Baykal, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ`un yargılanması gereken yerinse `Yüce Divan` olduğunu söyledi. Bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Adana`ya gelen Baykal, Şakirpaşa Havaaalanı`nda kalabalık partili tarafından karşılandı. Üzerinde; `Adana Seni Çok Özledi`, `Partinin ve Ülkenin Sana İhtiyacı Var` ifadesinin yer aldığı pankartlar açan partililer, Baykal`a sevgi gösterilerinde bulundu. Partililerin yoğun ilgisi nedeniyle zaman zaman zor anlar yaşayan Baykal, ezilme tehlikesi atlattı. Baykal`ı karşılayanlar arasında CHP Adana İl Başkanı Zeydan Karalar ve CHP`li Çukurova Belediye BaşkanıYıldıray Arıkan da yer aldı. Konvoy eşliğinde HiltonSA Adana Oteli`ne geçen Baykal, burada da partililerle sohbet edip, gazetecilerin kendisine yöneltmiş olduğu soruları yanıtladı
"SORUN TERÖR YA DA DARBEYE KARŞI TEDBİR ALMA SORUNU DEĞİL" Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ`un, `İnternet Andıcı Soruşturması` kapsamında; `terör örgütü yöneticisi olmak ve darbeye teşebbüs` suçlamasıyla tutuklanması konusunu değerlendiren Baykal, bugün Türkiye`de yaşanmakta olan sorunun; `terör`e ya da `darbe`ye karşı tedbir alma ihtiyacından kaynaklanan bir sorun olmanın ötesinde bir durum olduğunu vurguladı. Baykal, "Türkiye`de terör ve darbeye karşı tedbir alma ihtiyacı elbette önemli bir konu. Ancak yaşamakta olduğumuz sorunun, bu anlayıştankaynaklandığını kabul etmek mümkün değil. Karşımızdaki sorun; bir `yargı sorunu`dur. Kimsenin yaşadığı acı olaylardan mutluluk duymak, bunu bir devlet politikası haline dönüştürmek demokratik bir toplumda kabul edilebilir bir durum değildir. Türkiye`de çok acı olayları, büyük ızdırapları insanlar yaşamak zorunda bırakılıyor. Bunların ne toplumsal vicdanında, ne de ciddi bir hukuk düzeninde haklı görülmesi mümkün değil" dedi
"TÜRKİYE`DE ÇOK CİDDİ BİR HUKUK VE YARGI SORUNU YAŞANIYOR" Türkiye`de çok ciddi bir hukuk ve yargı sorunu yaşandığının altını çizen Deniz Baykal, konuşmasını da şöyle sürdürdü; "Ortada tartışma götürmez bir gerçek, çok acı bir manzara var. Bakın, eğer yapılan son referandumda HSYK ve Anayasa Mahkemesi`nin yapısı değiştirilmemiş olsaydı bu olaylar yaşanır mıydı? Bu değişiklikler yapılmasaydı `özel yetkili mahkemeler` diye bir hukuk ötesi yargılama mekanizması bir başka ifadeyle de `sıkı yönetim tedbiri`, `olağanüstü hal` durumu, Türkiye`nin ileri demokrasiyegeçtiği söylenen bir dönemde uygulanıyor olmasaydı tüm bu olaylar yaşanır mıydı? Eğer, HSYK ve Anayasa Mahkemesi`nin yapısı değişmeseydi, elinizi vicdanınıza koyduğunuzda söyleyiniz; `Deniz Feneri` tahliyeleri olur muydu? Hukuk kaygısı, yanlış ve ihlalleri ortaya koyma gayreti içindeki bir çabayla tüm bunların izah edilmesi mümkün mü? Keşke böyle olsaydı." "ÖNÜMÜZE GELEN DAVALAR HUKUKİ DEĞİL SİYASİ DAVALARDIR" "Türkiye`de bugün içinde bulunduğumuz süreçte önümüze gelen davaları; hukuki değil, siyasi davalar olarak hatırlayacağız" ifadesini kullanan Baykal, bugün yaşanılan sürecin bir hukuk ya da yargı süreci olarak görülemeyeceğini, aksine `siyasi bir süreç` yaşandığının altını çizdi. Baykal, "Bu çok acı bir gerçek ve ben bunu dile getirmekten gerçekten çok büyük bir ızdırap duyuyorum. Yani bir hukukçu olarak ızdırap duyuyorum. Bize hukuk ve yargı saygısı öğretildi. Kişiliğimizin temelinde bu anlayış var. Yargıkararına saygı göstermek ve anlamak, işimize gelse de gelmese de; `Yargının gereğidir` diye bunu günlük siyasi tartışmanın dışında tutmak temel kural olmalı. Konuya böyle bakmak istiyorum. Üzüldüğüm olaylarda dahi; `Ne yapalım, şeriatın kestiği parmak acımaz kardeşim` demek istiyorum. Ama bunu söylemenin mümkün olduğunu maalesef düşünmüyorum artık. Acı, çok acı bir olay. Gücü yeten, istediğini elde edebiliyorsa önünüze gelen davaların hemen arkasında; `Acaba bunda birisinin parmağı var mı?` diyedüşünürsünüz. Doğal olarak düşünürsünüz; `Bu niye böyle oldu?` diye sorarsınız" diye konuştu
"TÜRKİYE`DE ADALETE OLAN GÜVEN ÇOK CİDDİ BİR ŞEKİLDE SARSILIYOR" Yıllarca Türkiye`ye en üst rütbede hizmet vermiş insanların, bugün bambaşka suçlamaların hedefinde yer aldığını ve artık insanların; `Ne var acaba bunun altında?` diye kendi kendine sorduğunu ve toplumda bu sorunun da artık giderek yaygınlaştığını anlatan Baykal, bunun da ülkedeki hukuk ve adaleti çok ciddi bir şekilde tahrip ettiğini savundu. Baykal, "Adalete olan güven, Türkiye`de çok ciddi bir şekilde sarsılıyor. Ana konu bu. Böylesi bir ortamda biz siyaset yapıp, vatandaşın hak ve hukukunusavunacağız. Türkiye, demokrasinin adeta `oyun` haline geldiği bir noktaya doğru hızla ilerliyor. Bu böyle gitmez. Çünkü Türkiye`nin müthiş bir birikimi var. Bu yaşanan acı olaylar, bir takım ızdıraplara yol açabilir, birçok insan ve aile büyük mağduriyetler yaşabilir, süreç aylar ve hatta yıllar sürebilir. Ancak bu böyle devam etmez. Mutlaka bir yerde bu aşılır. Böylesi olaylar geçmişte yaşanmadı mı? Yaşandı. O dönemde yaşanan olayları şimdi 21. yüzyılın Türkiye`sinde tekrar edilmesini kabul etmekmümkün mü? Çok acı olur bu. `Yassı Ada Mahkemesi`, hukukun yüz akı bir uygulama olmadığından hiç şüphe yok. Orası, `siyasi bir mahkeme` idi. Şimdi kalkıp 1960`lı yıllara geri mi döneceğiz?" diye sordu
"BAŞBUĞ`UN NEREDE YARGILANACAĞI BİR `YETKİ` SORUNUDUR" Artık bu olayların geride bırakılması gerektiğini, ancak Türkiye`nin bu noktada olmadığı görüşünü savunan Baykal, konuşmasının devamında da şu görüşleri dile getirdi; "Ben bu konuyu, normal siyasi bir tartışma olarak da görmüyorum. Yani o parti, bu parti meselesi de değil konu. Ben inanıyorum ki, milyonlarca iyi niyetli ve temiz Türk vatandaşı da bu yaşanan olaylardan ızdırap duyuyor. Hukuk, bir intikam aracı değildir. Hukuk, siyasi intikam aracı hiç değildir. Böylesi bir ortamda siyaset zor. Türkiye`debasın çökertilmiş, yargının bugünkü hali ortada. Çok acı." İlker Başbuğ`un, `Yüce Divan`da mı, yoksa `özel yetkili mahkeme`de mi yargılanması gerektiği konusunda da açıklamalarda bulunan Baykal, bunun bir `yetki` meselesi olduğuna dikkat çekti
"ANAYASA`YA GÖRE BAŞBUĞ `YÜCE DİVAN`DA YARGILANIR" Baykal, "Bu davanın nerede görüşüleceği meselesi çok temel bir konu. Anayasa`da yapılan düzenlemelere göre; genelkurmay başkanlarının eski ya da yeni görevleriyle ilgili suçlardan dolayı `Yüce Divan`da yargılanması öngörülüyor. `Özel yetkili mahkemeleri` bu kapsam içine sokamazsınız. Bazıları; `Darbe yapmak, görev suç mu?` diye soruyor. `Darbe yapmak genelkurmay başkanının görevi değildir, o yüzden onu `darbe yapıyor` iddiasıyla onu yargılayacaksak `özel yetkili mahkemede` yargılayalım` deniliyor.Yolsuzluk yapmak bir bakanın görevi mi? Bakan yolsuzluk yaparken, görevinden dolayı suç işledi diye `Yüce Divan`da yargılanıyor. Oradaki görev de, bulunduğu konumun ona sağladığı yetki, imkan, güç, kudret ve otoriteyi görevinin gerçekten gereği için değil de, kendi çıkarı için yolsuzluk ya da darbe yapmak için kullandığı anda o işte `görev suçu` işlemiş olabilir. Eğer, o noktadaki imkanlarını kullanarak suçu işlemişse yargılayacağınız yer `Yüce Divan`dır. Bu çok açık ve net. Bunu bile hiçbir geçerliliğiolmayan ve sağlam iddialar olmadan yok saymak mümkün değil" ifadesini kullandı.
Deniz Baykal'dan 'başbuğ' Açıklması
CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal, bugün Türkiye`de çok ciddi bir yargı sorunu yaşandığını ve insanların adalete olan güveni kaybolmaya başladığını ifade ederek, bugünkü davalarınsa hukuki değil, siyasi bir dava olduğunu öne sürdü.



















