Çin, Dönemecin Eşiğine Geldi

Çin ekonomisinin 3. çeyrekte yüzde 7,4 büyüyerek son 7 çeyrektir büyümede düşüş yaşaması her ne kadar beklenilen bir durum olsa da ülkenin kritik baraj olarak nitelendirilen yüzde 8’in altında büyümeye devam etmesi, Kasım ayında 10 yıllığına ülkeyi yönetecek yeni yönetime oldukça zor bir görev yüklemiş oluyor.

Bugün açıklanan 3 çeyrekteki veriler, ABD’den sonra dünyanın en büyük ekonomisi Çin’in artık çift haneli büyüme döneminin kapandığını gösterdi.

Beklentilere uygun olduğu belirtilen bu büyümenin az olmasının başında Avrupa’daki borç krizi ile ABD’deki talep gerilemesinin olduğu ortaya çıkmış oldu. Büyümenin 7,4 olarak gelmesindeki iç faktörler olarak da hükümetin kredileri azaltması, yatırımları kontrol etmesi gibi politikalar gösterilebilir.Son ihracat rakamlarına bakıldığında Çin’in en büyük ticaret ortakları AB ve ABD ile olan ihracatının iyi gitmediği görülüyor. Çin’in 410 milyar dolarla en büyük ticaret ortağı AB ile olan ticaret hacminde Ocak-Eylül dönemleri arasında yüzde 3 azalış var. Her ne kadar Çin’in ABD ile ticaretinde artış olsa da geçtiğimiz yıllara oranla bu artış yok. Dolayısıyla imalat sanayisinin gerilemesine neden olan bu unsurlar, ekonomik büyümeye de doğrudan etki yapmış oldu.Kısa süre önce Çin Başbakanı Wen Jiabao, ekonominin az geliştiğini ancak beklentilere uygun olduğunu, yıl içinde sosyal ve ekonomi hedeflerini gerçekleştireceklerini söylemişti. Wen, yıl sonu büyüme hedefini daha önce yüzde 7.5 olduğunu açıklamıştı. Dolayısıyla açıklanan son rakamlar, daha önce görülen ve ona göre uygulamaya konulan hedeflere ulaşılacağını ortaya koyuyor.

İKİ ALANDA SORUN YAŞANIYOR

Çin’in dış talep azlığında dolayı imalat sanayinde ve ağır sanayide sorun yaşanıyor. Sorun yaşanan bu iki alanın ekonomik ağırlığı yüksek olduğundan büyümeye katkı yapamadılar. Bu iki alanı, hizmetler ile ileri teknoloji sektörleri telafi etti. Aksi halde rakam daha da geriye gidecekti.Hükümetin elini rahatlatan rakamlar da oldu. Eylül ayında geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 10 artışla 186, 35 milyar dolar ihracat, yine geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 2,4 artışla 158,68 milyar dolar da ithalat gerçekleşmişti. Bu, dış talepte canlanma olduğunun işareti oldu. Ayrıca Eylül ayında yüzde 1,9 gibi çok iyi bir enflasyon rakamı geldi. Yılın ilk dokuz ayında sabit sermaye yatırımları yüzde 20,5, perakende satışlar yüzde 14,2, sanayi çıktısı da yüzde 10 oldu. Tüm bunlara elektrik kullanımdaki artış ve istihdamı da eklediğimizde Çin’in 2012’nin ilk dokuz ayındaki büyümesinin en dip nokta olduğu söylenebilir. Bunun altında olması ise çok zor görünüyor. O yüzden 2012’nin son çeyreği ile 2013’ün ilk çeyrekteki büyüme oranları daha yüksek gelecektir tahmini yapabiliriz.

2008’DEKİ KRİZE MÜDAHALE HATASI YAPILMADI

Çin, 2008 krizine yanlış müdahale etmişti ve piyasaya 580 milyar dolar para sürerek ekonominin ısınmasına ve enflasyonun da patlamasına neden olmuştu. Ancak bu sefer aynı hataya düşmedi. Ekonomik krizi parça parça ve sektör sektör ele alarak ona göre yöntem geliştirdi ve enflasyonu aşağı indirerek, başarılı olduğunu gösterdi. Düşük enflasyon gibi son veriler, iç tüketime dayalı büyüme hedefine yönelen Çin’in iç pazarı etkin olarak canlandırmada elini kolaylaştırmış oldu.Burada bankaların verdiği kredilere de bakmak gerekiyor. Çin bankaları Eylül ayında 623,2 milyar yuan (98,45 milyar dolar) kredi verdi. İlk 9 ayda da toplam 76.72 trilyon yuan (yaklaşık 1,04 trilyon dolar) kredi kullanıldı. Bu oran geçen yıldan 1,04 trilyon yuan daha fazla ve bunun 2012 yılında 8-8,5 trilyon yuan olması bekleniyor. Bu da Çin’in tüketim ekonomisine geçmek için attığı önemli adım olarak karşımıza çıkıyor.

ÇİN’İN KÜRESEL KRİZE OLUMSUZ ETKİ RİSKİ AZALDI

Bugün açıklanan rakamlara bakıldığında ayrıca Çin’in küresel ekonomik krize sıkıntı oluşturma riskinin azaldığı görülüyor. Çin eğer büyümede sert iniş yapsaydı, bu dünya ekonomisi için bir felaket olabilirdi. Ancak bir de realite var ortada. Yüzde 8’in altındaki büyüme Çin’de sosyal patlamaya neden olabilir. Çin ekonomisi, ilk çeyrekte yüzde 8,1, ikinci çeyrekte ise yüzde 7,6 büyümüştü. İstihdam verilerinin sosyal patlamaya neden olacağını çok iyi bilen hükümet, her yıl kritik eşik sayılan 9 milyon kişiye istihdam oluşturmak için her yolu deniyor. 2011 yılında Çin, 12,21 milyon, bu sene ilk dokuz ayda ise 9,18 milyon istihdam oluşturuldu.

Sene sonunda ise bunun 12 milyonu bulması bekleniyor. Denilebilir ki, imalat sanayi ve ağır sanayideki dönüşüm, beraberinde yüksek istihdamı getiremezse, o zaman dünyayı olumsuz etkileyecek bir sorun oluşacak. Son rakamlar ve gelişmeler ışında Çin’in dönüşüm noktasında olduğunu söyleyebiliriz. Ekonomik açıdan dönüşüm yaşayan Çin, aynı zanda da politik açıdan da dönüşüm sürecini yaşamakta. Bu iki sürecin birbirlerini nasıl yönlendireceğini yönetmek ise gelecek yeni yönetimin önündeki en büyük ve zor görev olarak karşımıza çıkıyor. Küresel krizin yaşandığı ve bundan iç ekonominin etkilendiği bir dönemde bu sürecin iyi yönetilememesi durumunda kırılmaların başlayacağı da muhakkak. Olaya iktisadi açıdan yaklaşıldığında ise dışa dayalı büyümeden iç tüketime dayalı büyümeye dönmek, iç tüketimi arttırmak için hane halklarının gelirini arttırmak, dünyadaki trendlere uygun olarak teknolojik üretim yapısını değiştirmek, Çin için hiç de kolay değil.

Çin, ağır imalat sanayi kurgusu üzerine kurulu bulunuyor. Bunların dönüştürülememesi durumunda büyüme çizgisinin sabit kalmasıyla ciddi sorunun ortaya çıkması çok daha aşikâr olacaktır. Çin, bunları yapana kadar dış dünyaya bağlı durumda bulunuyor. Dış taleplerde de krizden dolayı bozulma olursa, sonucun Çin’e hiç de iyi şeyler getirmeyeceği ortada.Son olarak diyebiliriz ki, 8 Kasım’da belirlenecek 10 yıllık yeni yönetimin önünde, iç tüketim ve üretim yapısını değiştirmek, hane halklarının gelirini arttırıp, iç tüketime dayalı büyüme sürecine geçerken, bir taraftan da kendileri için kötü olan dış dünyadaki krizin devam etmesi gibi çok zor bir süreç bulunuyor. Bu kriz devam ederse, Çin’in bu dönüşümü gerçekleştirmesi imkânsız gibi bir şey. Ekonomik olarak sağlanamayan dönüşüm de, yönetemeyen siyaset haline gelecektir ki, işte bu durum Çin’in önündeki en büyük ikilem olarak görülüyor .
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile