Malatya'nın da içinde bulunduğu 35 ilde "Fırçalar çantada dişler yolunda" sloganıyla yürütülen koruyucu diş sağlığı projesini yürüten Kırıkkale Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Türsel Dülgergil, diş çürükleriyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Diş Çürüğü, diş hekimlerine bırakılamayacak düzeyde yaygın-tehlikeli-pahalı ancak önlenebilmir bir hastalıktır. Aslında basit, koruyucu ve aynı zamanda bilgilendirici diş hekimliği uygulamaları da zaten pek çok ülkede yardımcı
sağlık personeli, çocuk ve aile hekimleri tarafından gerçekleştirilmektedir.
Lütfen sık sık aynanın karşısına geçin ve kendinize şu 3 soruyu sorun; kalp hastası mıyım (?), şeker hastası mıyım(?), ya da ağzımda dolgu-çürük-çekilmiş dişim mi var(?!)
Sorunun cevabı aşikar..! Sorun, gelecek kuşaklar için ne yapmalıyız bununla ilişkili duruyor. Zira, ağza bir adet dolgu bile girse, "restorasyon döngüsüne" giriyoruz artık. Restorasyon döngüsü ne mi demek; ağzınıza bir dolgu yaptırdığınız an artık geri sayım başlamıştır. Yani "bir gün o dolgunun değişim zamanı" gelecektir. Hem de dolgu ya da protez ne denli iyi yapılırsa yapılsın.(!). Sonuç, geri dönüşümsüz bir dolgu-protez, tekrar dolgu tekrar protez döngüsüdür ve bu işlemler "diş çekilene kadar" devam
eder. Bu açıdan özellikle çocukluk çağlarında "hiç çürümemek" çok ama çok önemlidir"ifadelerini kullandı.
Niye mi? Çürük bir enfeksiyon hastalığı, yani bir bakterisi var (Streptokokkus Mutans- Mutan Streptococci grubundan). Yani benim ağzımda bir süt dişi çürüğü varsa, yeni çıkmaya başlayacak ana dişime de bu bakteri taşınmayacak mı?. Bu durumda, anneannelerimizin dediği, yahu bunlar süt dişi nasılsa düşecek yerine yenisi gelecek, onlar nasılsa sağlam olur öngörüsü biraz "kocakarı muhabbetine" dönüşmüş olmuyor mu?
Çağdaş bir ülke olmak ancak bilim ve fenle gerçekleşir, hurafeler ve batılla değil (!). Bizim ülke olarak tek sorunumuz "doğruyu dinlemekteki" eksikliğimizdir. O da ülke geneline bir alışkanlık yüzünden yerleşmiş gibi duruyor"diyen
Dülgergil, açıklamasını şöyle tamamladı:
"Sonuç olarak; 0-3 yaş arasında kolaylıkla teşhis edilerek anne eğitimi ve basit koruyucu uygulamalarla baştan halledilebilecek diş çürüğü ve sonuçları, yaşamın geri kalan bölümlerinde bir kabus haline gelebilmektedir.
Bu denli erken bir dönemde herhangi bir diş hekiminin çocuğu görme ihtimali olabilir mi? Toplumumuzda "sorun oluşmadan hekime gitmek" alışkanlığı tam yerleşmemişken, sorunun kendinize bir; "diş hekimine bebeğini götürebilecek" yahşi ebeveynler nerde? İşin ilginç başka bir yanı da, bu bebeği gördüğünde ebeveyn eğitimi ve florlu vernik (?) uygulamasını yapabilecek (yani bunun eğitimini alabilmiş) diş hekimlerimiz nerede?
Avrupa "problem tabanlı" (problem based education model) eğitim modelini bas bas bağırırken, eğitimcilerimiz bu durumu; hastalıkların teşhis ve tedavisinde sorun bazlı bir power-point sunusu ya da video gösterimi olarak algılıyorlar (!) Oysaki aşikar değil mi; diş fırçalamamak bir sorun, çürük ve diş eti hastalığı bir sorun ve bu sorunun temel kaynağı anne eğitimi-erken koruyucu uygulamalar vs. Bir diş hekimliği öğrencisi, ebeveyn eğitimi konusunda daha birinci sınıftan itibaren eğitim alması gerekirken,
anne kucağında bebeklere vernik sürme demostrasyonunu seyretmesi gerekirken, protez-tedavi laboratuvarlarında ve sınıflarında teorik uygulamalarla boğuşuyorlar (!). Müfredatlarımızın sorun bazlı olması istenirken, bizler tüm sağlık öğrencilerini stajlarına 3 ya da 4. sınıfta çıkartıyoruz (?). Ne kadar ironik değil mi? Asıl sorunumuz; toplumsal bilgilendirme iken biz ilerideki sağlıkçılarımıza sağlık eğitiminin temel öğelerini ve kısa yollarını-pratiğini veremiyoruz.
Örneğin hemen tüm hemşirelik okullarında Halk sağlığı ve ASM (Aile Sağlığı Merkezleri) stajları varken, toplumun nerdeyse yüzde 80 inin etkileyen diş çürüğü ile ilgili florlu vernik uygulama staj barajı ya da anne bilgilendirme puanı koyamıyoruz. Mezuniyet sonrasında bu işi yüklediğimizde hepsine angarya gelmiyor mu bunlar."
Doç. Dr.türsel Dülgergil'in Diş Hastalıkları Açıklaması
Doç. Dr. Türsel Dülgergil, "Diş çürüğü erken tesbit edilirse, engellenebilecek bir hastalıktır"dedi.



















