Egzoz Gazları Zehirliyor

Araçlar çalıştığında egzozlardan havaya, karbonmonoksit, azotoksit hidrokarbon gazları ile ağır metal kurşun karıştığı, özellikle de renksiz ve kokusuz bir gaz olan karbon monoksitin kapalı ortamlarda zehirleyici, hatta öldürücü olabildiği belirtildi

Araçlar çalıştığında egzozlardan havaya, karbonmonoksit, azotoksit hidrokarbon gazları ile ağır metal kurşun karıştığı, özellikle de renksiz ve kokusuz bir gaz olan karbon monoksitin kapalı ortamlarda zehirleyici, hatta öldürücü olabildiği belirtildi.
Bu konuda açıklamalarda bulunan Dicle Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü ve Çevre Bilincini Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel, Karbon monoksit gazının yüzde 80'lere varan oranlarda havada asılı kaldığını, kirli gazların aynı zamanda binaların, anıtların, heykellerin üzerine sindiğini ve zamanla kirlenmeye neden olduğunu belirtti. Özellikle okulların açıldığı şu zamanlarda trafiğin çok yoğun olduğunu; otomobil, kamyon ve diğer araçların egzozlarından yayılan gazların
sağlığımızı özellikle de çocuklarımızı olumsuz etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Hamdi Temel, "Çocuklarımızı bu konuda uyarmamız ve bilgilendirmemiz gerekmektedir. Egzozlarından çıkan siyah dumanların bileşiğinde bulunan gazlar, kanın oksijen taşıma yeteneğini azaltmakta, doku, kemik ve sinir sistemlerine zarar vermektedir" dedi.
İngiltere'de yapılan bir araştırmanın, çocuklarda görülen kanserin büyük ölçüde egzozlardan yayılan gazların neden olduğu hava kirliliğinden kaynaklandığını ortaya koyduğunu söyleyen Hamdi Temel, "İngiliz Journal of EpidemiologyCommunity Health dergisinde yayımlanan araştırmada, özellikle dizel motorlu araçların yaydığı karbon monoksit ve bütadien 1.3 gazlarının çocuklarda görülen kanserin başlıca sorumlularından biri olduğu belirtilmiştir" dedi.
Egzoz gazlarının yanı sıra sigara, hava kirliliği, fabrika dumanları, endüstriyel buharların aynı zamanda insan cildini olumsuz yönde etkilediğini kaydeden Temel, araştırmaların, yaşlanmaya bağlı cilt sorunlarının yüzde 80-90'ının çevresel zararlardan meydana geldiğini gösterdiğini ifade etti. Prof. Dr. Temel sözlerini şöyle sürdürdü:
"Genetik faktörler ve diğer içsel etkenlerde önemli ama onların gücü yüzde 20'yi geçmiyor. Eğer etkin bir yaşlanma yavaşlatıcı program uygulamak istiyorsanız çevresel yaşlanmayı öğrenmeli ve önlemeyi iyi bilmek zorundasınız. Çevresel faktörlerin oluşturduğu cilt yaşlanmasını nasıl önleyeceğiz sorusu yanıtlanması gereken en önemli problemdir. Güneşten korunarak, sigara içmeyerek, trafiğin yoğun olduğu yerlerde durmayarak ve vücudunuzun antioksidan kapasitesini yükselterek önlem almaya çalışmalıyız.
Ayrıca, kirli havalarda dışarıda dolaşmamak, trafiğin yoğun olduğu yerlerden meyve ve sebze almamak, aldığımız zaman kabuklarını soymak, cildimizi her gün temizlemek ve nemlendirmek gerekmektedir."
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile