Davutoğlu-Faysal Ortak Basın Toplantısı
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, İsrail’in son politikalarının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Doğu Kudüs Filistin toprağıdır. Uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler’e göre Filistin toprağıdır, Filistin toprağı olarak kalmaya devam edecektir. Bu
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suudi Dışişleri Bakanı Suud El Faysal ile Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya geldi. İki bakan, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Davutoğlu, akil bir Dışişleri Bakanı’nı ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirterek, engin tecrübesiyle vizyoner bakış sergilediğini belirtti. Davutoğlu, Suudi Arabistan’ın bölge barışı için lider ülkelerden biri olduğunu belirterek, "Suudi Arabistan-Türkiye ilişkileri köklü bir temele sahiptir. Biz ne zaman Faysal ile biraraya gelsek, ben kendisinin bölgeyle ilgili görüşlerinden her zaman istifade etmişimdir. Perspektiflerimizin benzer olduğunu görmekten ve beraber çalışmaktan mutluluk duyduk" dedi. İlişkilerin yoğunlaştığını ve yoğunlaşan ilişkilerin kurumsallaşmış niteliğe bürünmesi için atılması gereken adımları konuştuklarını ifade eden Davutoğlu, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin 4 düzende geliştirilebileceğini düşündüklerini açıkladı. İkili ilişkiler bağlamında istişarelerin hız kazandığını ifade eden Davutoğlu, savunma sanayi sektöründe ciddi bir potansiyel olduğunu ve Milli Savunma Bakanı’nın Mart ayında Suudi Arabistan’ı ziyaret edeceğini söyledi. Davutoğlu, ulaştırma, enerji ve ticaretalanlarında potansiyel olduğunu ve ticaret hacminin 2008 yılı seviyelerine geri döndüğünü kaydetti. Faysal’ın kendilerine özel sektörün ekonomik ve ticaret ortak eylem planı oluşturulmasıyla ilgili teklifte bulunduğunu belirten Bakan Davutoğlu, Körfez’de birçok projeyi paylaştıklarını ifade etti. Lübnan konusunda ortak kaygıları olduğunu ifade eden Davutoğlu, son gelişmeleri gözden geçirdiklerini, küresel konularda ise işbirliğini sürdüreceklerini söyledi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal ise, ilişkilerin derinlik kazandığını belirterek, ilişkilerin daha geniş perspektifte yayılmasını dilediklerini kaydetti. Faysal, Türkiye ile Suudi Arabistan’ın bir arada bulunmasının önemine dikkat çekerek, çabaların bölgedeki barışa sürekli olarak hizmet etmesini temenni ettiğini belirtti. Bölgedeki sorunların bertaraf edilmesi için çaba göstermenin gerekliliğini söyleyen Faysal, "İsrail’in büyük bir sorumluluk üstlenmesini istiyoruz. İsrail uluslararası iradeyekarşı koyarak, uluslararası meşruiyetin dışında hareket etmektedir. Barış müzakerelerinin sonuçsuz kalması, bizim alternatif yollara başvurmamızı gerekli kılmaktadır. Aynı zamanda yeni politikalar bulmamız gerekmektedir. Adil ve kapsamlı bir çözüme ulaşılması gerekiyor. Burada bağımsız bir Filistin Devleti’nin oluşturulması ve başkentinin Kudüs olması gereklidir" diye konuştu. Irak’ın bütünlüğünün sağlanması için Türkiye’nin çaba gösterdiğini belirten Faysal, "Irak’ta çabalarımız devam edecektir. Irak’ın istikrarı için çaba göstereceğiz" dedi. Bir basın mensubunun Lübnan’da Hizbullah’a yakın 16 bakanın istifa edeceği yolundaki sorusuna Bakan Faysal, "Suudi Arabistan olarak Lübnan’la ilgili olarak doğru yoldayız. Lübnan hükümet üyelerinin istikrarlı şekilde çalışması önemlidir" karşılığını verdi. Faysal, muhalefetin olası istifalarının ülkeyi böleceğinin altını çizerek, "Bu istifalar birliğe ihtiyaç varken, bölünmeye yol açacaktır. Bu istifalar gerçekleşirse, hükümet içinde bir parçalanma söz konusu olursa bu önceki gibi tekrar çatışmalara yol açacaktır. Bu da bütün Ortadoğu için büyük bir tehlike oluşturacaktır. Dolayısıyla böyle bir şey olmasını temenni etmiyoruz" şeklinde konuştu. Bakan Davutoğlu ise, Lübnan’da gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, Lübnan Başkanı, Suriye Dışişleri Bakanı ve Başbakan Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüştüğünü söyledi. Davutoğlu, "Türkiye, Suriye-Suudi Arabistan inisiyatifine tam destek vermektedir. Bu son derece doğru zemine oturmuş bir girişim. Bu girişim sonunda ulaşılan mutabakatın hayata geçirilmesi önem taşıyor. Biz, bunun hayata geçirilmesi konusunda taraflar arasında görüş ayrılıklarının giderilmesi konusunda her türlükatkıyı vermeye hazırız. Dün bu hususu görüşmelerimizde kapsamlı şekilde ele aldık. Sürekli devrede kalmaya, taraflara Lübnan’ın istikrarı, refahı için birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Gelişmelere göre taraflarla temas kuracağız. Ümit ederiz ki bu istifalar olmaksızın öncelikli mutabakat etrafında Lübnan’ın istikrarlı bir hükümet etrafında yoluna devam etmesi sağlanabilir. Ama olumsuz bir gelişme olması halinde taraflar arasındaki itilafın giderilmesi için elimizden geleni yapacağız. Şu andaki çabamıztansiyonun yükselmemesi ve Suriye ile Suudi Arabistan’ın geliştirdiği inisiyatifin hedefine ulaşmasıdır" şeklinde konuştu. Faysal, arabuluculuk konusunda gerek kendilerinin, gerekse Suriye’nin Lübnan’ın istikrarına yardımcı olmaya çalıştığını söyleyerek, ancak bu çaba ve girişimler ne olursa olsun asıl önemli olan hususun, asıl sorumluluğun Lübnanlılara ait olması olduğunu kaydetti. Faysal, "Bu durum belki de inşa edilen her şeyin yıkılmasına neden olacaktır. Lübnan’ın daha önce karşı karşıya kaldığı sorunlar ile baş başa kalmasına neden olacaktır. Bu da bölge ülkelerine yansıyacaktır" dedi. İsrail yerleşimleri ile ilgili soru üzerine Faysal, İsrail’in barış konusunda olumlu adımlar atmadığını, buna bütün uluslararası toplumun karşı çıkması gerektiğini söyledi. Faysal, "Eğer Filistin topraklarında meydana gelenler başka bir yerde olmuş olsaydı ve İsrail dışında başka bir ülke tarafından yapılıyor olsaydı, o zfkoyarak, uluslararası meşruiaman uluslararası toplumun icraatları daha hızlı olurdu. Ama ne yazık ki çifte standart halen devam ediyor" diye konuştu. Davutoğlu ise, İsrail yerleşim yerleri konusunda tutumlarının açık olduğunu belirterek, İsrail’in son politikalarının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Davutoğlu, "Uluslararası toplumun buna en net ve açık tepkiyi vermesi gerekir. Uluslararası hukuk açısından kabul edilemez. Doğu Kudüs Filistin toprağıdır. Uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler’e göre Filistin toprağıdır, Filistin toprağı olarak kalmaya devam edecektir. Buralara yapılacak her türlü tasarruf, Doğu Kudüs’ün Müslüman ve Arap kimliğinideğiştirecek her türlü tasarruf gayri meşrudur. Bu konuda uluslararası toplumun artık ilkeli bir tavır alma sorumluluğu vardır. Çifte standart terk edilmelidir. İsrail’in ihlalleri karşısında sessiz kalınması, uluslararası sisteme olan güveni sarsmaktadır" dedi.



















