Baharla birlikte lezzetli Ege otlari sezonunun da açildigini belirten Yasar Üniversitesi Uygulamali bilimler Yüksekokulu Gastronomi ve Mutfak Sanatlari Bölümü Dr. Ögretim Üyesi Eylem Ezgi Fadiloglu, “Ege mutfagi yesil mutfak olup hem hafif hem pratik hem de ekonomiktir. Ege’de yetisen otlarin çogu yüksek oranda C, B1, B2, A vitamini, demir, kalsiyum, bakir gibi mineraller, antioksidanlar içermekte ve birçok hastaliga karsi koruyucu etki saglamaktadir” diye konustu.
Otlari tüketirken vitamin kaybinin olmamasi için dikkat edilmesi gerekenleri aktaran Dr. Fadiloglu, “Hardal otu, turp otu, arapsaçi, sevketi bostan, radika (karahindiba), kuskonmaz, isirgan, cibez, kuzukulagi, kazayagi, deniz börülcesi, gelincik otu bölgede en çok tüketilen otlar arasinda yer aliyor. Otlarin pisirilmesinde olabildigince kendine has tatlarini korumaya, dogal haliyle sunmaya özen gösterilmeli. Kesilen yerlerinden vitamin kayiplarinin olmamasi için otlar mümkün oldugunca dogranmadan bütün olarak yikanmalidir” dedi.
Iste bazi otlarin faydalari
Dr. Eylem Ezgi Fadiloglu, bazi ot çesitleri hakkinda ise su bilgileri verdi:
“Ebegümeci, develik ya da gömeç olarak da bilinen, leylak rengi çiçekleri olan, salatasi ve böregi ve yemegi yapilan lezzetli bir ot çesididir. Cibez, lahana ve karnabaharin kesilip toplanma isleminden sonra toprakta kalan köklerinden büyüyen turpgiller familyasindan bir ot olup salatasi ve yemegi yapilmaktadir. Turp otu, radika, hardal, helvacik da haslanip zeytinyagli ve limonlu salatasi yapilan otlardir. Sarmasik ise haslanip zeytinyagli ve limonlu salatasi yapilan ayrica sogan ile kavrulup üzerine yumurta kirilarak da tüketilen bir ottur. Keskin bir anason kokusuna sahip olan, yabani rezene olarak da bilinen arapsaçi, kuzu etli ve zeytinyagli yemegi yapilan diger bir ot çesididir. Mübarek dikeni, akkiz adiyla da bilinen sevketi bostan papatyagillerden dikenli bir ot olup kuzu etiyle pisirilen veya zeytinyagli olarak da tüketilen bir çesittir. Genellikle çam agaci diplerinde yetisen kuzu kulagi, dogal eksi tadiyla salatasi yapilan yabani otlardan biridir. Tek basina tüketildiginde aromali tadindan dolayi farkli gelen isirgan otu, karisik ot kavurmalari ve böreklerde siklikla kullanilan ve çorbasi da yapilan bir ottur. Istifno, bambul, it üzümü olarak da bilinen stifno, kabak ya da börülceyle pisirilen, mücver olarak da tüketilebilen bir bitkidir. Develik, alabada olarak da bilinen ve ispanaga benzeyen labadanin da kavurmasi ve çorbasi yapilir, yapraklari salatalara konulabilir ve bazi bölgelerde yapraklariyla sarma yapilir. Mevsim sicakligina göre mart aylari itibariyle tezgahlarda gördügümüz ve yabani kuskonmaz olarak da bilinen tilkisen, zeytinyaginda kavrulup yumurta kirilarak yenilebilen bir ot çesididir. Mis otu, tarak otu olarak da bilinen, pembe çiçekleri olan ignelik, salatasi, böregi ve haslamasi yapilan bir Ege otudur”
Bagisikliga da daha iyi geliyor sinirlere de
Otlarin faydalari hakkinda da bilgiler veren Dr. Eylem Ezgi Fadiloglu, “Beslenmede radika, hindibagi, hardal otu gibi antioksidan degeri tasiyan otlarin tüketilmesi çok faydalidir ve idrar söktürücü, böbrek ve safra taslarini düsürücü etkileri bulunmaktadir. Cibez ve sevketibostan sindirimi kolaylastirir, bagirsaklari çalistirir. Esek helvasi ve yabani kuskonmaz gibi otlar vücutta ürik asit birikmesini engeller. Biraz aci bir tadi olan sarmasik otu, kolesterolü ve üreyi düsürür, vücuttaki ödemi atar. Biraz tuzlu bir tadi olan deniz börülcesi, iyot eksikligine bagli guatr hastaligina iyi gelir. Turp otunun içerdigi uçucu yaglardan dolayi canlandirici, sinirleri yatistirici, agri dindirici özelligi vardir. Bagisikligi güçlendirip, kan dolasimini hizlandiran, kani temizleyen, akcigeri güçlendiren, yaralari iyilestiren isirgan otu da vücut için oldukça faydalidir. Enginar, radika, kuskonmaz karacigerinizi temizlemeye yardimci olur. Bronsite, mide sancisina iyi gelen ve süt arttirici özelligi olan yogun anason kokulu arapsaçi da oldukça faydalidir. Besin degerini ve lezzetini artirmak için de kuzu eti veya kuru fasulye ile pisirilerek tüketilebilir” dedi.
Enginarin tam mevsimi
Vücut hücrelerini yenileyerek yaslanmayi geciktiren, romatizma sikayetlerini azaltan, kolesterolü düsüren, sindirim sistemine katkida bulunan enginarin da bu mevsimde siklikla tüketildigini belirten Fadiloglu, “Hasadi nisan ayi sonuna kadar devam eden enginar, Egelilerin vazgeçilmez gidasi. Sayisiz faydaya sahip enginar, Urla, Çesme, Ildir ve Karaburun taraflarinda siklikla yetistiriliyor. 100 gram taze ve çig enginar yaklasik 60 kaloridir. 3 gram protein, 7,8 gram karbonhidrat ve 0,2 gram yag içerir. Kolesterol içermez, posa içerigi yüksektir. Potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko, demir yönünden zengindir ve A, B1, B6, K ve C vitaminleri içerir. 1 orta boy çig enginar, günlük demir ihtiyacinin yüzde 9’unu karsilayacak kadar demir içerir. Yagli bitkiler hariç hiçbir sebze veya meyve, mineral bollugu bakimindan enginarla yarisamaz” diye konustu.
Ege'nin Otlari Sifa Deposu
Ege’de yüzyillardir süre gelen ot toplama ve yemeklerini yapma gelenegi, günümüzde siradan bir bahar etkinligi olmaktan çikarak festivallere dönüstü. 300’e varan çesidiyle doganin Ege Bölgesine sundugu en büyük armaganlarindan olan otlarin sayisiz faydasina dikkat çeken Yasar Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatlari Bölümü Dr. Ögretim Üyesi Eylem Ezgi Fadiloglu, otlarin nasil tüketilmesi gerektigini anlatti.



















