CHP TBMM Grup Toplantısı

Genel Başkan Kılıçdaroğlu: (1) 'Hava Harp Okulu öğrencileri mi darbe yaptı? Başındaki komutan 'çıkın' diyor. Bunlar asker. Komutan ne derse ona uyacaklar. Aylardır öğrenciler hapiste. Neden? Biraz annelerin kabahati var. İyi bir damat, iyi bir kayınpeder bulmanız lazım' 'Hep birlikte teröre lanet okuyacağız. Terör bir insanlık suçudur ve teröre karşı durmak da hepimizin ortak görevidir' 'Anadolu'nun gurur duyması gereken bir ağaçtır zeytin. 1939'da özel koruma yasası çıkmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, zeytine de üreticisine de büyük değer vermiştir. O hayattayken hazırlandı bu tasarı. Şimdi biz 1939 yılında korunan zeytini, 2017'de 'nasıl yok edeceğiz' arayışı içindeyiz'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Hava Harp Okulu öğrencileri mi darbe yaptı? Başındaki komutan 'çıkın' diyor. Bunlar asker. Komutan ne derse ona uyacaklar. Ama siz alıyorsunuz, aylardır öğrenciler hapiste. Neden? Biraz annelerin kabahati var. İyi bir damat, iyi bir kayınpeder bulmanız lazım.' dedi.

Kılıçdaroğlu'na, partisinin TBMM Grup Toplantısı öncesi Balıkesir bölgesinden getirilen zeytin fideleri hediye edildi.

'Zeytin Hayattır Kampanyası' kapsamında toplanan 285 bin imza da Meclis Başkanlığı'na sunulmak üzere Genel Başkan Kılıçdaroğlu'na teslim edildi.

Toplantı öncesi ayrıca CHP'ye katılan Sarp Kuray'a rozeti Kılıçdaroğlu tarafından takıldı.

'Gönül ister ki her toplantı öncesi güzel şeylerden bahsedelim.' diyen Kılıçdaroğlu, öğretmen Şenay Aybüke Yılmaz'ın teröristlerce şehit edilmesine değindi.

Bir çocuğun kolay yetiştirilmediğini, anne ve babalarının çok emekleriyle büyütüldüğünü, okutulduğunu anlatan Kemal Kılıçdaroğlu, şehit öğretmene Allah'tan rahmet, ailesine başsağlığı diledi.

Yılmaz'ın bir videosunda 'Magosa limanı. Uyan Alim' isimli Kıbrıs ağıdını okuduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bu ağıdın daha önce de gençler tarafından Gezi Parkı olaylarında hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz için söylendiğini anımsattı.

Şimdi bu ağıdın ikinci bir sahibi çıktığını anlatan Kemal Kılıçdaroğlu, terörün acı yüzünü bir kez daha gördüklerini bildirdi.

Artık bu tür dramların yaşanmamasını istediklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, 'Bizim bir arada yaşamaya ihtiyacımız var. Her seferinde terörün bir insanlık suçu olduğunu söylüyorum. Dilimde tüy bitse de ben bunu söylemeye devam edeceğim, ta ki Aybüke'ler Anadolu'nun her yerinde rahatça görev yapıncaya kadar. Hep birlikte teröre lanet okuyacağız. Terör bir insanlık suçudur ve teröre karşı durmak da hepimizin ortak görevidir.' diye konuştu.

- İktidara terör eleştirisi-

Siyasette hoşlanmadığı tek şeyin insanlara yalan söylemek olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, iktidar partisinin halk oylaması öncesi seçmenlere 'Evet oyu verin, terör bitecek.' dediğini hatırlattı.

İktidarın, sabah, öğle ve akşam bu propagandayı yaptığını anımsatarak, ancak referandum bittikten sonra terörün başladığına değinen Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

'Onlar bu doğruları, yani terörün devam edeceğini neden halktan gizliyorlar? 15 yıldır iktidar olanlar terörü zaten bitiremeyecekler. Teröre destek verenler terörü bitirir mi? Teröristlerin arkasını sıvazlayanlar terörü bitirir mi? Caddeler, sokaklar kazılırken, valilere, kaymakamlara talimat verip, 'bunlara dokunmayın' diyenler terörü önleyebilir mi? Terörü önlemek akıl işidir, akıl. Lafla terör önlenmez. Bunlarda da olmayan şey akıl. Bir parti düşünün, aklını bir kişiye teslim etmiş, düşünemiyorlar. Bütün hayat refleksleri dumura uğramış durumda, gelecek talimatı bekliyor. Demokrasimizin önündeki en ciddi tehlike budur. Referandumdan bu yana yüzlerce şehidimiz var. Vatandaşın şimdi soru sorma zamanıdır. Terör niye bitmedi? Hayır oyu kullananlar bunu gayet iyi biliyorlar. Terörün bitmeyeceğini de çok iyi biliyorlardı, onların teröre destek verdiğini de çok iyi biliyorlardı. Ama benim sözüm evet oyunu kullananlara. Şimdi siz elinizi vicdanınıza koyun, bu soruyu iktidara sorun. 'Niye engellemiyorsunuz' diye sorun. Sorun ama cevabını da isteyin.'

- Altı kez geldi, reddedildi-

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşması sırasında zeytin alanlarıyla ilgili düzenlemeye yeniden değindi.

Sivil toplum örgütlerinin zeytin için başlattıkları imza kampanyasının sürdüğünü belirten Kılıçdaroğlu, tüm duyarlıları imza vermeye çağırdı.

Zeytinlik alanlarla ilgili daha önce tam 6 kez yasa tasarısı geldiğini ve tamamının reddedildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeleri yaptı:

'Şimdi 7'nci kez geldi, komisyona havale edildi. Zeytinden ne istiyorsunuz Allah aşkına? Anadolu'nun gurur duyması gereken bir ağaçtır zeytin. 1939'da özel koruma yasası çıkmıştır. Mustafa Kemal Atatürk, zeytine de üreticisine de büyük değer vermiştir. O hayattayken hazırlandı bu tasarı. Şimdi biz 1939 yılında korunan zeytini, 2017'de 'nasıl yok edeceğiz' arayışı içindeyiz. Eğer bu ülkenin duyarlı insanları, çiftçileri varsa, zeytini yok ettirmeyeceğiz. Bir de öyle bir tasarı getirmişler ki adı üretim reformu. Ağacı katlediyorsun, neyi üretiyorsun? Buna izin vermeyeceğiz, bu konuda biz CHP olarak kendi ülkemize, çiftçimize, toprağımıza sahip çıkacağız, bunun sözünü veriyoruz.'

- Darbe komisyonu ön raporu-

15 Temmuz darbe girişimini araştırmak için kurulan komisyonun ön raporunu yayınladığını hatırlatan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, dün de bu komisyonda yer alan 4 CHP'li milletvekilinin rapora yazdıkları muhalefet şerhini kamuoyuna açıkladıklarını bildirdi.

'Bu şerh başlı başına bir rapordur, 15 Temmuz'un bilinen bütün ayrıntıları burada yer almıştır.' diyen Kılıçdaroğlu, CHP tarafından ayrıca Cumhuriyet Savcılığı'na verilen özel raporlar olduğunu, onların bu rapora girmediğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, 'Bizim tek amacımız 15 Temmuz darbe girişimini kimler yaptı ve bir daha Türkiye bu tür olaylarla karşılaşmasın.' dedi.

Gerçeklerin araştırılması için zor bela bir komisyon kurulduğunu, AK Parti'nin ilk başta komisyona üye vermek istemediğini aktaran Kılıçdaroğlu, komisyonun olayın ana aktörlerini çağırmadığını kaydetti.

Ana aktörlerin iktidarın istediği üzerine konuşmadığını savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

'Şimdi ben 249 şehidin yakınlarına sesleniyorum; bu darbenin bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkmamasını öngören, savunan, elinden gelen her şeyi yapan Adalet ve Kalkınma Partisine hala güvenecek misiniz? Bir musibet bin nasihatten evladır. Böyle bir musibetle karşılaştık, niye oturup araştırmıyoruz? Getirdiler komisyonun başına FETÖ terör örgütünü öven adamı getirdiler. Zaten baştan bu komisyondan bir şey çıkmayacağı belliydi. Düşünün eski Genelkurmay başkanları geliyor, eski MİT müsteşarları geliyor, yenileri gelmiyor? Gelmek istiyorlar, hükümet izin vermiyor. Neden? Açığı ortaya çıkacak, ayrıntılar ortaya çıkacak. Biz bunu söyleyince kızıyorlar, 'siz FETÖ'yü mü destekliyorsunuz' diyorlar. Hayır biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını destekliyoruz. Teröre ve darbeye de karşıyız. Savcının iddianamesine müdahale ediyorlar. Biz gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyoruz.'

Kendilerinin en başından beri duruşmaların canlı yayınlanmasını istediğini, bu olayı kapattırmayacaklarını belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:

'Darbe öngörülüyordu, darbe yapılacağı biliniyordu, önlenmedi. Ama bu darbe girişiminden bir fırsat çıkardılar, 20 Temmuz'da başka bir darbe yaptılar. Hep diyorlar ki '17-25, o da bir darbe girişimi.' Bunların ne kadar samimi olduğunu anlamak için şu soruyu da sormak lazım. Madem 17-25, siz bunu milat alıyorsunuz neden bu süreçte gazeteci Sayın Fehmi Koru'yu Pensilvanya'ya gönderdiniz? Yani, 'elini eteğini öpüyoruz, istirham ediyoruz. Sayın Fehmi Koru arzu edersen, sana başbakanlığın, cumhurbaşkanlığın uçağını da tahsis edelim. Sen git yalvar yakar, ne olursun aramızı düzelt. Ne demiştim, bir ipte iki cambaz oynamaz'. Şimdi yine şu soruyu sormak lazım, bu darbenin siyasi ayağı yok mu? Baklavacı, çikolatacı, esnaf, hakim, öğretmen buldunuz ama siyasetçi yok. Yok mu? Elbette var. Kim? Onlar iktidar sahipleri.'

- 'Neden 20 Temmuz darbesi?

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin 1971 ve 1980'de de darbe yaşadığını anımsatarak, 'Darbe olduktan sonra Türkiye neleri yaşadı ve 20 Temmuz'dan sonra Türkiye neleri yaşıyor?' sorusunu yöneltti.

Kılıçdaroğlu, şu görüşlerini paylaştı:

'Darbe olunca Meclis devre dışı bırakılır. 20 Temmuz sonrası TBMM büyük ölçüde devre dışı bırakıldı. Türkiye OHAL kararnameleri ile yönetiliyor. Darbe dönemlerinde yaşanan bir süreci şimdi yaşıyoruz. O nedenle biz 20 Temmuz'u bir darbe sürecinin başlangıcı olarak kabul ediyoruz. Peki bu OHAL kararnameleri sadece darbe girişimi sürecini sorgulamak için mi çıkarılıyor? Hayır. Normal süreçte yapılması gereken birçok şey bu kararnamelerle düzenleniyor. Buna da Anayasa Mahkemesi yol açtı. Korkunun egemen olduğu bir adalet sürecini yaşadık. Buradan Anayasa Mahkemesi üyelerine sesleniyorum, önünüzde yüzlerce dosya var, gazetecilerin dosyası var. Niye karar vermiyorsunuz? Talimat gelmesi mi lazım sizin karar vermeniz için? Gözünüzü niye saraya diktiniz. Saraydan gelecek talimatı mı bekliyorsunuz? Oradan talimat bekliyorsanız, siz yargıç değilsiniz, adalet dağıtamazsınız. 3 günlük asker aylardır hapiste, öğrenciler mi darbe yaptı? Hava Harp Okulu öğrencileri mi darbe yaptı? Başındaki komutan 'çıkın' diyor. Bunlar asker. Komutan ne derse ona uyacaklar. Ama siz alıyorsunuz, aylardır öğrenciler hapiste. Neden? Biraz annelerin kabahati var. İyi bir damat, iyi bir kayınpeder bulmanız lazım.'

Darbe dönemlerinde hukukun, anayasanın askıya alındığına işaret eden Kılıçdaroğlu, iktidarın da 20 Temmuz'dan sonra aynısını gerçekleştirdiğini belirtti.

(Sürecek)

Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile