Davutoğlu, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah Bin Zayed Al Nahyan ile Dışişleri Konutu‘nda gerçekleştirdiği ortak basın toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını cevapladı. Türkiye‘nin NATO müdahalesine ilişkin tutumunun değiştiği yorumlarının hatırlatılması üzerine Davutoğlu, "Türkiye‘nin tutumu ilkeli ve karalıdır. Bu konuda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı yoktu, bölgesel inisiyatif geliştirilmemişti. Arap Birliği kararı da yoktu. Biz bütün NATO kurumlarında
o dönemde tartışmalara başladığında iki tane önemli unsurun mutlaka gerçekleşmesi gerektiğini söylerdik. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı, 1973‘te gerçekleşti. Diğeri de bölgesel katılım. O da yine Arap Ligi‘nin açıklamasıyla gerçekleşti. Bazı Arap ülkelerinin Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar başta olmak üzere bu 1973 sayılı karara fiilen katılma iradesiyle gerçekleşti. Bu gerçekleştikten sonraki tutumumuz tabi ki aynı olamaz. O zaman kastettiğimiz hukuki zemin olmadan NATO‘nun tek taraflı
olarak harekete geçmesiydi. Tek taraflı her türlü müdahaleye karşıyız. Paris toplantısına yönelik eleştirimiz bundan kaynaklandı. Bu tek taraflı şeylere Paris toplantısında bu sebeple karşı çıktık" diye konuştu.
Misurata‘daki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Bakan Davutoğlu, "Dünya kamuoyunun, Libya ve Misurata‘daki kardeşlerimizin bilmesini istiyoruz ki; Türkiye, kardeşlerimizin acısını dindirmek için ne gerekiyorsa, bütün imkanlarıyla seferber olmaya hazırdır. Bu konuda gerekli girişimlerde bulunuyoruz" dedi.
Ahmet Davutoğlu, bir gazetecinin ‘NATO sözcülerinden, Türkiye‘nin NATO‘ya katkı vereceği ve aktif rol üstleneceği yönünde açıklamalar geldi. Türkiye, ne gibi unsurlar gönderecek‘ sorusu üzerine, şunları söyledi:
"NATO‘nun çalışmasına yapacağımız katkı, en başından askeri teknik düzeyde yapılan çalışmalarda dile getirilmiş katkılardır. Dolayısıyla bu konuda bu çalışmalar tamamlandıktan sonra daha kapsamlı açıklamalar yapılır ama ilkesel olarak katkımızın mahiyeti insani yardımlar ve silah ambargosunun uygulanması yönünde olacak. Vurucu veya herhangi bir saldırı boyutu olmayan bir çerçevede kalacak. NATO içinde müzakereler hala devam ediyor. Bu konularla ilgili değil, üst uçuş uygulamalarıyla ilgili. Dediğim gibi
bu akşam ABD, İngiliz ve Fransız Dışişleri Bakanlarıyla görüşmeler yapacağız. Ondan sonra bu daha da netleşecek."
Bir gazetecinin, ‘NATO sözcüleri, Türkiye‘nin kaygılarının giderildiğini ve Türkiye‘nin deniz unsurlarıyla katılacağını açıkladı. Türkiye‘nin kaygıları nelerdir‘ sorusuna Davutoğlu, "İlkesel açıdan bakıldığında bu harekatın sadece ve sadece BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanmasına dönük olması. Yani sivillerin korunması, silah ambargosu uygulanması ve insani yardımın erişiminin sağlanması ve sivillerin korunması için üst uçuş yasağının konması. Yoksa daha öteye giden bir çerçeve taşımaması. İkinci
olarak usul bakımından. Bizim ne tür kaygılarımız var. Bu tür çalışmaların BM şemsiye altında, BM mekanizmaları içinde ve bu çerçevede NATO‘nun komuta ve kontrolü altında olmasını önemsiyoruz" cevabını verdi.
Davutoğlu‘ndan "Libya Operasyonu" Açıklaması (2)
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, NATO‘ya Türkiye‘nin katkısının, vurucu veya herhangi bir saldırı boyutu olmayan bir çerçevede kalacağını belirtti.



















