Eski Müsteşar Erdem'in Yargılanmasına Yeniden Başlandı

Adalet Bakanlığı Yüksek Müşaviri, eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol Erdem'in, 'terör örgütü yöneticisi olmak' suçundan yargılanmasına yeniden başlandı İlk yargılamasında 'durma' kararı verilen ve hakkında yeniden iddianame hazırlanan Erdem, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesinde hakim karşısına çıktı Birol Erdem: 'Bu yapıdan olan insanların en ufak yanlışlarını gördüğümde nasıl tavır koyduğum ortada. Ben bunların canına okudum, bu yapının yargıdaki bütün üyelerini deşifre ettim, hem de hiçbir idari soruşturma ya da yargı süreci yoktu'

Adalet Bakanlığı Yüksek Müşaviri, eski Adalet Bakanlığı Müsteşarı Birol Erdem'in "Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) yöneticisi olmak" suçundan yargılanmasına başlandı.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay ek binasındaki salonda görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Erdem, avukatları ve yakınları katıldı.

Birol Erdem'in, Yargıtay 9. Ceza Dairesinde daha önce başlanan yargılamasında, sanık avukatının iddianameyi hazırlayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisiz olduğu yönündeki itirazı üzerine durma kararı verilmişti.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi heyeti, iddianame hazırlaması için dosyanın yetkili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine hükmetmişti. Erdem hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamenin mahkemece kabul edilmesi üzerine yargılama süreci yeniden başladı.

Duruşmada, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamenin özeti okundu.

İddianamede Erdem'in, mesleğe girişten itibaren örgüt içinde yer aldığı, Adalet Bakanlığının kritik görevlerinde bulunduğu, çok sayıda örgüt militanıyla faaliyet yürüttüğü, faaliyetlerde etkin ve belirleyici olduğu öne sürüldü.

Örgüt toplantılarına katıldığı, sınava girecek öğrencilerle sohbet adı altında toplantılar yaptığı, himmet verdiği de belirtilen Birol Erdem'in, örgütün yargıda kadrolaşmasında aktif rol oynadığı, etkin ve belirleyici konumda bulunduğu anlatıldı.

İddianamede, sanığın böylelikle örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, stratejisi ve amaçları doğrultusunda sıkı bir disiplinle hareket ettiği ve "yönetici" konumunda bulunduğu savunuldu.

Birol Erdem'in, "silahlı terör örgütü yöneticisi olma" suçundan TCK'nin 314/1 ve terör suçlarında cezanın yarı oranında artırılmasını öngören 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1 maddeleri uyarınca 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmaması konusundaki takdirin mahkeme heyetinde olduğu belirtildi.

- Birol Erdem'in savunması

Savunma için söz verilen Birol Erdem, 1993'te Edirne İdare Mahkemesinde başladığı mesleğinde, Adalet Bakanlığı tetkik hakimliği, daire başkanlığı, Personel Genel Müdürlüğü görevlerinde bulunduğunu, 2010'da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliğine seçildiğini söyledi.

Sonrasında Adalet Bakanlığı Müsteşarlığına getirildiğini aktaran Erdem, ardından Başbakanlık Başdanışmanı görevini yürüttüğünü, halen Adalet Bakanlığı Yüksek Müşaviri olarak görev yaptığını kaydetti. Erdem, geldiği hiçbir görevde "cemaatin katkısının" bulunmadığını ileri sürdü.

Ailesinin "Milli Görüş" kökenli olduğunu, imam hatip lisesinden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandığını anlatan Erdem, Ankara'da Milli Gençlik Vakfının yurdunun bulunmaması nedeniyle Hakyol Vakfının finanse ettiği evlerde kaldığını ifade etti.

Yapı mensuplarıyla Adalet Bakanlığı tetkik hakimliği görevine getirildikten sonra tanıştığını, bakanlığa gelene kadar "cemaat" denilen yapıyla herhangi bir irtibatının bulunmadığını savunan Erdem, o dönemde "cemaat mensubu" olduklarını sonradan anladığı Hüseyin Yıldırım, Dursun Murat Cevher, Ali Kaya gibi isimlerin tetkik hakimi olarak bakanlığa geldiklerini dile getirdi.

Birol Erdem, bakanlıkta görev yaparken başlayan 28 Şubat süreci nedeniyle kendisi gibi muhafazakar yapıdaki personelle ilgili bir tasfiye süreci yaşadıklarını belirterek, "28 Şubat sürecinde Adalet Bakanlığında irtica soruşturması geçiren üç kişiden biriyim." dedi.

Cemaat yapısına ilişkin bilgi sahibi olmadığını ancak 28 Şubat'taki baskılar nedeniyle ve aynı yerde çalışmaları dolayısıyla bu kişilerle yakınlaştıklarını dile getiren Birol Erdem, "Bu kişileri tanıdıkça yakınlaştık. Melek gibi insanlardı. Zaman içinde dostluğumuz ilerledi. Bazı arkadaşlarla bu zorlu süreçte maneviyatı bir arada tutmak için buluşuyorduk. Ama sonradan bu yapıdan olan insanların en ufak yanlışlarını gördüğümde nasıl tavır koyduğum ortada. Ben bunların canına okudum, bu yapının yargıdaki bütün üyelerini deşifre ettim, hem de hiçbir idari soruşturma ya da yargı süreci yoktu." diye konuştu.

- "Hayatımda Gülen'in hiçbir kitabını okumadım"

Cemaat mensuplarının, imam hatip mezunu olması nedeniyle zaman zaman sınava hazırlanan öğrencilere moral motivasyon için Kur'an-ı Kerim okumasını istediklerini söyleyen Erdem, evlerde sadece Kur'an okuduğunu, doğruluk ve dürüstlükten bahsettiğini, terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in kitaplarının okunmadığını iddia etti. Erdem, bu nedenle evlere bir daha çağrılmadığını öne sürdü.

Birol Erdem, "(Milliyetçi-muhafazakar arkadaşlar, içlerinde Allah korkusu olur, rüşvet, haram yemezler, yargıda bunlar bulunsun daha iyi olur) dedik. Hak yemezler, hukuktan çıkmazlar diye düşündük. O zamanlar gördüklerimde bir yanlışlık yoktu. Hayatımda Gülen'in hiçbir kitabını okumadım, asla himmet adı altında para vermedim." şeklinde savunma yaptı.

Bu yapıyla mücadeleye, devletin hiçbir kurumunda en ufak bir adli soruşturma başlamamışken, herhangi bir çatışma da yaşanmıyorken 2012'de başladığını iddia eden Birol Erdem, örgütün YARSAV ile ilgili ilk faaliyetlerine şahit olduğunda aklında ilk şüphenin oluştuğunu, ardından 7 Şubat 2012'deki MİT krizi ve ÖSYM'nin hakim-savcı sınavındaki usulsüzlüğünü gördükten sonra mücadeleye başladığını kaydetti.

Erdem, Hüseyin Kurtoğlu davası, İzmir'deki Askeri Casusluk davasındaki usulsüzlüklerin de eklenmesiyle, yapıyla mücadelesini sürdürdüğünü savunarak, "2012'de başladığım bu mücadelemin onlarca şahidi, resmi kayıtlara geçmiş belgeleri vardır. Bu süreçte yaptıklarımla ilgili, dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in tanık olarak dinlenmesini istiyorum." diye konuştu.

Birol Erdem, 2012'de ÖSYM'nin yaptığı hakim savcı sınavındaki usülsüzlüğün ortaya çıkmasının ardından dönemin ÖSYM Başkanı Ali Demir ile yaptığı görüşmenin tanığının da Sadullah Ergin olduğunu aktardı.

Hakim-savcı sınavıyla ilgili usulsüzlük tespiti üzerine soruların nasıl hazırlandığını öğrenmeye çalıştığını, hukuk profesörü Kemal Şenocak'ın, hakim savcı sınavı için ÖSYM'nin hocalardan soru almayı bıraktığını söylediğini anlatan Erdem, şunları söyledi:

"ÖSYM Başkanı Ali Demir'i aradım, hocalardan neden soru istenmediğini sordum. Ali Demir, bir saat sonra döndü, Kemal Şenocak ile para konusunda anlaşmazlık yaşandığı için soru alınmadığını söyledi. Hemen Şenocak hocaya sordum. Bunun gerçek olmadığını, soru başına kaç kuruş verildiğini bile bilmediğini söyledi. Ali Demir'e, 'Seni yanıltıyorlar, operasyona derhal sana bu bilgiyi verenden başla' dedim. Bu sırada net tavır aldım. Sınavı iptal ettirdim, ÖSYM soruşturmasını yapmayanları da görevden aldırdım. O dönemde Ankara Başsavcısının görevden alınma nedenlerinden biri buydu."

- Danıştay Başkanlığı seçimi

Süreçte paralel yapının yargıdaki etkinliğine son vermek amacıyla bir yasa tasarısı hazırladığını dile getiren Erdem, Yargıtay ve Danıştay üyeliği, genel sekreter atanması, Başkanlar Kurulu ve Başkanlık Kurulunun yapılarında değişiklikler içeren bu tasarının hayata geçirilemediğini ifade etti.

Erdem, o dönemde Danıştay Başkanlığı seçiminin bir türlü yapılamadığını, yapının seçimleri kilitlediğini anlattı. Cemaat mensuplarının, Zerrin Güngör'e oy vermeyerek, Danıştay Başkanlığı seçimini kilitlemeleri üzerine, bu tasarıyı TBMM'ye gönderme tehdidinde bulunduklarına işaret eden Erdem, "Bu yasa tasarısının tekrar gönderileceği tehdidiyle Zerrin Güngör başkan seçildi." ifadesini kullandı.

Sanık Birol Erdem'in savunmasına, verilen aranın ardından devam edilecek.
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile