
'Tepede kim var?' sorusu gündemde
Meriç, sosyal medyada birbirine zıt kutuplardaymış gibi görünen ancak aynı amaca hizmet eden hesapların iş birliği içinde olduğunu savundu. Bir yanda devlet ve millet değerlerine saldıran hesaplar, diğer yanda ise Türkçülük maskesi altında dini değerleri hedef alan yapıların koordineli çalıştığını belirterek, 'Burada asıl görülmesi gereken, bu uçların nasıl beraber hareket edebildiği ve tepedeki asıl yönlendiricinin kim olduğudur' ifadelerini kullandı.
Değirmenin suyu nereden geliyor?
Yüksek maliyetli haber sayfalarının yönetim süreçlerine değinen Meriç, çok sayıda personel istihdamı gerektiren bu operasyonların finansal kaynağını sorguladı. Bir haber sayfasının saatte çok sayıda içerik üretmesinin büyük bir bütçe gerektirdiğine işaret eden Meriç, 'Para aldıklarını ve fatura karşılığı yalan haber yaptıklarını bizzat itiraf ediyorlar. Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Parayı kim verirse onun haberini yapabilecek bir yapı söz konusu' dedi.
Özellikle deprem gibi akut kriz dönemlerinde ve 7 Ekim sürecinde İsrail yanlısı dezenformasyonun bu hesaplar aracılığıyla sistematik şekilde yayıldığını belirten Altay Cem Meriç, bu durumu bir milli güvenlik meselesi olarak tanımladı. Kaos anlarında yalan haberleri ısrarla paylaşan büyük hesapların varlığının, kriz yönetimini imkansız hale getirdiğini ve toplumsal huzuru doğrudan hedef aldığını vurguladı.



















