Partisinin TBMM‘deki grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, Avrupa Parlamentosu‘nun (AP) Türkiye‘deki gazetecilerin özgür olmadığına ilişkin raporuna değindi. Raporda, güçler ayrılığı dengesine vurgu yapıldığını, basın özgürlüğü ve yasaklar üzerine durulduğunu belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini, ‘‘Avrupalılar sanıyor ki bunlar 3 Y ile yasaklar, yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele ediyorlar. Bunlarla mücadele etmediler bunların amacı halkı kandırmak, Türkiye‘yi kocaman hapishaneye dönüştürdüler. Kimse yazı
yazamıyor, telefonla konuşamıyor, neredeyse düşünemeyecek duruma getirdiler‘‘ diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, eleştirilere karşı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın ‘‘dengesiz‘‘ ifadesini kullandığını belirterek, ‘‘Kendi dengesine baksın önce. Seni o koltukta bırakmayacağım, indireceğim. Ama memnun olduğum bir şey var, daha düne kadar bunlar AK Parti‘yi yere göğe sığdıramazlardı; AK Parti reformcu-CHP statükocu, AK Parti özgürlük, kalkınma ister öneri getirir-CHP eleştiri getirir. Tablo şimdi 180 derece döndü. Şimdi artık onlar da anladı ki ‘Bu AK Parti bizim kafamızda düşündüğümüz ya da birilerinin
algılatmak istediği AK Parti değil. Bu AK Parti, toplumu geriye götüren, statükocu, yoksulluğu artıran, yoksulların onuruyla oynayan bir AK Parti‘dir‘. Artık bunu gördüler‘‘ dedi.
Gazetecinin elindeki unsurların; kalemi, kağıdı, teybi, kamerası, fotoğraf makinesi, mikrofonu olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ‘‘Darbe yapacaksa, halkı aydınlatacaksa, olayı soruşturacaksa ancak bunlarla yapar. Gazeteci budur‘‘ dedi.
Kılıçdaroğlu, iktidarın, gazetecilerin elinden ‘‘yıpranma hakkı‘‘nı aldığını, baskıyı artırarak, manşetlere müdahale ettiğini, yandaş medya oluşturduğunu savundu. Bir kısım medyanın sabah akşam CHP‘yi çekiştirdiğini dedikodu makinesi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ‘‘Onlar CHP‘yi eleştirdiklerinde bilin ki CHP yol alıyor. Rahatsız oluyorlar, onları daha çok rahatsız edeceğiz, ayağa yere basan projelerimiz var‘‘ şeklinde konuştu.
AK Parti iktidarında, medyanın rahat nefes alma şansı bulunmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, iktidarın, baskısını, yeri geldiğinde şiddeti, yargıyı da kullanarak uyguladığını savundu. Kılıçdaroğlu, ‘‘Basılmamış kitabın sorgulandığı demokrasi bizim demokrasimizdir. Böyle bir demokrasi ve anlayış mı olur? Bir ülke düşünün, Başbakan çıkıp gazetecilerin hangi gerekçeyle tutuklandıklarını açıklıyor. Ben size diyorum bizim başımızda başsavcı var, inanmıyordunuz kendisi itiraf etti, açıkladı. Güzel bir görev
yapıyor başsavcı olarak, kim konuşursa susturuyor, polise talimat veriyor tutuklatıyor, sabaha karşı evi basılıyor, tek otorite, böyle başsavcılık nerede? Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bile bu kadar yetkisi yok. Hem yürütme hem yargısınız, yasama organı da zaten elinizin altında, tek güçsünüz. Buna AK Parti, ileri demokrasi diyor, sevsinler onların ileri demokrasisini. Baskı arttıkça özgürlüğümüzü daha fazla dillendireceğiz, ülkenin içinde bulunduğu açmazları halka daha iyi anlatacağız, istediği
kadar baskı yapsınlar yılmayacağız, direneceğiz‘‘ diye konuştu.
Doktorların, 14 Mart Tıp Bayramı‘nda doktorların sorunlarını dile getirmek için yürüdüğünü, Sağlık Bakanı‘nın ise ‘‘Bunların elinde Che posterinin ne işi var‘‘ dediğini belirten Kılıçdaroğlu, ‘‘Adamın derdine bak. Bu kadar gerçeklerden kopuk, Sağlık Bakanı olabilir mi?‘‘ dedi.
Kılıçdaroğlu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla gittiği Mardin‘e ilişkin izlenimlerini anlattı. Sokakta karşılaştığı her genç ile küçük bir kız çocuğunun ağlayarak babası için iş istediğini kaydeden Kılıçdaroğlu, ‘‘Milyonlarca insanı işsiz bıraktınız. Bu tablo bir insanlık dramıdır‘‘ ifadelerini kullandı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın ilde 78 tesis açtığına işaret ederek, 78 kişinin işe alınıp alınmadığını sorduğunu ve ‘‘Hayır‘‘ yanıtı aldığını belirten Kılıçdaroğlu, ‘‘Milleti kandırıyorsunuz. 78 tesis açtım diyorsunuz, 78 kişinin istihdamı bile yok. Okulun bacası, çatısı aktarılmış, iki yere badana boya yapılmış, beyefendi tesis açıyor. Olacak şey değil‘‘ diye konuştu.
