Hastane evinize geliyor

Hastane evinize geliyor

Türkiye'de, 'evde bakım hizmeti' denilince akla yaşlıların bakımı ya da hemşirelik hizmeti gelirdi eskiden. Bu anlayış şimdi tamamiyle değişti.

Yara bakım ve pansumanı, kan alma ve laboratuvar tetkikleri, fizik-tedavi hatta check up işlemi için bile doktor ayağınıza geliyor. Acıbadem Mobil Sağlık ekipleri evinize kadar geliyor, sizi muayene ediyor, tam teşekküllü bir hastanenin sağladığı benzer hizmeti veriyor.

Şu an bu hizmetten 14 bin kişi yararlanıyor, yani 14 bin kişinin kendine özel ambulansı doktoru ve hemşiresi var. Peki bu sistem nasıl işliyor? Sorularımızı Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Özgür Turgay yanıtladı.

- Mobil sağlık hizmetleri dediğimizde ne anlamalıyız?


Mobil Sağlık hizmetleri dünyada çok hızlı büyüyen bir sektör. İki yönü var: Birincisi hastaları bulunduğu yerde tedavi etmek ya da sağlık durumlarının iyi seyretmesini sağlamak, ikincisi maliyetleri düşürmek. Acil sağlık hizmeti veriyoruz ki bu herkesin bildiği gibi ambulanslar. Bir de evde bakım hizmeti veriyoruz. 'Evde bakım ne?' dersek, kısaca kişiye bulunduğu ortamda, evde ya da işyerinde koruyucu, iyileştirici tedavi hizmetlerinin verilmesi olarak tanımlayabilirim.

- Maliyetler nasıl düşüyor?

Evde enjeksiyon, pansuman gibi girişimsel hemşirelik diye adlandırdığımız hizmetler aslında çok uygun. İstanbul’da 6 lokasyonda sürücüsüyle bekleyen sabah 07.00'den gece saat 11.30'a kadar çalışan ekiplerimiz var. Dolayısıyla maliyetimiz sabit. Enjeksiyondan örnek vereyim, hastanede bir enjeksiyon yaptırmanın maliyeti 25 lirayken 30 liraya evinizde yaptırabiliyorsunuz. Eğer hastane yakınında oturmuyorsanız, hazırlanıp çıkmanız külfete, yol parası da daha çok masrafa neden oluyor. Ya da fizik tedavi. Ayda 2 binden fazla kişiye fizik tedavi uyguluyoruz.

- Eve mi geliyor ekipler?


Özellikle bel, diz ve omuz ameliyatları ciddi fizik tedavi gerektiriyor. Düşünün hasta çıkmış hastaneden, üçüncü gün hala ağrısı dikişi var. Hasta her gün evinden taksiye biniyor, hastaneye geliyor, fizik tedavisi yapılıyor. Hasta sonra yine taksiyle evine dönüyor. Şu anda fizik tedavi maliyetimiz hastaneyle aynı. Bu tür hizmetleri doğru bir ölçek ekonomisiyle birleştirdiğimiz zaman maliyetleri çok düşüyor. Pahalı olan uzun dönem bakım. Evde 24 saat hasta bakan bir hemşirenin maliyeti daha fazla. Biz ne yapıyoruz, bir hemşireyi onlarca hastaya bölüyoruz. Öbür tarafta ise bir hemşire sadece bir hastayla ilgileniyor.

Tedavinin takibi de önemli. Mesela ameliyat sonrası yara bakımlarında hemşireler yüksek kalitede dijital fotoğraf çekip, doktora gönderiyor. Böylece doktorun yarayı inceleme fırsatı oluyor. Böylelikle hasta hastaneden çıktığında doktoruyla bağlantısını aynen hastanede kalıyormuş gibi sürdürüyor.

- Check-up da yapıyor musunuz?

Evde ya da işyerinde, nerede istiyorsa hasta, check-up yapıyoruz. Bir ekip geliyor, röntgen çekiyor, kanınızı alıyor, muayene ediyor. EKG'niz çekiliyor, talep edilirse ultrason da götürüyoruz hastanın ayağına. Mesela en son 127 hakemin tüm mobil check-up'ını biz yaptık. Bulundukları yerde kalp ultrasonu da yaptık..

- Herkes yararlanabiliyor mu bu hizmetten?

İstanbul'da kaç pilot bölge var?

İstanbul’da 12 noktamız var. Türkiye’nin coğrafi olarak da yaygınlaşmış en büyük özel sağlık ambulans şirketiyiz.

- Şöyle bir şey olabilir mi, mesela çok acil bir durum var ancak bütün araçlar görevde, ne yapılabilir o zaman?

Bu durumda iki yol var, birincisi back-up’a almak yani yedekliyoruz. Değişik ambulans şirketleriyle anlaşmamız var. Yoğun olduğumuz zaman onlara yönlendiyoruz. Zaten kanuni olarak bir özel ambulans şirketi, çağrılarını karşılayamadığı takdirde 112'ye bildirmek zorunda. Biz de sıkışık zamanları 112'ye bildiriyoruz.

- Peki bu mobil sağlık hizmetlerinin hedefinde ne var, beş yıl ilerisini düşünürsek?

Tüm dünyaya baktığımızda tüm dünyada bu tür yapıları zaten sigorta şirketleri ya da SGK gibi sağlık finansörleri finanse ediyor. Neden çünkü hastaların hastanede yatış süresi kısalıyor, dolayısıyla ödediği miktar azalıyor. İkincisi yönetilebilir bir risk ortaya koyuyor. Bir diyabet hastasının kan şekeri yüksekliği nedeniyle hastaneye gitme oranını yüzde 50 azaltabiliyorsunuz. SGK, 5 yıl içinde mutlaka bu tür yapılarla çok yakın iş birliğine gidecek.

Önümüzdeki 3 yıl içinde bireysel üye sayımızı 35 binlere çıkarmak istiyoruz. Kurumsal taraf tabii ki uçsuz bucaksız. Devamlı proje geliyor, açıkçası orada da çok ince eleyip sık dokuyoruz. Promosyon anlayışını görünce biz o işe girmiyoruz.

Hürriyet
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile