Barış Girişimi tarafından Bilgi Üniversitesi‘nde düzenlenen ‘Barışı Kurmak‘ konferansında konuşan Gülten Kışanak, parti alarak bağımsız adayları destekleme yönünde bir karar aldıklarını hatırlatarak, aynı zamanda tüm değişim dinamiklerini parlamentoya taşımak için bir çalışma yaptıklarını söyledi. Kışanak, "Kürt sorunu artık tartışmasız bir şekilde Türkiye gündeminin birinci sırasında yer alan bir sorun. Aynı zamanda çözülmemesi nedeniyle başka sorunlara da neden olan bir sorun. Bu nedenle bir toplumsal
barışı inşa etmek gerekiyor. Ve bu süreçte anayasa en kritik noktalardan birisini teşkil ediyor. Çünkü bu sorunun temelinde anaysa var. İlk anayasa yapılması sürecinde inanç farklılıklarımıza, kimlik farklılıklarımıza uygun olmayan bir anayasa inşa edildi" dedi. Bu anayasal düzenin sürekli çatışma ürettiğini öne süren Gülten Kışanak, Kürt sorununun son 30 yıldır kesintisiz bir şekilde çatışma zemininde olduğunu savundu. Kışanak, "Bu tekçi anayasa nedeniyle bir barış sorunumuz var. Bu nedenle anayasayı köklü
bir şekilde değiştirmek, Türkiye‘nin toplumsal dokusuna uygun bir sisteme dönüştürmek gerekiyor. Darbe anayasasına karşı bu güne kadar toplumsal muhalefetin yürüttüğü mücadeleler sonucunda bu anayasanın değişmesi gerektiği aşamasına gelinmiştir. Bu önemli bir aşama. Toplumda köklü değişim ihtiyacının açığa çıkması ve bu gün yeni sivil bir anayasanın gündeme gelmesi önemli bir aşama" diye konuştu.
Sürecin nasıl yaşanacağının önemli olduğunun altını çizen Kışanak, "Herkesin kabul edebileceği hazır bir reçete olacağına inanmıyorum. Ama bunların bir makulünü bulabilmek için demokratik bir anayasa inşa sürecine ihtiyacımız var. Başkaları tarafından şimdilik hoş görülmese de düşüncelerini ifade edebileceği bir ortama ihtiyaç var. Türkiye‘de sınırsızca düşüncelerini ifade edebilmek ne yazık ki beraberinde bedel ödemeyi göze almayı gerektiriyor. Bu da bu anayasa yapım sürecine darbedir. ‘Kürtler ayrılmak
istiyor mu istemiyor mu‘ çok polemik konusudur. Bırakın bunu tartışmayı mevcut yasal düzenlemede Kürt halkı diyebilmek bile hala suçtur. Böylesi bir hukuksal düzenleme var hala. Bunun ötesinde yerel yönetimlerden bahsetmek ülkenin bölünmez bütünlüğüne aykırı oluyor" açıklamasında bulundu.
Gülten Kışanak, Kürtlerin anayasa yapım sürecine dahil edilmeleri gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi:
"Türkiye‘de şu andaki tartışma düzeyinde anayasayı parlamentoya havale etmek gibi bir durum var. Seçim barajıyla gidilen bir parlamentonun temsiliyeti sakattır, eksiktir. Kürtler bağlamında anayasa yapım sürecinde nasıl yol alacakları başlı başına bir tartışma konusudur. Çünkü şu an sorun hala çatışma zemindedir. Yeni acıların yaşanmasını önleyebilmek için neler yapılması gerektiğini tartışmak istiyoruz ama bunun da yolları kapandı. Kürtler ne yapacak, kendisini nasıl ifade edecek? Kürtlerin siyasi
iradeleri dikkate alınmadan çözülebilecek bir sorun değildir. Hazır reçetelerimiz yok ama mevcut anayasadaki temel sorunlara çözüm önerilerimiz vardır. Biz başlangıç bölümünün tüm yurttaşlar adına yazılan bir bölüm olması gerektiğini düşünüyoruz. Devleti güvence altına alan değil insanı insan haklarını güvence altına alan bir başlangıç kısmına ihtiyacımız var. Değişmez madde halkın iradesine ipotek koymak demektir. İçeriğinden bağımsız olarak bir anayasada değiştirilemez maddeler koymak halkın iradesine
ipotek koymaktır."
Vatandaşlık bağını etnik kimlikten arındırmanın yeterli olmadığını belirten BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak, diğer maddelerdeki etnik kimlik referanslarının da kaldırılması gerektiğini söyledi. Kışanak, aynı şekilde Türk etnik kimlik vurgusu çıkartılırken diğer etnik kimliklere de vurgu yapılmaması gerektiğini ve bunun eşit yurttaşlık bakımından önem taşıdığını ifade etti. Anayasa‘da tüm farklı kimlikleri, inançları ve dilleri anayasal güvence altına alan bir genel hükme ihtiyaç olduğunu belirten Gülten
Kışanak, "Bu genel hüküm farklılıkları koruyan anayasal bir garanti olacaktır. Ülkenin bölünmez bütünlüğü lafının altına sığdırılan şey halkın yönetime katılmasını deforme etmektir. Bölge yönetiminden federasyondan bahsedildiğinde hemen ülke bölünecekmiş algısı yaratılıyor. Şu an da bu demokrasiyi inşa etmenin önünde engele hale geldi. Oysa tüm dünyada bunlar aşıldı ve aşırı merkeziyetçi yapılar demokrasi önünde engel olarak görülüyor ve ademi merkeziyetçi yapılarla halkın doğrudan yönetime
katılabileceği bir düzenleme demokrasinin olmazsa olmaz kriteri haline gelmiştir.Ademi merkeziyetçiliğin anayasa da yer alması gerekiyor" açıklamasında bulundu.
Kışanak, anadil konusunun anayasada yasak konusu haline getirildiğini ifade ederek, anadilin yasalarla belirlenebilecek bir şey olmadığını söyledi. Anadilin tartışmasız evrensel bir hak olduğunu savunan Kışanak, "Genel hüküm içerinde güvence altına alınması gerekiyor.
81 il var. Bunlara özerklik vermek idari açıdan bir kargaşa yaratacaktır. Mevcut 81 il üzerinden yerel yönetimlere yetki devri yapmak bu yetki devrini sınırlandırmak anlamına gelir. Sadece bir takım hizmetlerin verilmesi noktasında yerel yönetimlere sorunluluk vermek gerekir. Fakat yerel yönetimlerin özerk otstiyor mu istemiyor mu‘ çok polemik konusudur. Bırakınlması için bölge yönetimlerinin olması zorunludur. Bu bölge yönetimleri tartışılabilir. Şu anda belediye meclisleri kabahatler kanununu bile
değiştirme yetkisine sahip değildir. Bunu değiştiremiyor. Bunu bile yapma yetkisine sahip olmayan belediye meclisine meclis demek demokrasi açsından sorunlu bir durumdur" dedi.
Bdp Eşbaşkanı Gülten Kışanak:
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eşbaşkanı Gülten Kışanak, "Türkiye‘de sınırsızca düşüncelerini ifade edebilmek ne yazık ki beraberinde bedel ödemeyi göze almayı gerektiriyor.



