"BİZ GECEKONDU BİR PARTİ DEĞİLİZ"
Toplu açılış törenlerine ilişkin eleştirilerini ‘‘Temel Fıkrası‘‘ anlatarak sürdüren Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
"Temel, cam silerken elini kesmiş. Aile hekimine gitmiş. Kapıyı açmış içeri girmiş önüne iki kapı çıkmış. Birisinde hastalıklar, diğerinde yaralanmalar yazıyor. Yaralanmalar kapısından içeri girmiş. Orada da iki kapı görmüş. Birinde kanamalı, diğerinde kanamasız yazıyor. Kanamalı kapıyı açmış, içeriye girmiş, yine önüne iki kapı çıkmış. Hayati önemi olan, hayati önemi olmayan. Hayati önemi olmayan yazısı olan kapıyı açınca kendisini sokakta bulmuş. Eve gelmiş, Fadime sormuş, ‘iyi baktılar mı‘ diye. Hiç
bakmadılar ama organizasyon müthiş, demiş. 78 tesis açacaksınız bir Allah‘ın kulu çalışmayacak. Organizasyon müthiş ama
sonuç fiyasko.‘‘
Başbakan Erdoğan‘ın İskenderun‘a da tesis açmaya gittiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, tesisler arasında ihale ya da proje aşamasında olanların bulunduğunu kaydetti. Kılıçdaroğlu, ‘‘Halkı böyle kandırıyorlar. Başbakan tesis açarken vatandaşlarımız bu fıkrayı hatırlasınlar‘‘ dedi.
CHP Lideri, 9 yıllık uygulama ve açıkladıkları projelere bakılmasını isteyerek, ‘‘Biz gecekondu bir parti değiliz. Dün kurulduk, bugün şöyle yapıyoruz, değil. Kökenimiz var, geçmişimiz var. Biz bu ülkeyi adam gibi yönetmek ve çağdaş uygarlığa götürmek istiyoruz e7ıklıyor. Ben size diyorum . Yeniliğe açığız, demokrasi ve özgürlük istiyoruz. Eleştirildiğimiz zaman kızmayacağız. Hiçbir gazeteyi kapattırmayacağız, hiçbir gazetenin manşetine müdahale etmeyeceğiz, hiçbir gazeteciyi işten atın demeyeceğiz.
Özgür basını sağlayacağız. Hiçbir sanayici, esnaf korkudan konuşamıyor. Sandıkta görüşeceğiz‘‘ diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, dün Kayseri‘deki yolsuzluk iddialarına konu rüşvet defterini Erdoğan‘a gönderdiğini belirterek, ‘‘Recep Bey, ‘Defterden haberim yok‘ diyemez. Önünde duruyor defter. Onu Silivri‘ye götürdüler, Ergenekon üyesi diye. Aslında Silivri‘yle götürme nedenleri, rüşveti kapatmak için. Sanıyorlar ki biz bunları unuttuk. Rüşvet defterini gönderdim. Arzu ederse hapishaneden yazılan mektubu da gönderirim. Yapacağı bir şey var: İki tane mülkiye müfettişi görevlendirecek. Yapacağı bir şey daha var... Bir
savcı soruşturmayı yaparken bu defteri niye görmez? Bu savcı defteri görmeyip de neyi görecek? Recep Bey‘in gülen yüzünü görecek, sırtını sıvazlayan elini görecek, aferin oğlum, iyi yapıyorsun, dosyayı kapattın, bunu mu görecek? Sonuna kadar takip edeceğiz. Başbakanlık koltuğunda otur, milleti soyanlara ses çıkarma.. Bunun mücadelesini vereceğiz‘‘ dedi.
Rüşvet toplayan kişide belediyenin mührünün de bulunduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, mührün bir belediyenin namusu olduğunu kaydederek, ‘‘Şimdi defter Recep Bey‘in önünde. Ne yapacağını hep beraber göreceğiz‘‘ diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, grup toplantısında CHP‘ye katılan Bingöl‘ün Yayladere Belediye Başkanı Zeynel Ergin‘e parti rozetini taktı.
Chp Grup Toplantısı...(2)
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kayseri‘deki yolsuzluk iddialarına ilişkin dosyayı Başbakan‘a gönderdiğini belirterek, ‘‘Defter Recep Bey‘in önünde. Ne yapacağını hep beraber göreceğiz" dedi.



















