'Demografik Veriler, Türkiye'nin Hızla Yaşlandığını Söylemektedir'

İÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halis Yunus Ersöz: 'Demografik veriler, Türkiye'nin hızla yaşlandığını, mutlak yaşlı sayısının ve ortanca yaşın giderek yükseldiğini söylemektedir' İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayati Develi: 'Gençliğin sahip olduğu ufku, yaşlılar hikmet ve irfanla ayakları yere daha iyi basan ve gerçekçi bir yola oturtabilmektedir. Yaşlıların insani ilişkilerdeki sabır ve merhameti de yoğun kent hayatında zaman zaman unuttuğumuz nezaketi bize hatırlatmaktadır'

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Halis Yunus Ersöz, Türkiye'nin sahip olduğu genç nüfusun övünç kaynağı olmakla birlikte, şaşırtıcı bir şekilde de hızla yaşlandığına dikkati çekerek, "Demografik veriler, Türkiye'nin hızla yaşlandığını, mutlak yaşlı sayısının ve ortanca yaşın giderek yükseldiğini söylemektedir." dedi.

Ersöz, İÜ Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen, "Yaşlılık Atölyesi" programında yaptığı açılış konuşmasında, Türkiye'nin genç nüfusuyla övündüklerini belirterek, verilerden elde edilen bilgiler neticesinde de Türkiye nüfusunun şaşırtıcı şekilde yaşlandığını söyledi.

Çağımızda giderek önem kazanan yaşlılık konusuyla ilgili İstanbul Üniversitesi'nin önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmasından dolayı duyduğu memnuniyeti ifade eden Ersöz, "Hepinizin bildiği gibi teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte son yüzyılın öne çıkan sosyal gerçeklerinden biri nüfusun yaşlanmasıdır. Bu olgu, hepinizin katılacağı gibi aile yapısı, sağlık, sosyal, güvenlik, istihdam, eğitim ve emeklilik gibi toplumun farklı yönlerini bir bütün olarak etkileme potansiyeline sahiptir. Bu da yaşlılık konusunun önemini daha da arttırmakta, bilim insanları ve politika yapıcılarının konu üzerinde kapsamlı çalışmalar yapmasını gerekli kılmaktadır." dedi.

Yaşlılık halini ömrü olan her bireyin yaşayacağını dile getiren Ersöz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yaşlanma gerçeğini sayılarla ifade etmek gerekirse, Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine göre 2017'de Türkiye nüfusu 80 milyonu aşmıştır. Yıllık Nüfus artış hızı 2016'da binde 13,5 iken 2017'de 12,4'e gerilemiştir. Nüfusun ortanca yaşı 2016'da 31,4 iken 2017'de 31,7 olmuştur. Yakın tarihli bu kıyaslamalara ek olarak nüfus projeksiyonlarına baktığımız zaman da görmekteyiz ki 2012'de ülkemizin 65 yaş ve üzeri nüfus oranı yüzde 7'lerdeyken, bu oranın 2023'de yüzde 10'lara, 2050'de yüzde 20'lere, 2075'de ise yüzde 27'lere çıkacağı tahmin edilmektedir. Bu oranlar ülkemizde yaşlı nüfusun önemli boyutlara ulaşacağını çok çarpıcı şekilde göstermektedir."

Ersöz, Türkiye'nin sahip olduğu genç nüfusun övünç kaynağı olmakla birlikte, şaşırtıcı bir şekilde de hızla yaşlandığına dikkati çekerek, "Demografik veriler Türkiye'nin hızla yaşlandığını, mutlak yaşlı sayısının ve ortanca yaşın giderek yükseldiğini söylemektedir. Şaşırtıcı bir başka veri de Dünya Sağlık Örgütü 2050'de Türkiye nüfusunun 100 milyona ulaşacağını ve bunun yüzde 30'unu, 60 ve üzeri yaş grubunun oluşturacağını ifade etmektedir." görüşünü dile getirdi.

- "Yaşlılar, insani ilişkilerdeki nezaketi bize hatırlatmaktadır"

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hayati Develi ise üniversite olarak ilk Yaşlılık Atölyesi'ni 2015'de gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, "Akademide yeniliklere açık olmak kadar gelenek oluşturmak da kıymetlidir. Ben de bu atölyenin ve benzer yenilikçi çalışmaların gelenek haline gelmesini umuyorum." diye konuştu.

Yaşlılık günlerinin ömrü olan her bireyde görülecek mutlak son olduğunu ifade eden Develi, yaşlıların sağlıklı aile içi ilişkilerde önemli bir köprü vazifesi gördüğünü vurgulayarak, yaşlıların sahip olduğu tecrübenin ise kitaplardan öğrenilemeyen, ancak yaşayarak öğrenilen, yol gösterici ve çok önemli bir vasıf olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Develi, şunları kaydetti:

"Gençliğin sahip olduğu ufku, yaşlılar hikmet ve irfanla ayakları yere daha iyi basan ve gerçekçi bir yola oturtabilmektedir. Yaşlıların insani ilişkilerdeki sabır ve merhameti de yoğun kent hayatında zaman zaman unuttuğumuz nezaketi bize hatırlatmaktadır. Her yeni kuşağın hayata verdiği emekle, karşılığında alacakları arasında kurduğu ilişki farklıdır. Yaşlılar sebatla yaptıkları işi sürdürme ve sonuca ulaşmaya fazlaca odaklanarak süreç içinde hırsa kapılmamayı da hatırlatmaktadır. Dolayısıyla yaşlıların hayatta gelmiş oldukları, o her şeyin yerini bulduğu nokta daha genç kuşakların sakin bir nefes alması için sığınılacak liman yerine geçebilmektedir."

Atölye ve akademiyi buluşturan programın önemine işaret eden Develi, "Yaşlılık Atölyesi, politika yapıcılarla buluşturduğu için akademik bir kıymete sahip ve yaşlanma konusuna yönelik farkındalığımızı geliştirdiği için de oldukça büyük öneme sahiptir." dedi.

- Yaşlılık Atölyesi

Birleşmiş Milletler tarafından "1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü" kapsamında düzenlenen "Yaşlılık Atölyesi", Türkiye'de yaşlılık ve yaşlanma alanında çalışan akademisyenleri, kamu kurum ve kuruluşlarını, STK'ları ve özel sektör çalışanlarını bir araya getirerek yaşlılık meselesini çeşitli boyutlarıyla ele aldı.

Atölyenin ilk gününde, yaşlılık, yaşlanma ve demografi alanında önemli çalışmaları bulunan akademisyenler sunum yaparak, "Nüfusun Yaşlanması: Nedenler, Sonuçlar ve Öncelikler", "Geronteknolojik Ürün Kullanımı: Yerinde Yaşlanmanın Sürdürülebilirliği", "Yaşlılık Alanında STK Olarak Çalışmak: Deneyimler ve Planlar", ve "Medya ve Yaşlılık" başlıklı bildiriler sunuldu.

Atölyenin ikinci bölümünde ise farklı üniversitelerden pek çok akademisyen ve özel sektörden, kamudan ve sivil toplum kuruluşlarından çeşitli katılımcılar, yaşlılığı farklı açılardan ele alacak.

Gün boyu çeşitli salonlarda sürecek oturumlarda, yaşlılığın STK'lar ve yerel yönetimlerle ilişkisi olan kent, mimari, demografi, göç, aile, yalnızlık, yoksulluk ve refah konuları, yaşlılık ve yaşlanma süreci açısından tartışılacak.
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile