ANALİZ - Stratejik Pragmatizmin Gölgesinde Çin-Hindistan İlişkilerinin Geleceği

Asya Yüzyılı projeksiyonlarının merkezinde yer alan ülkelerden Hindistan ile Çin, son dönemde, ilişkilerinin istikrarlı bir şekilde büyüyeceğini gösteren yoğun ve verimli bir görüşmeler dizisi başlatmış durumda Hindistan, ABD’nin “garanti müttefik” olarak gördüğü pozisyondan kurtulmaya çalışıyor. Bölgede bağımsız bir politika inşa edebileceği daha güvenli bir diplomatik mevzi kazanmaya çabalıyor Çin ise Kuşak ve Yol Girişimi'nin uzun vadeli başarısının Hindistan’ın desteğine ihtiyacı olduğunu savunuyor. Peki yönetimi özellikle ucuz işgücü bakımından Hindistan’da önemli fırsatların bulunduğunu düşünüyor Hindistan'da yapılan ŞiModi zirvesinde Keşmir sorununun gündeme gelmemesi iki tarafın politik ve jeopolitik çelişkilerden yalıtılmış bir ekonomik iş birliğini arzuladıklarını da teyid etmiş oldu

İSTANBUL -HÜSEYİN KORKMAZ- Asya Yüzyılı'na girildiğine dair yorumların sıklaştığı günümüzde bu yaklaşımın üzerinde önemle durduğu ülkelerin başında Çin ve Hindistan geliyor. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Hindistan’a yaptığı ziyaret Çin ve Güney Asya ülkeleri arasındaki ilişkilere yeni bir ivme kazandıracak gibi görünüyor.

Nüfusları bir milyarı aşan iki ülkenin ilişkileri bölgedeki dinamikleri yakından ilgilendiriyor. Çin ve Hindistan sırasıyla dünyanın ikinci ve yedinci büyük ekonomisi. Asya Kalkınma Bankası tarafından yapılan "Asya 2050: Asya Yüzyılını Kavramak" adlı bir araştırma Asya ülkelerinin 2050 yılına kadar küresel gayrisafi yurtiçi hasılanın yarısından fazlasını oluşturacağını öngörüyor. Bu nedenle söz konusu iki ülkenin ortaklığı Asya Yüzyılı kavramını ortaya koyabilecek bir potansiyel barındırıyor. Ancak bölgesel hegemonya mücadelesinin patetik sonuçları farklı bir jeopolitik gerçeklik ortaya koyuyor.

- Liderler arasında yoğun temaslar

İki ülkenin liderleri Şi ve Modi son zamanlarda gayriresmi görüşmeler üzerinden yürüyen yeni bir diplomasi türü oluşturdular. Şanghay İş Birliği Örgütü (ŞİÖ), BRICS ve G20 gibi zirvelerde bir araya gelen liderler yoğun ve verimli bir görüşmeler dizisi başlatmış durumda. İki lider ilk olarak 2018 yılında gayriresmi bir toplantıda Çin’in Wuhan şehrinde bir araya geldi. Bu görüşme Çin-Hindistan ilişkilerinin istikrarlı bir şekilde büyüyeceğini gösteren yeni bir aşamaydı. Hatta iki taraf bunu “Wuhan Ruhu (Wuhan Spirit)” olarak kavramsallaştırdı.

Şi ve Modi; Wuhan’ın ardından 11-13 Ekim 2019 tarihleri arasında Hindistan’ın Chennai şehrinin 60 km güneyindeki ünlü turizm kasabası Mamallapuram'da bir araya geldiler. Taraflar bu buluşmaya “Chennai Bağlantısı (Chennai Connect)” adını verdi. İki lider gelecekte de bu gayriresmi zirvelere devam etmeyi planlıyor. Şi, Modi'yi üçüncü gayriresmi zirve için Çin'e davet etti. Modi de daveti kabul etti.

