Azize Tan : Emek'i yıkacaklar Festival yapamıyoruz

Azize Tan : Emek'i yıkacaklar Festival yapamıyoruz

Medya'nın Emek Sinemasının yıkılmasına karşı tepkisi ve Sinema severlerin baskısı üzerine Emek Sinemasının yıkılma kararı şuan durmuş durumda. İstanbul Film Festivali Genel Koordinatörü Azize Tan Beyoğlu ve Sinema hakkında gazetecilerin sorularına cevap verdi.

Salonların kapanmasına kadar gelen bu süreçte, geri dönüşü olmayan nokta sizce neydi?

Emek Sineması’nı ele alacak olursak, buranın teknolojik sorunları vardı. Havalandırma ve ısıtmasındaki problemler uzun zamandan beri giderilemiyordu. Satılamıyordu, salon çok büyüktü, bunların hepsi birer maliyetti. Sinema mali sıkıntıda olduğu için bu kadar büyük altyapı yatırımlarını zaten yapamazdı. Hem İKSV hem 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Ajansı olarak girişimler oldu çözüm için. Ama bunların hiçbiri hayata geçirilemedi. Bir noktada ekonomik sebepler çıkıyor karşınıza. Yani aslında bu noktaya gelineceği belliydi ama çok geç kalmamış olmayı umuyorum.

Emek Sineması’nın restorasyonu konusunda büyük bir belirsizlik hâkim. Bu anlamda, İstanbul Kültür Sanat Vakfı olarak, yetkililerden size ulaşan güncel net bir bilgi var mı?

Bu konuda kamuoyunun durumu neyse bizim de durumumuz o. Aynen korunacağına dair demeçler varsa o halde planları açıklayın, insanları aydınlatın. Hangi senede biteceğini söyleyin, biz de bu anlamda önümüzü görelim festival olarak. Kaldı ki, Emek Sineması birinci dereceden koruma kapsamındaki binalar arasında yer alıyor. Böyleyken nasıl yıkılmasından bahsedilebiliyor? Bunlar kaybedildikten sonra bir daha asla yeri dolmayacak ya da kopyası yapılamayacak yerler.

Siz bu konuda, yetkililere vakıf olarak ulaşmayı denediniz mi?

Emek için önce Kamer İnşaat’ın sonra Türkmall’ın adı geçti ama biz bu yerlerde kendimize bir muhatap bulamadık. Atilla Dorsay danışma kurulu üyemiz, kendisi Kültür Bakanı’na doğrudan ulaştı, kesinlikle yıkılmayacağına dair bir bilgi veriliyor ama Mimarlar Odası’nın açtığı yürütmeyi durdurma davası bu açıdan önemli. Çünkü mimarlar projede Emek Sineması’nın yıkılacağına dair planların olduğunu söylüyorlar.

Festival olarak sizin duruşunuz nedir?

Bu konuda insanlar, İKSV’nin sessiz kaldığını zannediyorlar fakat öyle bir şey yok. Bunu aylardır her ortamda dile getiriyorum. Bu sinemaları İKSV olarak biz kapatmıyoruz. Biz de bu konuda sinema izleyicileri kadar mağduruz. Festivalimizi bundan sonra Beyoğlu’nda gerçekleştirememe tehlikesi yaşıyoruz ve alışveriş merkezlerine tıkılıp kalmak istemiyoruz. Bu sorunun tartışılabileceği geniş katılımlı sivil bir platform gereklidir. Festival, böyle bir platform için zemin oluşturabilir. Biz, bunun için gönüllüyüz.

Medya ve basının bu konu üzerindeki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kasımdan beri salon kapalı ve demek ki kimse bunun farkında değil. Basınla da aynı sıkıntıyı yaşadık: “Emek kapalı, haber yapar mısınız?” diye daha o günlerden iletişime geçtik. Maalesef konu festivalle gündeme geldi. Bizdeki toplumsal duyarlılık bir şeyler elden gittikten sonra başlıyor

Bir grup sinemasever Emek Sineması’nın önünde konuya tepkilerini göstermek amacıyla film gösterimleri düzenliyor. Bu toplumsal tepkiyi ve oluşumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu gibi bir araya gelmelerde ben isterim ki orada binlerce kişi olsun, sokak hatta İstiklal Caddesi tamamen kapansın. Umarım bu duyarlılık her geçen gün azalacağına artar ve gereken yerlerin bu sesi duymasını sağlar. Bu yerler hem mimari açıdan hem de sinema tarihi açısından çok kıymetliler. Dolayısıyla, bunlar yerinde ve çok haklı tepkiler.

Oluşan sivil tepkinin festival bitimiyle bir durgunluğa ya da unutulma sürecine gireceğine dair bir endişeniz var mı?

Benim böyle bir endişem çok ciddi anlamda var. Elhamra, Saray, Lüks Sinemaları’nın yaşadıkları unutuldu. Birçok insan festival programı açıklandıktan sonra Emek Sineması’nın olmadığını fark etti ve bize e-mektuplar attılar; “Nasıl Emek Sineması’nı almazsınız programa?” diye. Beklentim şu ki, demokratik tepkilerini, yılmadan bu konuyla ilgili mercilere iletsinler. Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi, Kültür Bakanlığı, bunlar direkt muhataplar. Bu sesi duyurmak için tek başımıza kalmayalım. Arkamızda bir halk desteği olduğunu da görsünler. Festivalin bitmesiyle konu kapanmasın.

İstanbullu sinemaseverlerle Emek Sineması arasında duygusal bir bağ vardır. Bu yılki festivalin, seyirci sayısının salonun kapalı olmasından etkilendiğini düşünüyor musunuz?

Öncelikle bu konuda fiziksel bir gerçek var. Emek gibi dev bir sinemanın kapalı olması bizim festival kapasitemizi otomatik olarak düşürdü. Seanslarla birlikte hesaplarsanız; biz 46 bin kişilik bir kapasite düşümü yaşadık. Şimdi ilk hafta seyirci rakamlarına bakıyorum; geçen senekiyle aradaki fark beklediğimizden daha az. Örneğin; fark 6 bin civarında seyrediyor ilk üç günlük sürede. Bu makasın daha çok açılacağını sanmıyorum. Matematiksel olarak seyirci eksikliği giderilecektir ama sinemaseverlerin duygusal açıdan duyacağı bir eksiklik olacaktır elbette.

Sizce bu kapanan salonlar, Beyoğlu’nun sinema dünyasındaki önemini nasıl etkileyecektir?

Festivali festival yapan şeylerden birisi bu festivalin Beyoğlu’nda olmasıdır. Bir salondan çıkıp diğerine girmeniz, aralarda kafelerde vakit geçirmeniz, o ortamı solumak bunlar çok önemli. Festival adı üstünde bir şenlik havasıdır. Siz Beyoğlu’ndan çıktığınız zaman, biz festivali yapmaya tabii ki devam edeceğiz ama aynı ruhu yakalamamız çok zor. Türkiye’de sinemanın can damarı burası. İlk filmin gösterildiği yer bile Beyoğlu’nda. Sinemayla bu kadar anlamlanmış bir yerin dokusuyla oynamak, sinemalardan mahrum bırakmak çok acıklı bir durum.

Emek Sineması’nın geleceği için nasıl planlar geliştirilebilir sizce?

Emek gibi bir salonu ayakta tutmanız günümüz koşullarında mümkün değil. Ama bunun çaresi Emek’i 18 parçaya bölmek ya da yerine başka bir salon yapmak da değil. Emir Kusturica, John Malkoviç, Adrian Kieslovski gibi önemli sinemacılar geldiklerinde, bize böyle bir salona sahip olduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzu söylemişlerdi. Böyle bir yeri, festival sarayı, sinema kompleksi olarak tekrar kazanabilirsiniz. Meslek birliklerine oyuncular ve yönetmenler derneğine bir mekân sağlayabilir, bir sinema müzesi yapabilirsiniz. Burası festivallere, galalara, yönetmenlerle söyleşilere, özel gösterimlere açılabilir örneğin. İmkânsız şeylerden bahsetmiyoruz.

Sinema salonlarıyla ilgili süreç uzun bir zamana yayılırsa, festivalin önümüzdeki yıllardaki mekânları için bir planınız var mı?

Festival biter bitmez mayıs ayı gibi hemen bu konuyla ilgili çalışmalara başlayacağız. Ama önümüzü görebilmek, şu an için en önemli çıkış noktası olacak bizim açımızdan. Eğer bu mekânlar değerleri korunarak yenilenecekse, bize öngörülecek zaman içinde, bunun sıkıntısını göğüslemeye hazırız.

Bu salonların mali anlamda iyileştirilebilmeleri için politik değişiklikler yapılabilir mi?

Bunlar artık hükümet düzeyinde ele alınması gereken konular. Ama seslerinin duyulması için bunlar sinema konseyinde de ele alınır. Ben bunu dile getiririm orada. Böyle durumlarda Kültür Turizm Bakanlığı’nın da elinin kolunun bağlandığını görüyoruz. Her şey maliyede bittiğinden Maliye Bakanlığı’nın çalışma yapması gerekir. Çünkü bu ciddi bir dezavantaj sinema salonları için. Sivil bir tepki oluşturularak baskı yapılabilir bu anlamda. Bu pozitif bir ayrımcılık olacaksa da yapılması gerekir.

Bu yıl, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti, Beyoğlu sinemalarının durumu bu proje kapsamında nasıl bir resim çiziyor?

Bu konuda şunu söylemeden geçemeyeceğim, biz afişlerde logoları koyduk bu şekilde ama ne yazık ki ajansın kesin onayını bekliyoruz hâlâ. Ama tabii ki bu proje, şehrin kültür sanat hayatına canlılık katmak için önemli bir vesile. Bu yıl Avrupa Kültür Sanat Başkenti olmamızı da fırsat bilip bu olumsuzlukları çözüme kavuşturmamız gerekiyor. Ben hâlâ bir şeyler yapılabileceğine inanmak ve umudumu korumak istiyorum.
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile