Ergenlik çagindaki çocuklarin yüzde 3’ünde skolyoz bulundugunu ifade eden Özel Medicana Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji/Omurga Cerrahisi Uzmani Prof. Dr. Hayati Aygün, çogu skolyoz vakasinin hafif olarak gözlendigini ancak bazi omurga deformitelerin çocuklar büyüdükçe daha siddetli olmaya devam ettigini söyledi.
Prof. Dr. Aygün, “Siddetli bir omurga egrisi, gögüs içindeki bosluk miktarini azaltarak akcigerlerin düzgün çalismasini zorlastirabilir. Dogru tedavi çok önemlidir. Ihmal edilmis ya da geç kalinmis hastalarda tedavi hem çok zor hem de istenilen düzeyde basari elde edilemeyebilir. Skolyozun tedavisi çocukluk ve eriskin yas ya da dönemlere göre farklidir” seklinde konustu.
Çocuklukta üç ana türde skolyoz hastaligi oldugunu ifade eden Aygün sunlari söyledi:
“Birinci grup, dogustan olan konjenital dedigimiz türdür. Bu tür skolyoz hizli ilerleyip ve çok ciddi deformitelere yol açmaktadir. Bu grubun tedavisi erken baslamak durumundadir. Ikinci grupta ise nöromusküler hastaligi olan yani dogustan felçli hastalarda görülen skolyoz türüdür. Yine bu grupta cerrahi, erken dönemde gerekebilir. Üçüncü grup ise en çok görülen gruptur. Idiyopatik adolesan skolyoz olarakta isimlendirilen bu grupta tedavi genellikle konservatif yapilir. Çocuk kemik büyüme yasi uygun oldugunda eger hala 40 ve üzeri dereceden fazla skolyozu varsa cerrahi düsünülebilir.”
Skolyoz tedavisinin uzun, sabirli ve bilinçli yürütülmesi gereken bir süreci oldugunu dile getiren Prof. Dr. Aygün, “Tedavide basari orani oldukça yüksektir. Bunun için ise dogru hekim ve dogru hastane seçilmesi en kritik asamadir. Biz hastanemizde ileri tetkiklerle teshis koyup cerrahi disi ekibi hem de cerrahi tedavi ekibi ile skolyoz hastalarinin tedavisini takip etmekteyiz. Hastanemizde genellikle konjenital ve ihmal edilmis vakalar tedavi edilmektedir. Skolyoz açisi 40 derecenin altinda olan hastalar için genellikle konservatif denilen cerrahi disi tedavi tercih edilmektedir. Fizik tedavi, egzersiz veya korse gibi tedaviyi destekleyici seçenekler vardir. Konservatif yöntemlerle deformitenin ilerlemesini engellemek hedeflenmektedir. Korse ile tedavi skolyozlu hastalardaki egriligin gelisimini 3-4 aylik araliklarla izlemekte fayda vardir. 20 derecenin altinda egriligi olan hastalarin yüzde 50-60’i kendiliginden iyilesir. Immatür bir omurgada egri 20 derecenin altinda ise fakat progresyon 10 dereceden fazlaysa takip sürecine ara verilip korse kullanim sürecine geçilir. Gelisim çagindaki çocuklarin 20-30 derecelik egrilerin 1/3’ü konservatif tedaviye yanit verir ve ilerlemez. Bu sebeple bu araliktaki progresyon düzeyleri tespit edilene kadar takip devam edilmelidir. Tedavisiz kalmis skolyoz ciddi sakatliga, kozmetik sorunlara, dolayisiyla da psiko-sosyal sorunlara ve bazen de kardiyopulmoner sorunlara sebep olmaktadir. Cerrahi tedavi gerektiren vakalarda skolyoz açisi 45 derecenin üzerindedir. 40 derecenin üzerindeki egrilikler korseye veya diger konservatif tedavilere yanit vermez ve iskelet matüritesi gelistikten sonra da ilerlemeye devam eder” dedi.
Skolyoz cerrahisinde birçok yöntem oldugunu ve bunlarin hastaligin türüne, yasina ve hastaligin bölgesine göre degisiklik gösterebildigini vurgulayan Prof. Dr. Aygün, skolyozun cerrahi tedavisiyle ilgili de sunlari söyledi:
“Cerrahi erken baslangiçli konjenital skolyozlarda ilgili segmenti ilgilendiren patolojiye yönelik uygulanir. Örnegin hemivertebranin çikarilmasi ya da egrilige
sebep olan anormal yapilarin çikarilmasi gibi. Konjenital bazi skolyozlarda ise deformiteyi kontrol etmek için büyüme dostu cerrahi yöntemler uygulanir. Burada hastalara periyodik olarak 6 ya da 8 ayda bir küçük ameliyatlar gerekebilir. Büyüme çaginin hizli döneminde idiyopatik skolyoz hastalarinin uygun olanlarinda ise halk arasinda ‘ipli sistem’ olarak adlandirilan endoskopi yardimiyla ya da minimal invaziv yöntemle de body tethering ameliyatlari yapilabilir. Kizlarda ve erkeklerde de olgunlasma evresine geçen çocuklar için ise kalici bölgesel ameliyatlar uygulanabilir. Ameliyatlarda yerine göre navigasyon cihazi önemli avantajlar saglayabilir. Ameliyatta omurgaya yerlestirilecek vidalarin güvenle yerlestirilmesinde ve osteotomilerin planlanmasinda yardimci rol oynamaktadir. Bütün ameliyatlarda nöromonitörizasyon cihazi kullanilir. Bu cihaz, omurilik aktivitelerini sürekli kayit altinda tutar ve cerrahi nedeniyle omurilik üzerinde olusabilecek etkileri monitörize ederek aninda cerraha uyari vermesi açisindan oldukça önemlidir. Skolyoz ameliyatlari oldukça riskli ve komplikasyona oldukça yatkin ameliyatlardir. Skolyoz cerrahisi bir ekip isidir. Özel egitimli cerrah ile birlikte skolyoz ve omurga alaninda tecrübeli hemsire; nöromonitör cihazindan sorumlu tecrübeli teknisyen; omurga ve skolyoz cerrahisinde tecrübeli anestezi ekibi ve yaninda ameliyat sonrasi bakimi üstlenebilecek yetkili imkanlara ve ekibe sahip yogun bakim ve klinik gereklidir. Skolyoz cerrahisinde aynen korse tedavisi ve fizik tedavide oldugu gibi aile, hastane ve hekim iliskisinin yeterli düzeyde ve siklikta olmasi oldukça önemlidir.”
Ergenlik Çagindaki Çocuklarin Yüzde 3'Ü Skolyoz Hastasi
Ortopedi ve Travmatoloji Omurga Cerrahisi Uzmani Prof. Dr. Hayati Aygün, çocukluk ve eriskin dönemde görülebilen skolyozun sebebinin büyük bir kisminin bilinmemekle birlikte genetik faktörler, serebral palsi ve kas distrofisi gibi durumlardan kaynaklanabildigini belirterek, ergenlik çagindaki çocuklarin yüzde 3’ünde skolyoz bulundugunu söyledi.



















