İstanbul 30.Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada 4 tutuklu sanık ile 2 tutuksuz sanık, taraf avukatlarıyla birlikte hazır bulundu. Duruşmaya hayatını kaybeden ailenin yakınları da katıldı. Mahkemede çok sayıda yabancı basın mensubu da izleyici olarak yer aldı.
CELSE ARASI MÜTALAA: 5 SANIĞA 22 YIL 6 AY HAPİS TALEBİ
Duruşmada mahkeme başkanı, Cumhuriyet Savcısının celse arasında mütalaasını sunduğunu belirtti. Sunulan mütalaada sanıklar Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud Din Chishti'nin 'bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma' suçundan 2'şer yıl 8'er aydan 22'şer yıl 6'şar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Sanık Rüstemsha Batyrov'un ise ilaçlama işlemine bir dahilinin bulunmadığı, olay anında otelde olmadığı ve söz konusu ölümlerle illiyet bağını sağlayacak bir eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle beraatına karar verilmesi istendi.
'KIZIM 'OĞLUM KUSTU' DEMİŞ, BİRİNİZ DE ÇIKIP DEMİYOR Kİ 'İLAÇTAN OLDU' DİYE'
Duruşmada söz alan Çiğdem Böcek'in annesi Aysu Çelik, 'Gereken adaleti sağlayın, onu toprağa koyduğumuz gün biz de öldük. Ne suçu vardı benim çocuklarımın? Benim evimde yemek pişmiyor artık, nasıl bir vicdanınız vardı? Para uğruna değdi mi bu? Benim kızım sağ olsaydı şimdi tatile gelecekti, 'biz burayı ilaçladık' deyip geri gönderebilirdiniz. Damadım karısını buraya bir hayalle doğum gününe getirmiş, cenazeleri kalktı.
Bir annenin gözyaşını bırakmayın. Çıkarmayın bunları en ağır cezayı verin. Değdi mi yalan dünyanın malı için? Yaşayacak mısınız bu vicdanla devlet sizi serbest bıraksa? Bile bile ilaçladınız o odaya soktunuz çocuklarımı. Benim kızım sağlık okudu, 'biz zehirlendik herhalde' diyor, çocuğum resepsiyonda söylemiş, 'oğlum kustu' demiş, biriniz de demiyor ki 'ilaçtan oldu' diye, damadım giderdi başka otele belki kurtulurlardı.' dedi.
'YAŞADIKLARINI YAŞAMADAN ÖLMESİNLER'
Servet Böcek'in babası Yılmaz Böcek ise 'Bu karşınızda oturan zanlılar benim evlatlarımı bilerek ve görerek ölüme gönderdiler, benim evlatlarımın torunlarımın geleceği vardı. Torunlarım büyüyecekti, evlenecekti. Yaşadıklarını yaşamadan ölmesinler, evlat acısı nedir görsünler, dilerim daha beter olsunlar' ifadelerini kullandı.
'BU KİŞİLERİN İLAÇTAN ETKİLENDİKLERİ İÇİN VEFAT ETTİĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM'
Duruşmada savunma yapan otel yetkilisi Hakan Oğlak, aile yakınlarına baş sağlığı dileyerek, 'Benim param pulum feda olsun da o insanlar ölmeseydi. Yaşadığım sağlık problemden dolayı, acı olay yaşandığı dönemde otele sık sık gidip gelemiyordum. İlaçlama bilgim ve onayım dahilinde yapıldı. İlaçlama yapılınca sordum ne yapılması gerektiğini. 2 gün beklenmesini, havalandırılmasını ve ondan sonra kiraya verilmesini söyledim.
Hangi ilaç kullanıldığını bilmiyorum. Bize oteli kapatmamızı ve tahliye etmemizi söylemediler. İlacın zarar vermediği yönünde bize iddialı konuşma yaptılar. Ben bu kişilerin ilaçtan etkilendikleri için vefat ettiklerini düşünmüyorum. Daha önce de ilaçlama yaptırmıştık, kimseye zarar gelmemişti. Benim olayda kusurum ya da ihmalim yok. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.' şeklinde konuştu.
'SAĞLIK ÇALIŞANLARI YETERLİ MÜDAHALEYİ YAPMADI'
Tutuklu sanık Serkan Kışı ise 'Başladığımız noktadayız, ilaçlamadan olmadığını düşünüyoruz. Bilirkişi raporları ve Adli Tıp Kurumu raporlarında çelişkiler var' dedi. Aileye müdahaleyi yapan sağlık çalışanlarının gerekli ve yeterli müdahaleyi yapmadıklarını belirten Kışı, 'Olay yeri inceleme raporlarında ilaç kalıntısı yok. Raporlarda kesinlik yok, 'olabilir' deniliyor.' diye konuştu.
11



