Görüşmenin hemen ardından Hindistan dışişleri bakanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada ilginç anekdotlar vardı. Açıklamaya göre liderler Hindistan-Çin ilişkilerinin küresel sahnede her iki ülkenin artan rolünü yansıtmak için nasıl derinleştirilebileceğini tartıştılar. Ayrıca her iki liderin de uluslararası sistemin ciddi bir yeniden düzenlemeye tanık olduğu görüşünü paylaştığı vurgulandı.

Hindistan Başbakanı Modi, Wuhan’daki ilk zirvenin ardından başlayan stratejik iletişimin derinleştiğini belirtirken farklılıklarını ihtiyatlı bir şekilde yönetmeye karar verdiklerini söyledi.

Söz konusu görüşmede Keşmir konusu gündeme gelmedi. Bir süre önce Hindistan’ın Keşmir’in özel statüsünü iptal etmesi bölgedeki tansiyonu artırmıştı. Şi Cinping Hindistan’a gelmeden önce Pekin’de Pakistan Başbakanı İmran Han ile görüşmüş ve görüşmeden sonra; "ilgili tarafların" konuyu barışçıl diyalog yoluyla çözebileceğini umduğunu belirtmişti. Chennai’de yapılan Şi-Modi zirvesinde Keşmir sorununun gündeme gelmemesi iki tarafın politik ve jeopolitik çelişkilerden yalıtılmış bir ekonomik iş birliğini arzuladıklarını da teyid etmiş oldu.

- Tarafların yakınlaşmasını önleyen faktörler

İki ülkenin sürekli gelişen bir ekonomik ilişkisi bulunuyor. Şu ana kadar binden fazla Çinli işletme faaliyetlerini Hindistan pazarına genişleterek 200 bin kişiye istihdam sağlanmasına yardımcı oldu. Çinli şirketler sanayi parklarına ve e-ticarete yatırımlar yaparak "Make in India" ve "Digital India" gibi girişimlere proaktif olarak katıldılar. Keza Hindistan'ın Çin'e yaptığı yatırım da artıyor.

Hindistan ve Çin birlikte küresel ekonominin yüzde 17,6'sını oluşturuyor. Ancak Çin ile Hindistan'ın ikili ticareti 84 milyar dolar düzeyinde ve bu görece düşük bir rakam. Ayrıca Çin ile Hindistan’ın ikili ticaretinde Hindistan aleyhine yaklaşık 50 milyar dolarlık bir açık bulunuyor. Chennai zirvesinde bu ticaret açığının kapatılması için iki tarafın çaba göstereceği de vurgulandı.

Chennai’de iki gün süren görüşmelerde Şi ve Modi’nin birebir yaklaşık altı saatlik bir müzakere yaptığı ve ticaret açığı konusunda Çin Başbakan Yardımcısı Hu Şunhua ve Hindistan Maliye Bakanı Nirmala Sitharaman başkanlığında ortak bir komisyon oluşturmaya karar verdikleri belirtiliyor.

Hindistan, Çin’in 2018 Nisan ayındaki Çin-Nepal-Hindistan Ekonomik Koridoru teklifine henüz cevap vermedi. Hindistan, Çin’in büyük altyapı projelerine bölgesel jeopolitik gerekçeler nedeniyle güven duymuyor.

İki ülkenin de birbirine karşı bazı tereddütleri bulunuyor. Hindistan, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi'nin altında farklı jeopolitik tasarımların olduğunu düşünüyor. Söz konusu projenin Keşmir’den geçmesi ve Pakistan’ın Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun (ÇPEK) öznesi olması gibi unsurlar Hindistan’ı endişelendiren temel nedenler olarak sıralanabilir. Bununla beraber Çin’in Pakistan ile olan "demir kardeşliği" ve Hindistan’ın ABD cenahına yakınlığı, Çin-Hindistan yakınlaşmasını önleyen faktörler arasında sayılabilir.

Çin ise Kuşak ve Yol Girişimi'nin uzun vadeli başarısının Hindistan’ın desteğine ihtiyacı olduğunu görüşünde. Çin'in çalışma çağındaki nüfusunun 2050 yılına kadar 200 milyon azalacağı tahmin edilirken, Hindistan'da çalışma yaşındaki nüfusun 200 milyon artacağı tahmin ediliyor. Çin özellikle ucuz işgücü bakımından Hindistan’da önemli fırsatların bulunduğunu düşünüyor.

