Chp grup toplantısı

Chp grup toplantısı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının iptal edilmesini eleştirerek, "Yasakladıysan evinde otur o zaman, düğünde dernekte senin ne işin var?" dedi.

Partisinin TBMM`deki grubunda konuşan Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını iptal edilmesini eleştirdi. Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet eğer gerçekten de kimsesizlerin kimsesiyse, hem acı günümüzde hem sevinçli günümüzde Cumhuriyeti unutmamamız gerekiyor. Cumhuriyet Mustafa Kemal`in en büyük devrimlerinden birisidir. Cumhuriyet hepimizin kutlaması ve sahip çıkması gereken bir gerçektir. Cumhuriyet sadece CHP`lilerin değil, bu ülkede 74 milyon yurttaş yaşıyorsa, 74 milyon yurttaşın ortak paydasıdır.Bunun böyle bilinmesi lazım. Biz `resepsiyonları niye iptal ettiniz` diye eleştirmedik. Birisi kalkmış diyor ki `Resepsiyonda elimizde kadeh olacak, Cumhuriyeti öyle mi kutlayacağız` Senin Cumhuriyet anlayışın buysa, biz o anlayışa karşıyız. Onu şiddetle reddediyoruz. Kapalı kapılar ardından belki içki içebilirsin, elindeki kadehi gizleyebilirsin ama Cumhuriyeti gizleyemezsin. Cumhuriyete sonuna kadar sahip çıkacağız. Sonuna kadar sahip çıkmakta zaten bu ülkede yaşayan her yurttaşın görevidir. `Bunuyasakladılar ondan sonra koşa koşa düğünlere gittiler. Bunların anlayışı bu. Milleti kandıracaklarını sanıyorlar. Senin maskeni indireceğim. Cumhuriyeti yasakladın, koşa koşa düğüne gittin. Adama sormazlar mı bu iki yüzlülük, bu riya nedir? Yasakladıysan evinde otur o zaman, düğünde dernekte senin ne işin var? Vatandaşa gelince yasak, düğüne derneğe gelince koşa koşa gidersin. Sonra bunların Cumhuriyet anlayışları bu. Bunu şiddetle reddediyoruz. Diyor ki `Biz bu kararı Genelkurmay Başkanımızla beraberaldık. Genelkurmay Başkanı senin onay makamın mı? Sen niye Genelkurmay Başkanı`nın arkasına saklanıyorsun. Sen Başbakan değil misin? Yasak kararını bile birilerinin arkasına saklanarak bize anlatmaya çalışıyor. Her şeye karşın bu ülke birliğini koruyor. Bütün yasaklara karşın yine bu ülkede Cumhuriyet kutlandı, törenler yapıldı insanlar ellerine aldıkları bayraklarla sokaklarda gezdiler. Ve biz onların bu sevinçlerini, neşelerini, hüzünlerini paylaştık. Sonuçta tasada ve kıvançta beraber olan güzel birülkeyi yaşatmak için çaba harcıyoruz" diye konuştu.

Konuşmasında terör konusuna da değinen Kılıçdaroğlu, "Şehitlerimiz için nasıl üzülüyorsak terör nedeniyle hayatını kaybeden yurttaşlarımıza da öyle üzülüyoruz. Canlı bombanı üzerine atlayan Hatice Belgin`in acısını yüreğimizde yaşamayacak mıyız? Terörün ne zaman kimin canını alacağını kimse bilmiyor. Meclis`te terör görüşmesi istedik. Terör 30-35 yıldır Türkiye`nin gündeminde. Genel görüşme yapalım diyen sensin sonra parlamentoya gelmeyip kaçanda da sensin parlamentodan kaçan bir başbakan olabilir mi?"dedi. İktidarın çözüm önerileri yok diye kendilerini eleştirdiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Söze gelince `Bunların çözüm önerisi yok` diyor. Gelseydin Meclis`e görürdün önerilerimizi. Ülkeyi sıfır terörle devralacaksın 10 yılda kan gölüne çevireceksin. Seçimler zamanında özel temsilcini gönderip saygılarını sunacaksın ardından da genel görülmeye katılmayıp milletin önüne çıkıp `terör biz çözeceğiz` diyeceksin. Terörü bu hükümet çözemez. Çünkü iradesi, gücü, yolu ve yöntemi yok. Çözüm üretmeyen, parlamentodankaçan bir iktidar tüm şehitlerin sorumlusudur. Kimse başka bir yerde sorumlu aramasın. Sorumluluğu hep başka yerlerde arayıp kendi hep üstte kalan bir siyasi anlayış. 24 şehidin olduğu gün yaptığı ilk iş muhalefeti suçlamak oldu. Böyle bir anlayıştaki iktidar bu sorunu çözebilir mi. Bu iktidar değil 10 yıl 50 yıl da kalsa bu sorunu çözemez. Bir çağrım var. Sen bizim önerlerimizi dinlemiyorsun kendi çözüm önerilerini getir de destek verelim" diye konuştu. VAN DEPREMİ Van`daki depreme de değinen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Böyle bir olayda politika yapmanın doğru olmadığını hepimiz biliyorduk. Ama biz daha oradayken 24 Ekim tarihinde, hükümetin Bakanı Beşir Atalay "Ulaşılmadık bir yer kalmadı. Tüm sorunları çözdük. Hiç eksiğimiz kalmadı" diye bir açıklama yapıyor. İki gün sonra Başbakan konuşuyor, `İlk 24 saatte eksiklikler oldu` diye bir açıklama yapıyor. Hangisi doğruyu söylüyor. Aynı hükümet. Biri başbakan bir bakan. Kazara CHP`den iki ayrı ses çıksa AKP medyası başlık üzerine başlık atmıştı. Başbakan bu binalarınruhsatını kim bilir hangi belediyeler verdi diyor. Ben cevap vereyim Londra Belediye Başkanı verdi bu binaların ruhsatını. Sen nasıl bilmezsin senin belediye başkanların verdi bu ruhsatları. Herkes müteahhitlere saldırıyor. Peki kim izin verdi bu binalara. Televizyonlarda `devlet organize olamadı` diyorlar. `Hükümet organize olamadı` diyemiyorlar. Biliyorlar ki derlerse ertesi gün başbakan çağıracaklar onları. O belediye başkanı kim. Şimdi milletvekili. Hangi partiden. Buradan soruyorum, savcının Erciş`leilgili daha önce talebi üzerine sen soruşturma izni verdin mi, vermedin mi? O belediye başkanı şimdi senin koltuğunun altında milletvekilliği yapıyor. CHP`li belediye olsaydı sadece Başbakan değil bütün AKP`liler koro halinde söyleneceklerdi. Deprem vergileri vardı biliyorsunuz. Vatandaş da haklı olarak soruyor `deprem vergileri ne oldu` diye. TRT`de bu konuyu dile getiren bilim insanına yaptıkları ilk iş sesini kısmak. Maliye Bakanı `deprem vergilerini toplayıp yol yaptık` diyor. Bu bakanın bütçenin neolduğundan haberi yok. Bütçelerde birlik ilkesi vardır. Bundan haberi yok ama Maliye Bakanı. İthal Maliye Bakanı olduğu için, ama İngiltere`de de var. Ama haberi yok. Deprem vergilerinin nereye harcandığı her vatandaşın sorması gereken bir sorudur. Çocuk doğduğu andan itibaren vergi verir. Amma alırsınız, altını yıkasınız suyla vergi veririsiniz. Eğer vergilerinizi hesabı verilmiyorsa o hükümet hortumcu hükümettir. Bir de İçişleri Bakanı var Allah akıl fikir verin. İnsanlar acı içinde o da espri yapıyor,`Burası saray gibi` diye. Takdirini bu millete bırakıyorum." CHP`nin 2008`de yayınladığı ``Depremde sorunlar ve çözümler`` ba akan olabilir mi?" dedi. şlıklı kitabı gösteren Kılıçdaroğlu, bunu Erdoğan`a göndereceğini söyledi. Kılıçdaroğlu, ``Bakalım bunlara da kağıttır diyecek mi?`` dedi

Erdoğan`ın, ``Bizi asıl yıkan, asıl zarar veren, depremin kendisinden çok, depreme karşı gerekli hassasiyetin gösterilmemiş olmasıdır. Beton bina adı altında adeta kumdan kaleler, binalar, meskenler inşa ediliyor`` dediğini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: ``Kumdan evler yapılıyormuş, sen Başbakan değil misin, sen neredesin? Millet deprem vergisini ödüyor, sen ne yaptın? Sen Başbakanlığın ne olduğunu bile bilmiyorsun, ülke yönetiminin ne olduğunu bilmiyorlar. Sadece ceplerini düşünenler, ülkenin nereye gittiği konusunda hiçbir zaman güven vermezler. Bu aynı zamanda 2002-2011 arasındaki çaresizliğin itirafıdır. `İnsanlar kumdan binalar yapıyor, ben çaresizim, imara aykırı yapı yapıyorlar, ben çaresizim...` Çaresizsen, Başbakanlık koltuğunu niye işgalediyorsun? Bunu söyleyince, `vay efendim bizi istifaya davet ediyorlar.` Davet etmeyeyim de sana gül mü vereyim, o kadar insan öldü orada. Bunun sorumlusu kim? Şikayet ediyorsun, Başbakanlık şikayet merci mi? Aradan geçmiş 10 yıl, şikayet ediyor, ama bu şikayetlerin hepsi samimi değil. Samimi olsa, o belediye başkanına `kardeşim bu partiden ayrıl` der. Göreceksiniz onu da koruyacak, ona da el bebek gül bebek muamelesi yapacak.`` DENİZ FENERİ SORUŞTURMASI Erdoğan`ın Fransa`da katılacağı G-20 toplantısının konularından birinin yolsuzluk olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, 2011 AB İlerleme Raporu`nda yolsuzlukla mücadeleyle ilgili bölümlerden alıntı yaptı. Kılıçdaroğlu, Erdoğan`ın, bu toplantıda yolsuzlukla ilgili ne konuşacağını merak ettiğini belirterek, ``Diğer üyeler, bereket versin AB İlerleme Raporundan haberi yok, olsa herhalde sorarlar`` dedi

