Sadece ilk etapta ailelerini götüremedikleri için yalnız kalmadılar . Biz devlet olarak da onları yalnız bıraktık . Eğitim seviyesi belli bir düzeyin altındaki insanları dilini , dinini ve kültürünü bilmedikleri bir memlekete bırakıyorsunuz . Esasında bu fecaat bir durum`` dedi .
Sirkeci Tren Garı Etkinlik Salonu`nda gerçekleştirilen gala gecesinde konuşan Bozdağ , ``Almanya Treni`` belgeselinin önemli bir çalışma olduğunu ve ortaya faydalı bir eserin çıkarıldığını söyledi .
Bozdağ , Türkiye`den Almanya`ya yapılan göçe ve dolayısıyla bu konuyu ele alan belgesele , kendi sorumluluk alanında olması nedeniyle özel bir ilgi duyduğunu kaydetti .
Bundan 51 yıl önce başlayan süreçte Türkiye`nin , Almanya`nın ve göç eden işçilerin farklı niyetlere sahip olduğunu ifade eden Bozdağ , ``Baktığınız zaman hepsinin görüşü sadece bu gidişlerin geçici olduğu konusunda birleşiyor . Ancak şartlar farklı gelişiyor ve bu gidişler farklı boyutlar kazanıyor`` dedi .
Bozdağ , Türkiye`nin o dönemde farklı dil , din ve kültüre sahip bir ülkeye gönderdiği işçiler için ön çalışma yapmadığını belirterek , ``Hiç kimse bunların insan olduğunu , insan olmanın gereği birtakım ihtiyaçları bulunduğunu hesap etmiyor . Giderken yalnız gittiler . Sadece ilk etapta ailelerini götüremedikleri için yalnız kalmadılar . Biz devlet olarak da onları yalnız bıraktık . Eğitim seviyesi belli bir düzeyin altındaki insanları dilini , dinini ve kültürünü bilmedikleri bir memlekete bırakıyorsunuz . Esasında bu fecaat bir durum`` diye konuştu .
Almanya`ya göç eden Türklerin zamanla büyük bir değişimi ve dönüşümü gerçekleştirdiklerini vurgulayan Bozdağ , şöyle konuştu : ``Onlar bunu , devletleri yanlarında olmadan , hükümetleri büyük destekler vermeden kendi imkanlarıyla başarıyorlar . Bugün pek çok sivil toplum örgütü var orada . Almanya`da sadece Türklere ait 70 bin işletme var . Bugün 356 bin kişiye ekmek veriyorlar . Yılda 35 milyar Avroluk ciroları var . Almanya`nın ve orada yaşayan işçilerin bakışı , artık Türkiye`nin de bakışını değiştirme zorunluluğu ortaya koymuştur . Başlangıçta vatandaşlığa geçmeyi ülkelerine ihanet gibi algılayan insanlarımız , ülkemizin de teşvikiyle vatandaşlığa geçtiler . Şimdi orada 1 milyon civarında Alman vatandaşı olan insanımız var . Artık orada yaşayan insanlarımız Türkiye`ye gelmek değil , orada kalmak istiyorlar . Kendilerinin ve çocuklarının geleceğini orada görüyorlar . Bazıları öldüklerinde de orada gömülmek istiyorlar . Öyleyse Türkiye`nin artık politikalarını biraz daha değiştirerek bu yeni duruma ayak uydurması gerekiyor . ``Türklerin yabancı ülkelerde uyum sorunu yaşamadıklarını kaydeden Bozdağ , ancak Avrupa`nın hemen hemen her ülkesinde entegrasyonun tanımından kaynaklanan ciddi sıkıntıların oluştuğunu söyledi .
Türkiye`den 51 yıl önce Almanya`ya göç eden işçilerin , Almanya`da yetişen çocuklarıyla artık iletişim kurmakta zorlandığını vurgulayan Bozdağ , ``Öyleyse biz , Avrupa`da yaşayan vatandaşlarımızın durumuna , değişen yapıyı dikkate alarak yeni bir perspektifle yaklaşmalıyız`` dedi .