Hindistan genel olarak Çin’in tek kutuplu bir Asya düzeni aradığını düşünüyor. Buna karşılık Çin ise ABD’nin bölgede Hindistan’ı Çin’i çevrelemek için bir tampon ülke olarak kullanmasından endişe duyuyor. ABD’nin bölgedeki komutanlığının adını bile “Hint-Pasifik” olarak revize etmesi bunun tezahürlerinden birisi olarak yorumlanıyor. ABD bölgede Çin’e karşı dengeleme sağlayabileceği en önemli aktörün Hindistan olduğunun farkında.

Fakat durumun Hindistan açısından analiz edilmesi gereken farklı yönleri de var. Hindistan, ABD’nin “garanti müttefik” olarak gördüğü pozisyondan kurtulmaya çalışıyor. Bölgede bağımsız bir politika inşa edebileceği daha güvenli bir diplomatik mevzi kazanmaya çabalıyor.

Uzmanlar istikrarlı bir Çin-Hindistan ilişkisinin sadece iki ülkenin gelişmesini teşvik etmekle kalmayarak, aynı zamanda sistemin çok kutuplu hale gelmesini ve ekonomik küreselleşmeyi kolaylaştıracağını düşünüyor. Hindistan ve Çin, çok kutuplu bir dünya düzeninin yapılanmasına ve uluslararası ticaret ile birlikte küresel enerji piyasasının esnekleşmesine ve ulaşılabilir olmasına ortak bir ilgi duyuyor.

Ancak uzun zamandır özellikle Yeni Delhi'nin Pekin'e güvenememesi ve birbirlerine karşı sürekli teyakkuz halinde bulunmaları iki Asya devinin ekonomik ilişkilerinin potansiyelinin ortaya konmasını engelliyor.

- Çok kutupluluk arayışı

Bir yandan Hindistan, Çin'i çevrelemek için Washington'un Hint-Pasifik stratejisini kullanmak istiyor ancak öte yandan bölgede bağımsız bir güç statüsü inşa etmeyi umuyor. Çin’in uluslararası sisteme yönelik niyetleri ile ilgili Hindistan’ın benzer endişeleri olmasa da son dönemde artan “çok kutupluluk” iştiyakı dikkat çekiyor.

Bununla beraber Çin, Hindistan’a göre daha kuvvetli bir güç olarak öne çıkıyor. Çin, GSYİH büyüklüğü olarak Hindistan’ın beş katı büyüklüğünde ve yıllık savunma harcaması Yeni Delhi’den üç kat fazla. Bu verilerin ortaya koyduğu dengesizliği karşılama çabası Hindistan’ı ABD’ye daha fazla yakınlaştıran bir opsiyona yöneltebilir.

Washington ise Çin’i çevreleyecek ve “Deniz İpek Yolu'nun” gelişmesini engelleyecek Hint-Pasifik stratejisini geliştirme niyetini giderek daha fazla belli ediyor. ABD, Hindistan ile stratejik ortaklığını daha garantili bir pozisyona oturtmaya çabalıyor. Çünkü ABD, Çin’in Asya’daki yayılımına karşı Hindistan’ı bir kalkan olarak kullanabileceğini biliyor.

Çin ise özellikle son zamanlarda ABD ile yaşadığı ticaret savaşları ve içeride Hong Kong protestolarının verdiği zararla uğraşırken bir başka cephenin Hindistan’da açılmasını istemiyor. Bu nedenle Çin, Pakistan ve Hindistan arasındaki ilişkilere dikkat kesilmekle beraber Hindistan’ın diplomatik yöntemlerle kontrol altında tutulması gerektiğini düşünüyor.

[ABD-Çin İlişkileri ve Çin’in Dış Politikası alanında çalışmalarını sürdüren Hüseyin Korkmaz Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Uluslararası Güvenlik Ana Bilim Dalında doktora adayıdır]
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile