Yaz mevsiminin gelmesiyle deniz ve havuzlarda boğulma vakalarının sık görüldüğüne dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Günaydın, "Çoğu zaman bu olaylar bilgisizlik, tedbirsizlik sonucu olmakta ve boğulan kişinin kurtarılmasında da yapılan hatalar boğulma sonucu ölüm oranını artırmaktadır. Bu nedenle Samsun Tabip Odası olarak suda boğulma ile ilgili olarak vatandaşlarımızı uyarmak ve bilgilendirmek istedik. Kazayla ortaya çıkan diğer ölüm olgularında görüldüğü gibi suda boğulma, çoğunlukla genç yaştaki kişilerde
görülür. Boğulma nedeniyle görülen ölüm oranı son 20 yılda artmıştır. Bu artış yüzme havuzlarının sayısının artmasına, nüfus artışına, alkol tüketiminin artmasına bağlanabilir. Boğulma, kaza sonucu görülen ölümler arasında üçüncü sırada yer alır. Tüm dünyada yılda ortalama 150 bin kişi suda boğulma neticesinde ölmektedir. Kesin sayı bilinmemekle beraber her yıl ülkemizde ve şehrimizde de özellikle yaz aylarında çok sayıda suda boğulma olgusu görülmektedir. Bu kazalar denizlerde, göl ve nehir sularında,
baraj göllerinde, banyo küveti ya da havuzlarda olmaktadır. Alkol alımının ardından yüzme ya da gezi amaçlı tekne gezisi, suda boğulma olasılığını artırmaktadır. İki yaşının altında ve ergenlik yaş grubunda (10-19 yaş arası) ve erkeklerde daha fazla görülmektedir. Bununla birlikte ileri yaşlarda da küvette boğulma olgularına rastlanmaktadır" dedi.
Teknelerde can simitlerinin bulunması ve bunların yeterli sayıda olmasının çok önemli olduğuna dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Mithat Günaydın, "Bazı olgularda spinal travma ya da benzeri yaralanmanın ardından suda boğulma olabilmektedir. Bazı olaylarda da bayılma suçlanmaktadır. Epilepsi tanısı konmuş olan hastaların yüzmeden önce gerekli tedbirleri alması gerekir. Bu hastaların iyileşmesi kurtarma süresinin kısalığına, olay yerinde uygun temel yaşam desteği yapılmasına ve acil yardımın başlama zamanına
bağlıdır.Hastane öncesi ilk yardım çok önemlidir. Boğulmuş olan hastanın ilk tedavisi, olay yerinde sudan hızlı ve dikkatlice çıkarılmasıyla başlar. Kurbanın kurtarılmasına karar verildiğinde hızlı hareket edilmelidir. Çünkü hastanın prognozunu belirlemede kritik faktör hipoksinin süresidir. Olay yerinde hızlı bir müdahale yapılmalı ve hasta hemen suyun dışına çıkartılmalıdır. Kurtarma esnasında bazı taşıyıcılardan ve yardımcı araç gereçten yararlanılmalıdır. Öncelikle boğulan kişiyi çekerek
kurtarmaya çalışmalı. Kurtarıcı kişisel güvenliğini asla unutmamalıdır. Boğulma öncesinde kişinin suya atladığı, surf yaparken düştüğü biliniyorsa, yada nasıl boğulduğu bilinmiyorsa boyun yaralanması olabileceği akılda tutulmalı ve boynu dikkatlice korunarak, boyunluk takılarak, hareketsiz hale getirilmelidir. Boyun yaralanmalarında çoğunlukla servikal vertebraların alt kısmında kırık olmaktadır. Boğulan kişinin öncellikle solunumu derhal düzeltilmelidir. Solunumu olmayan hastalarda hızlı bir şekilde
uygulanan kurtarıcı nefesi kurbanın hayatta kalma şansını artıracaktır. Boğulma tehlikesi geçiren bir vakayı kurtarmada en önemli ve ilk basamak tedavi acilen kurtarma solunumun, ağızdan ağza teknikle ve mümkünse koruyucu maske kullanılarak yapılmasıdır. Kurtarma solunumun başlama hızı ile yaşam şansı arasında pozitif bir ilişki vardır. Kurtarıcının güvenliği ve vakanın hava yolu sağlanır sağlanmaz kurtarma solunumuna başlanır. Eğer bu kurtarıcı soluklara rağmen hastanın solunumu yok ise, hasta hareketsiz,
inleme şeklinde bile olsa herhangi bir ses çıkartmıyorsa bu konuda eğitimli bir kişi tarafından hemen kalp masajına da başlanmalıdır. Kurtarma nefesi boğulan eğer yanıtsız ise suyun içinde veya suyun sığ olduğu yerde uygulanmalıdır. Suyun içinde yapılan kalp masajı genellikle etkisizdir ve kurtarıcı için de tehlikeli olabilir. Göğüs kompresyonu veya kurtarıcı nefesi esnasında boğulan kişi kusabilir. Eğer kurban kusarsa kurbanın başı yan tarafa döndürülür ve parmak, elbise veya aspiratör ile ağzı
temizlenmelidir. Eğer kurbanda servikal yaralanma varsa hastanın baş, boyun ve gövdesi bir kütük gibi döndürülmelidir" diye konuştu.
Günaydın sözlerini şöyle tamamladı:
"Bu vakalarda yutulan veya aspire edilen suyu boşaltmaya çalışmak anlamsızdır. Çünkü çoğu zaman az miktarda su aspire edilmiştir ve bu suyun da çok büyük bir kısmı akciğerlerden sistemik dolaşıma verilmiştir. Aynı zamanda çoğu vakalar su bile aspire edemeden laringospazm veya solunum inhibisyonundan ölürler. Bu yüzden havayolunda ki bu suyu dışarı çıkarmak için yapılan hastayı ters çevirip baş aşağı sarkıtma, karnına basarak suyu çıkarmaya çalışma gibi işlemler yarardan ziyade hastaya zarar verebilecek
uygulamalardır. Çünkü solunumun başlatılmasını geciktirmenin yanı sıra başka yaralanmaların gelişmesine de neden olabilir. Ancak ağız içinde görülen yabancı cisimler varsa onlar parmak ile dikkatlice çıkarılmalıdır. Boğulan kişi ne kadar iyi görünürse görünsün mutlaka hastaneye götürülmelidir."
(MAY-SA-CC-Y)
Boğulmalarda İlk Yardımın Önemi
Samsun Tabipler Odası Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mithat Günaydın, suda soğulmalara karşı vatandaşları uyardı.



















