Bü'de 'Ermeni Meselesi' Konuşuldu

Bü'de 'Ermeni Meselesi' Konuşuldu

Bartın Üniversitesi Tarih Kulübü tarafından, 'Ermeni Meselesi' konulu bir konferans düzenlendi.

Konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Haluk Selvi, Avrupa'da ve Amerika’da Ermeni diasporasının oluşmasında en önemli unsurun misyoner okulları olduğunu, Ermeni soykırımını iddia eden büyük üniversitelerin hocalarının, arka taraftan ceplerine hangi çeklerin konulduğunun tahmin bile edilemeyeceğini söyledi.

Bizans İmparatorluğu döneminde bazı zengin Ermeni ailelerinin İstanbul'a yerleştirildiğini ifade eden Prof. Dr. Selvi, "Türkler İstanbul'u fethettiklerinde Fatih Sultan Mehmet hiçbir etnik ayrım yapmadan ikame etmiştir. Bütün gayrimüslim gruplar gibi Ermenilerin de Osmanlı Devleti'ndeki hakları bir anayasa ile güvence altına alınmıştır. Bu hukuki haklardan Ermeniler yararlanmıştır. Ermeniler Sultan Abdülhamid döneminde, işi silahla çözmeye karar verdiler. Ermeniler, kendilerine terörü bir hareket noktası olarak kabul ettiler. Hınçak Cemiyeti, Rusya Ermenisi, sosyalist gençlerden kurulmuştur. Ve burada Rusya’nın desteğiyle silahlı gruplar kurup, Anadolu içerisinde eylem yapmaya geleceklerdi. Terör, büyük devletlerin ya da bölgede çıkarı olan devletlerin buraya ilgisini çeker ve bir araç olarak burada reform yapılmasını ister" dedi.

"ERMENİ DİASPORASININ OLUŞMASINDA EN ÖNEMLİ UNSUR MİSYONER OKULLARI" Prof. Dr. Haluk Selvi, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ermeni sorunu dediğimizde ele almadan geçemeyeceğimiz, illaki üzerinde durmamız gereken konu misyoner okullarıdır. Tehcire kadar giden süreçte bunların etkisini gözardı edemeyiz. ABD’de ilk defa 1810 yılında doğuya ait bir misyonerlik merkezi kurulmuştur. Amaçları Müslümanları Protestan yapmak, Katolikleri, Ortodoksları ve Gregoryenleri de Protestan yapmaktır. İngiltere'yle beraber 1840 yılında İzmit’e misyoner göndermişlerdir. Amerikan misyoneri geliyor; bu bölgede araştırmalar yapılmıştır. Adapazarı’na geldiğinde buradaki Gregoryen Ermeniler; 'bu kafirleri taşlamalıyız' diyerek bunları taşlayarak kovalıyorlar. Ama ABD bu işten vazgeçmiyor. Bunların arasına eğitimle, okullarla ancak varlığımızı kurabiliriz diyorlar. Ve İncil’i Ermenice yayınlıyorlar. Sonra Bahçecik’te, İstanbul’da mektep ve okullarla bu işe başlıyorlar. 30 yıl sonra Amerikalılar, Doğu Anadolu Bölgesi de dahil olmak üzere Anadolu’nun en modern eğitimini veren 9 koleje sahiptiler ve bu okullarla birlikte Amerikalıların, Osmanlı topraklarında kreşler, hastaneler, yetimhaneler 400 müessesesi bulunuyordu. Esas merkezleri Beyrut, Şam ve Diyarbakır'dı." Tehcir sırasında Dahiliye Nazırı Talat Bey’in bu tehcirin amacının kesinlikle Ermenileri imha etmek, cezalandırmak olmadığını, savaş sahası dışına taşımak ve zararsız hale getirmek olduğunu, bütün vilayetlere gönderdiği telgraflarla defalarca bildirdiğine dikkat çeken Selvi, “Bu telgraflarda Ermenilere taarruz edenlerin ve kötü muamelede bulunanların yakalanıp cezalandırılacağını, bunların malları ile ilgili suimuamelede bulunan vali ve mutasarrıfların da cezalandırılacağını bildiriyor. Ve savaş sırasında, 1915 ve 1916 yargılamalarında 30’dan fazla Osmanlı askeri sevk ve idarecisi Ermenilere kötü davrandıkları için idam ediliyor. Bu nasıl bir soykırımdır? Soykırım denilen şey kasıtlı ve bilinçli olarak bir milletin ya da herhangi bir grubun ortadan kaldırılmasını hedefleyen göçürme, katliam, işkence ve kötü muameledir. Peki bunun neresinde bir milleti yok etmek, cezalandırmak var” diye konuştu.

Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile