Sanat Sokağı'nda düzenlenen basın açıklamasını BAKAH adına okuyan Mehmet Güler, "Barış İçin Toplumsal Mutabakat" oluşturma çabasında olan bir hareket olduklarını ve her türlü çifte standardı reddettiklerini belirtti. Barışın toplumsal bir talep ve acil bir ihtiyaç olduğunu ifade ettikten sonra Türkçe okuduğu metni Kürtçe tekrar eden Güler, "Ülkemizde 26 yıldır devam etmekte olan çatışma ve şiddet ortamı, sorununun çözümüne katkı sağlamadığı gibi kin, nefret ve kutuplaşmalara yol açmıştır. Bu süre
zarfında 10 binlerce insanımız hayatını kaybetmiş, köyler, ormanlar, iş yerleri yakılmış, yaşama hakkı çiğnenmiş, büyük şehirler güvenlik açısından yaşanmaz hale getirilmiş ve ülkenin milyarlarla ifade edilen serveti heba edilmiştir. Tarih boyunca devasa sorunların şiddetle çözüme kavuştuğu görülmemiştir. Şiddetle sağlanan sessizliğin ise kalıcı barışı temin ettiği vaki değildir. Şiddet, daha çok ölüm, daha çok gözyaşı, daha çok yıkım ve tükeniş demektir. İnsanlığı derinden yaralayan ve etkileri çok uzun
yıllar süren bu şiddetin son bulması için sivil toplumu harekete geçmeye, sivil tepki vermeye ve barış için toplumsal mutabakata davet ediyoruz. Barış, hükümlerin efendisidir. Barış, insanlığın tarihi ile başlayan harp kavramının zorunlu ve kaçınılmaz sonucu olarak ihtiyaç duyulan bir insani durum ve toplumsal bir olgudur. Bu topraklar var olduğu günden itibaren acımasızlığa, şiddete, kana, ölüme, yokluğa, yoksulluğa, sürgünlere, aşağılanmaya maruz kalmış ve kazanan-kaybeden taraf kim olursa olsun, kaybeden
insan olmuştur" dedi.
Her eve bir yangın gibi düşen cenazeler istemediklerini ifade eden Güler, "Ölüm üzerinden yürütülen kin, nefret, düşmanlık gerekçelerinin eninde sonunda bunun rantını yiyenlere de bir ateş topu gibi döneceği; çocuklarımızın, annelerimizin, genç kız ve gelinlerimizin, boynu bükük bırakılmış yetimlerimizin, matem çığlıklarının asumanı titrettiği acılı ve üzüntülü bir hayatı istemiyoruz. Son olaylar üzerinden bazı kurum-kuruluş temsilcisi ve çevrelerin Kürtlerin temel hak ve özgürlük taleplerini manipüle
etmeye kalkışmaları siyasi basiretsizliklerinden, başından beri çözüme katkı sağlamak istemeyişlerinden, bölünme fobilerinden belki de siyasi rantlarının kaybolması korkusundan kaynaklanıyor olsa gerek. Siyasi iktidarın bu ülkenin en temel sorununun Kürt sorunu olduğunu kabul etmesi, buna yönelik söylemleri, cesaret ve umut verici olmuştu. Ancak açılım söyleminin içi bir türlü doldurulamamış ve başlarda 'Kürt açılımı' diye ismi konulan bu şey daha sonra 'Milli Birlik Projesi' denilerek gittikçe kuşa
çevrilmiş ve 92 konseptine benzer bir konsepte çevrilmiştir. Tüm bu zorluklara rağmen hükümet her türlü kaygı ve çıkar hesaplarının ötesinde, risk alarak Kürt açılımının içini doldurmalı ve ivedilikle pratiğe yönelik somut adımlar atmalıdır. Hükümetin kendi varlığının yanı sıra bütün ülkenin geleceğinin de bu sorunu çözmeye bağlı olduğu unutulmamalıdır" ifadelerini kaydetti.
Geçmişte ateşkeslerin, barış girişimlerinin yeterince değerlendirilmemesinin çözümsüzlüğe hizmet ettiğini iddia eden Güler, "Bundan sonra oluşacak barış çabalarının dikkatle ele alınması gerekir. Çatışmalar süresince benzeri oluşumların sebep olduğu facialar dikkate alınarak şiddette, çözümsüzlükte ısrar anlamına gelen, özel ordu gibi arayışlardan vazgeçilmelidir. Adalet, özgürlük, eşitlik, barış gibi bazı ortak değerlerde buluşmayı ve oturup konuşmayı beceren insanların bulunduğu bir vicdan zemini
oluşturmak istiyoruz. Bu yüzden devletin her türlü operasyonları durdurmasını, PKK'nın da eylemsizlik kararı almasını, sorunların çözümü için başlangıç ve zorunlu bir yol olarak teklif ediyoruz. Bu sebeple çözümde etkin rol alacak bütün dinamiklerin sürece müdahil olması gerektiği konusundaki davet ve ısrarımız son derece net ve anlaşılırdır. Bu çaba gösterilmeden olacak bir süreç değildir ve barış gönüllüleri olarak, vicdan sahibi, hakkaniyet hassasiyetini yitirmemiş, kan üzerinden bir kazanç ummayan
herkesi ve her kesimi bu kanı durdurmak, bu yangını söndürmek için meydanlara, sokaklara, hayatın içine çağırıyoruz" şeklinde konuştu.
Sivil toplum gönüllüleri olarak hiçbir siyasi görüşün ve kesimin vesayeti altına girmeden bundan sonraki süreçte daha aktif ve kalıcı bir tutum sergileyeceklerini ifade eden Güler, "Canımızı yakan bu çatışma ortamının sona erdirilmesi için Van'dan başlayıp bütün bölgeye ve oradan da doğusuyla batısıyla tüm ülkeye yayılarak sesimizi daha etkili ve gür çıkarmaya kararlı olduğumuzu ilan ediyoruz. Vicdan sahibi bütün kesimleri davet ettiğimiz, 'Şiddete hayır, diyaloğa evet' sloganı çerçevesindeki bu yeni
dönemde, çatışmayla zafer elde edeceklerini sananların gücüne rağmen, korkmadan, paniğe kapılmadan ve gerekirse bedel ödeyerek geleceğimizi karartan bu çözümsüzlük konseptine karşı direneceğimizi deklare ediyoruz" şeklinde sözlerini tamamladı.
Bakah'tan Türkçe Ve Kürtçe Barış Çağrısı
Van'da bir araya gelen 52 sivil toplum örgütünün oluşturduğu Barış ve Kardeşlik İçin Toplumsal Mutabakat Hareketi (BAKAH), Türkçe ve Kürtçe açıklama yaparak barış çağrısında bulundu.



















