'Bize Batı Kültüründen Sirayet Ettirdiler, Bu Bir Nüfus Kontrol Planıydı!'
Programda geçmiş yıllardaki tıp eğitimi dönemine değinen Oytun Erbaş, o dönemlerdeki nüfus planlaması algısını şu sözlerle eleştirdi:
'Biz intörndük altıncı sınıfta. 'Kaç çocuğun var?' 'İki.' Hemen. Yeter. Tüpleri bağlamaklar. Sonra ne oldu biliyor musun? Şu anda bırakın, ben insana diyorum ki spirallerinizi çıkarttırın, doğum kontrol hapı almayın diyorum.'
Sunucu Nilüfer Batur'un 'Zaten şu anda infertilite yani kısırlık çok' sözleriyle destek vermesi üzerine Erbaş şöyle devam etti:
'Peki bize bu nereden sirayet etti biliyor musunuz? Batı kültüründen bize sirayet ettirdiler. O zamanlar bunu devlet politikası anlayamadı. Onlar şöyle düşündü: Az çocuk ve işte iyi eğitim, refah. Alakası yok. Esasında bu bir nüfus kontrol planıydı.'
'Türkiye'nin Geleceği İçin Sayımız 250-300 Milyon Olmalı!'
Türkiye'nin önündeki en büyük tehlikenin nüfusun azalması ve kısırlık olduğunu belirten Erbaş, acil önlem alınması gerektiğinin altını çizdi. Nüfusun hızla düşmesi halinde ülkenin bir uçuruma sürükleneceğini belirten ünlü doktor, hedef rakamı da verdi:
'Şu anda bizim nüfusu arttırmamız gerekiyor ama bir sıkıntımız var. Kısırlık. İnsanlar üreyemiyor artık. O nedenle insanlara yapabiliyorsanız üç tane, dört tane, beş tane çocuk yapın. Çünkü üç ortalamayı tutturmamız için bazılarının beş yapması lazım. Altına yazın. Türkiye'nin geleceği için sayımız 250, 300 milyon olmalı. Aşağı doğru gidiyoruz bak. Önce 65 ama sonra yuvarlanırsın uçurumdan. 65, sonra 55 olmaz, 45 birden. Bu sefer ne olur biliyor musunuz? Aynı Avrupa. Ne biliyor musun? Avrupa'nın durumunu söylüyorum: Her yer yaşlı, genç yok, çalışan insan yok, bebek ağlaması yok. Üzgünüm.'
'Avrupa'da Her Yer Yaşlı: Kasiyer Yaşlı, Fuar Elemanı Yaşlı!'
Sunucu Nilüfer Batur'un 'Zaten şu anda yaşlı, yani gerontoloji bütün dünyada en çok para harcanan yer olmaya başlamış' sözleri üzerine Batı dünyasındaki gözlemlerini aktaran Oytun Erbaş, Avrupa'nın çöken nüfus yapısını şu çarpıcı örneklerle gözler önüne serdi:
'Ben geçen hep gittiğim zaman Batı'da şunu görüyorum: İnsanlar var. Ya bisiklet binen teyze yaşlı, marketteki kasiyer yaşlı, ya fuarlara gidiyoruz. Fuarlardaki o fuaye elemanları yaşlı. Yetmiş, yetmiş beş yaş. Altı ya da çocuklu anneler aslında en modern kadınlar.'



