Bozdağ , Türk vatandaşlarının bulundukları ülkelerde kimlikleriyle var olması için daha fazla çaba göstermek gerektiğini belirterek , şöyle devam etti : ``Sayın Başbakanımızın talimatıyla yurt dışındaki vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenmek üzere ilk defa 2010 yılında Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kuruldu . Burada çalışanların tamamı yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın çocukları arasından seçildi . Çünkü araziyi bilen uzmanların çok daha yararlı olacağı düşünüldü . Böyle bir teşkilat müsteşarlık düzeyinde kuruldu . Bundan önce böyle bir teşkilat yoktu . Öte yandan 2008 yılında Yunus Emre Vakfı`nı kurduk . Yunus Emre Vakfı , şu anda 23 ülkede Yunus Emre Türk Kültür Merkezlerini açtı . Hem dilimizi öğretmek , hem Türk kültürünün güzelliklerini anlatmak ve yaygınlaşmasını sağlamak konusunda çok önemli fonksiyonları ifa ediyorlar . Bugün Avrupa`da gördüğümüz şey şu ; işçi olan Türkler yok sadece . Bilim adamı , sanatçı , sporcu gibi hemen her alanda başarılı Türkler var . Bu nedenle bakışımız sadece işçi eksenli değil . Çok geniş bir başarı hikayesini içine alan , geniş açıdan bakan ve her alanda eşit rekabet olmasına gayret eden bir anlayışla hadiselere bakmaya özen gösteriyoruz . Bu belgesel de bunu hem bizim görmemize , hem de ilgili ülkelerin görmesine fayda sağlayacaktır . ``Yurt dışına gittiklerinde fabrikatör , işletme sahibi ve müteşebbis Türklerle karşılaştıklarını ifade eden Bozdağ , ``Nereye giderseniz gidin o ülkede başarılı olan Türkleri görüyorsunuz . Bu da Türklerin ne kadar mahir olduklarını gösteriyor . Bizim ülke olarak onlara daha fazla destek vermemiz lazım . Onların sorunlarını daha yakından takip etmemiz lazım . Üniversitelerimizle medyamızla bilim , sanat ve kültür çevreleriyle işbirliği içerisinde ortak projeleri o bölgelerde daha fazla hayata geçirmemiz lazım`` şeklinde konuştu .
Kuzey Haber Ajansı Genel Koordinatörü Erhan Ekren ve Yedirenk Film-Yapım Yönetim Kurulu Başkanı İsrafil Kuralay , konuşmasının ardından Bekir Bozdağ`a plaket takdim etti .
-Diğer konuşmacılarKuzey Haber Ajansı Genel Koordinatörü Erhan Ekren de ``Almanya Treni`` belgeselinin 8 bölüm halinde yayınlanacağını ifade ederek , ilk bölümünün 29 Ocak Pazar günü Kanal 24`te izleyiciyle buluşacağını söyledi .
Ekren , 1961 yılında Almanya`ya göç eden Türklerin o günden bu yana yaşadıkları dertleri , sıkıntıları ve sevinçleri anlatan belgeselin , yaklaşık 1 yıllık çalışma sonucunda hazırlandığını kaydetti .
Yedirenk Film-Yapım Yönetim Kurulu Başkanı İsrafil Kuralay ise yapım ekibi adına yaptığı konuşmada , ``Almanya Treni`` belgeselinin Almanya , Fransa , Hollanda , Avusturya , Belçika ve Türkiye`de çekildiğini anlattı .
Kuralay`ın konuşmasının ardından belgeselin senaristi Dr . Rıdvan Şentürk , yönetmen Turgut Söğüt ve belgeselin müzik yönetmenliğini yapan Türk Halk Müziği sanatçısı Gülay`a plaket sunuldu .
Star Yayın Grubu İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karaalioğlu da , belgeseli izlediğini ve çok başarılı bir çalışma olduğunu belirterek , ``İzleyenler Kanal 24`ün belgesel standartlarını bilirler . Daha çok uluslararası belgesellere ve dokümanlara yer veriyoruz . Bu açıdan bizim için de bir ilk . Hepimizin bir Almanya , bir Almancı hikayesi olduğuna göre , hikayenin hepimize dokunacağına inandığım bir çalışma . Belgesel sadece bir Almanya hikayesi değil , aynı zamanda bir yakın tarih çalışması , sözlü tarih çalışması olarak dikkat çekiyor`` dedi .
İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof . Dr . Nazım Ekrem de , belgeselin bir çok açıdan geçmişten günümüze yaşananları ortaya koyacağını vurguladı .
Konuşmaların ardından belgeselin 40 dakikalık özel gösterimi de yapıldı .
Gurbetçileri Devlet Yalnız Bıraktıistanbul
``Almanya Treni`` isimli belgeselin galasında konuşan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ``Almanya`ya göç edenler giderken yalnız gittiler.



