Kılıçdaroğlu, Erdoğan`a, ``rüşvet defterini`` gönderdiğini, Erdoğan`ın ise ``Onlar kağıt`` dediğini ifade ederek, ``Defterin kağıttan yapıldığını da bilmiyor. Defterin fotokopisini gönderiyorum. Mülkiye müfettişi görevlendirdin mi diye soruyorum; tık yok, sahip çıkma var. Çünkü yolsuzlukları koruyarak, iktidarda kalacağını düşünüyor. Kul hakkı yemek, en büyük günahtır. Bunlar da kul hakkı yiyorlar`` diye konuştu

Deniz Feneri ile ilgili arama yapılacağının önceden bildirildiğini söylediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, ``İnsanda vicdan varsa, önceden haberi kim verdi diye sorar, bu soruyu dahi kendisine sormuyor" dedi. Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan`a, ``Bizim milletimiz, vatandaşımız, gönül huzuru içinde kurbanlıklarını Deniz Feneri`ne bağışlasınlar mı, bağışlamasınlar mı?`` diye sordu

Ekonomideki gelişmeleri de değerlendiren Kılıçdaroğlu, geçen yıl yüzde 5,5 olan enflasyon hedefinin 13 Ekim`de açıklanan Orta Vadeli Program`da yüzde 7,8 olduğunu anımsattı. Kılıçdaroğlu, aradan 13 gün geçtikten sonra ise enflasyon hedefinin yüzde 8,3 olarak ilan edildiğini belirterek, önünü göremeyen bir iktidarın bulunduğunu savundu. Kılıçdaroğlu, Erdoğan`ın zamlara yönelik, ``Zamları yapmayalım da Yunanistan`a mı dönelim`` dediğini ifade ederek, ``Demek ki sen bu ülkeyi 9 yıldır Yunanistan halinegetirdin, kurtarmak için de zam yapıyorsun. İtiraf. Ekonomi, deprem, terör, AKP iyi yolda de akan olabilir mi?" dedi. ğil, batmaya doğru gidiyorlar`` şeklinde konuştu.

Silivri`de görülen davaların, televizyondan canlı yayınlanmasını öneren Kılıçdaroğlu, milletin, böylece kimin doğru, yalan söylediğini göreceğini söyledi. Burada büyük dramlar yaşandığını savunan Kılıçdaroğlu, ``Deniz Feneri davasında insanlar, deliller toplandığı gerekçesiyle bırakıldı. İddianame ortaya çıkmadan, bu sayın yargıçlar delillerin toplandığını nereden öğrendiler? İddianame yok ortada. Ama deliller toplandı diye karar veriyorlar. Savcı, bırakmayın diyor ama yargıçlar karar veriyor. Oyargıçların vicdani karar verdikleri kanısında değilim, siyasi karar veriyorlar`` diye konuştu.

Silivri`de hukuksuzluk bulunduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, savunma hakkı kutsal olmasına rağmen avukatlara savunma için 15 dakika süre verildiğini söyledi. Gazeteci, çevirmen Suzan Zengin`in 28 Ağustos 2009`da tutuklandığını, 2 yıl cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, sağlık sorunları olan Zengin`in, Tuzla Aydınlı Mezarlığı`na sessiz sedasız defnedildiğini anlattı. Kılıçdaroğlu, ``Türkiye`nin tablosu bu. Yazıktır günahtır. 2 yıl içeri alıyorsunuz, sağlık sorunlarınedeniyle bırakmıyorsunuz. Ağır hasarların getirdiği sonuçlar nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bunlar AKP`nin kurbanları. Böyle adalet, yargılama olmaz. Gücün, güçlünün hukukunu değil, hukukun üstünlüğünü istiyoruz. Bu olursa, ülkeye huzur gelir`` diye konuştu.

Kılıçadroğlu, Deniz Feneri soruşturması ve Ergenekon soruşturmalarını yürüten mahkeme heyeti ve savcılarını eleştiren Kılıçdaroğlu, kararların siyası olduğunu savundu

Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile