta intihar edercesine saldırılar düzenlemeye başladı sadece güvenlik güçlerini değil, küçücük çocukları hatta anne karnında ki doğmamış bebeği bile hedef yapmaya başladılar. Terör örgütü dağdaki mensuplarını öldürmeye gönderdiği kadar ölmeye de gönderiyor" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar şöyle:
Van'da yaşanan depremler sonucu Bakan arkadaşlarım dahil tüm imkanlarımızla bölgedeyiz, bakan arkadaşlarımdan şuan dört arkadaşım orada birlikte değerlendirmeleri yapıyorlar ve bundan sonra ki süreci nasıl değerlendireceğiz, nasıl adımlar atmamız lazım bunun kararlarını kendileriyle birlikte müzakere edip ona göre adımları atacağız. Van'lı kardeşlerim müsterih olsunlar, biz onların acısını çok iyi biliyoruz. Var gücümüzle, imkânlarımızı zorlayarak Van'lı kardeşlerimizin yanında olmaya çalışıyoruz, kimseyi bu kış gününde aç ve açıkta bırakmayacağız. Allah'a şükür ısıtıcı, battaniye ne gerekiyorsa bölgede hızla tesis ettik, etmeye devam ediyoruz. Van'lı kardeşlerimden rica ediyorum, lütfen hasarlı binalara girmeyin, yaklaşmasın. Artçı depremler devam ediyor, bilim adamlarımızın tespitlerine göre bir süre daha devam edecek. Ben sadece Van'lı kardeşlerimin değil tüm vatandaşlarımızın dikkatini bir yöne çekmek istiyorum, Türkiye bir deprem bölgesidir, geçmişte Erzincan'da, Samsun'da, İstanbul'da çok büyük depremler yaşandı o zamanlar ulaşım bu kadar kolay değildi ama son yıllarda başta Sakarya, Düzce, Çankırı, Bala, Simav depremlerini bütün Türkiye aynı anda öğrendi, gelişmeleri an be an izledi.
'Bana bir şey olmaz,' bu anlayışla davranma lüksümüz yok, deprem anında, deprem sonrasında nasıl hareket edeceğimizi bilmemiz, öğrenmemiz gerekiyor. Ev yada işyeri alırken, kiralarken, yaptırırken bir gün deprem olacağını hesap etmemiz gerekiyor kısacası depremle yaşamayı ama tedbirli yaşamayı artık topyekün, bilinçli bir şekilde hayatımıza yerleştirmemiz gerekiyor. Artık tek tek kendimizi de sorgulamak durumundayız, eğer 1903'te Malazgirt'te ki depremden ders çıkartılsaydı 1939'da büyük Erzincan'da o kadar can kaybı olmayabilirdi, 1966'da 2 binin üstünde vatandaşımızı kaybetti. 1976'ta Muradiye'de 3 binin üstünde vatandaşımızı kaybettik bunun üstünde Sakarya, Gölcük, İstanbul depremlerinde 17 binin üstünde vatandaşımızı kaybettik, biz depreme duyarsız kalamayız, hükümet olarak en başından itibaren bunlara ilişkin çalışmalar yapıyoruz. Yaşanan son depremde Japon bir vatandaşın hayatını kaybetmesi sebebiyle Japon hükümetine, ailesine ve yakınlarına baş sağlığı diliyorum.
Bu depremler sebebiyle rant yakalamaya çalışan çevrelere sesleniyorum, bunların bir katkısı söz konusu değil bunlar depremzede de değil bunlar sadece burada ki süreci provoke etmeye çalışan çevreler. Oraya emeğine koyan tüm güçler birde onlarla uğraşıyor, bizim işimiz var orada öyle bir durum söz konusu olmuş bu evlerin yapımında, inşasında herkes hesabını, kitabını çok iyi yapmalı ve menfaat, çıkar odaklı adımları bir kenara bırakmalı ve yaptığımız binalarda hasara dayanıklı deprem odaklı her şeyi hep beraber götürmeliyiz. Biz burada yasal süreci de çalıştıracağız, burada kim oturulabilir onayı verirse hepsi hakkında gereken yapılacaktır. Bizler raporlara uymak zorundayız, dolayısıyla bunların nedeni, ne içini üzerinde de ilgili mercilerin üzerinde duracağını düşünüyoruz.
Bugün 11.11.2011 tarihinde 111 büyük tesisi bugün bu salondan ülkemizin, milletimizin, şehirlerimizin hizmetine sunuyoruz. İklim şartları uygun olmadığı için gidipte en büyük yatırım olan yerden açılışı yapabilirdik ama Ankara'dan yapalım buradan uydu aracılığıyla yapalım. Bugün 8 milyar 365 milyon dolarlık bir yatırımın açılışını yapıyoruz yani eski parayla 8 kat trilyonu geçen bir yatırım. Bu tesislerle yılda 7 milyar 100 milyon kilowat saat elektrik üreteceğiz, tarım arazilerini sulayacağız, 100 milyon metreküp içme ve kullanma suyu yapacağız, yeşil alanlarla, mesire yerleriyle çiftçilerimizi daha isabetli hava tahminleriyle buluşturacağız. AK Parti'den önce ki hükümet 3 yıl iktidarda kaldı bu 3 yılda 9 tane tesis yaptı, kimdi bu? DSP, MHP, ANAP iktidarı, bunların bu ülkeye verebileceği bir şey yok, biz 9 yılda tam 9 yüz 91 tesisi tamamladık ve milletimizin hizmetine sunduk. Onlar 3 yılda 9 tesis açıyor bizim 3 yıllık ortalamamız 3 yüz 30 tesis üstelik bunu bizden önce DSİ'nin bütçeden aldığı pay yüzde 3,5 biz bu oranı düşürdük, bütçeden alınan pay yüzde 2, yatırımlar ise geçmişle kıyaslanmayacak kadar fazla, fark AK Parti farkı. Bütçeden alınan pay düştüğü halde kıyas kabul etmeyecek halde hizmet üretiliyor neden acaba? Hep şunu söylediler; Devletin malı deniz, yemeyen keriz' hep böyle dediler, fakat biz millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik ve millete hizmet ederek bugüne ulaştık.
Biz milletin derdini biliyoruz, bu ülkenin ihtiyaçlarını biliyoruz, biz çözümü, işi biliyoruz ve hiç bir engel tanımadan millete hizmet götürüyoruz. İstanbul'a büyükşehir belediye başkanı seçildiğimde İstanbul susuzluktan kıvranıyordu, evlerin içinde varillerle, bidonlarla su biriktiriliyordu bir sektör oluşturulmuştu adeta, musluk açıldığında o malum sesten başka bir şey gelmiyordu, şimdi ne oldu? Şimdi İstanbul'un su problemi hamdolsun 2050'li yıllara kadar çözüldü, Gördes projesi bitmiyordu İzmir'de ve biz Gördes projesini biz 2010'da bitirdik ve bunu da biz çözdük, burada farklı parti var demedik, biz çözdük. Bizim işimiz değildi ama orada yaşayan da bizim vatandaşımız, bizim halkımız ve DSİ'ne dedik ki; Hemen acil şekilde bu sorunu çözelim' ve çözdük. Şimdi yavru vatan Kıbrıs'ın da su meselesini biz çözüyoruz, temellerini attık inşallah 7 Mart 2014'te saat 13:00'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne de anavatandan su akıtıyoruz. Şimdi buradan biz milliyetçiyiz diye slogan atanlara sesleniyorum, milliyetçilik işte böyle olur, büyük devlet işte böyle olunur, Devlet-i Muazzama işte böyleydi, yine öyle olacağız.
Biz 9 yıl boyunca hep yaptıklarımızla, yapacaklarımızla konuştuk. Hiç bir zaman bitti demedik, demeyeceğiz, hiç bir zaman kafi demedik, demeyeceğiz. Bu can bu bedende oldukça 'durmak yok yola devam, durmak yok hizmete devam' diyeceğiz. Bu güzel ülkemizi, Türkiye'yi daha çok büyüteceğiz, işte ABD'nin, Avrupa'nın durumunu görüyorsunuz, gelişmiş ülkelerin nasıl bir belirsizlik olduğunu görüyorsunuz Türkiye bunlara hiç bakmadan devam ediyor, Türkiye yere sağlam basıyor, tedbirlerimizi alıyoruz yere sağlam basıyoruz, mali politikalarda, para politikalarında riskleri önceden fark ediyor, tedbirimizi alıyoruz. 5 yıllık planlar hazırlıyor, bu planlara sadık kalıyor ve hedeflerimize ilerliyoruz, işsizliği aşağı seviyelere çekiyoruz, şimdi işsizlik bizde yüzde 9,1, İspanya gibi bir ülke yüzde 22'lerde hepsi aldı başını gidiyor ama bizde de hamdolsun iyi bir duruma gidiyoruz. Bu sayede Türkiye artık dünyada çok farklı bir yerde, farklı bir şekilde anılıyor. Türkiye artık gıpta ile izleniyor, şunu asla unutmayın sizler çok büyük bir devletin, büyük bir ülkenin Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşısınız. Sizler tarihinizle büyük olduğunuz kadar geleceğinizin ile de büyük bir milletsiniz, yürüyüşümüze kastedenlere asla müsaade etmeyeceğiz. Bu milletin fertleri arasında nifak sokmaya çalışanlara asla fırsat tanımayacağız.
Büyük Türkiye'yi hedef alan terörle, teröristle mücadeleyi tek bir geri adım atmadan sürdüreceğiz. Terör örgütü son aylarda adeta intihar edercesine saldırılar düzenlemeye başladı sadece güvenlik güçlerini değil, küçücük çocukları hatta anne karnında ki doğmamış bebeği bile hedef yapmaya başladılar. Terör örgütü dağdaki mensuplarını öldürmeye gönderdiği kadar ölmeye de gönderiyor, 14, 15 yaşında ki çocukları dağa çıkartıyor, birer robota dönüştürüp kanlı eylemlerine malzeme ediyor. Örgütten kaçan gencecik kızları bir mağara da günlerce işkence yaparak belirsiz bir yere gömüyorlar, gençler kanlı bir pazarda dağda, alınıp satılıyorlar. Öyle analar, öyle babalar var ki çocuklarından senelerce haber alamıyor, soramıyor, sorgulayamıyorlar. İşte geçenlerde evladının ölümü sebebiyle evine Türk bayrağı asarak taziye kabul eden babanın halini düşünün. Nasıl isyan ettiğini gördünüz dimi şimdi terörist başları kendilerini isyancı diye tanımlıyorlar, gerçek isyancılar o evlatlarını kandırıp götürdüğünüz aileler, kime? Size, bırakın normal olarak terörist gençlerin cesetleri bile ailelerinden kaçırılıyorlar. Benim Kürt vatandaşlarımın yüreklerinde ki isyan artık daha da büyüyor, Kürt kardeşlerim artık, benim adıma kan dökme, benim adıma öldürme' diyor. Terör örgütünün de, onun uzantılarının da maskeleri artık tek tek düşüyor. Terör örgütü herkesin yaşam hakkına kastediyor, bunlar terörden başka, öldürmekten başka, kan dökmekte başka bir yol, bir yöntem bilmiyorlar. Bizim 9 yıldır sürdürdüğümüz politikaların kararlılığı artık bugün net biçimde görülüyor, terörle, teröristle, masum vatandaşı ayırmanın, güvenlik dengesinin kurmayı gördük. İnadına demokrasi demeye devam edeceğiz, bir yandan demokrasiyi ileri standartlara inşallah kavuşturacak, bir yandan temel hak ve özgürlükleri genişletecek, terörle mücadeleyi daha etkin bir şekilde sürdüreceğiz.
Başbakan Erdoğan'dan depremzedelere çağrı
Başbakan Erdoğan, Ankara'da Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından yapılan 111 tesisin toplu açılış töreninde açıklamalarda bulundu.



















