'Hrant Dink'i 'Vur' Diyenler Ortaya Çıksın'

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Danzikyan: 'Hrant'ın eksikliğini tarif etmek mümkün değil, tarif bile edemeyiz. O, yeri doldurulacak birisi değil. Hrant idealleri olan, bu işe hayatını vakfetmiş birisiydi. Bunu ona hayatıyla ödettiler' 'Yargılama daha da sürecek gibi gözüküyor. Uzun sürsün ama Hrant Dink'i 'vur' diyenler ortaya çıksın, bizim talebimiz budur' Dink ailesinin avukatı Bakırcıoğlu: '2007 yılından beri, şu an isimleri FETÖ ile anılan isimlerin yargılanması gerektiğini defalarca söyledik. Bu kişilerin yargılanmaya başlanması çok önemlidir ama cinayete giden süreçte yaşananlar da soruşturulmalıdır. FETÖ ile bağlantılı isimlerin de bu cinayetin organizasyonunda olma ihtimalleri çok güçlüdür' 'Soruşturmanın yıllara yayılması problem olmasına rağmen, hakikatin açığa çıkmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Yargılamalar ve soruşturmalar gecikse de önemli olan bu dava sonrası hakikate ulaşabilmek'

MURAT PAKSOY - Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, Agos gazetesi genel yayın yönetmeniyken 19 Ocak 2007'de uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden gazeteci Hrant Dink'in yerinin doldurulamayacağını belirterek, "Yargılama daha da sürecek gibi gözüküyor. Uzun sürsün ama Hrant Dink'i 'vur' diyenler ortaya çıksın, bizim talebimiz budur." dedi.

Dink'in ölümünün üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen açılan davalar henüz sonuçlanmadı. FETÖ bağlantısının ortaya çıkmasıyla da dava farklı bir boyut kazandı.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, suikastın 11. yılında yakın arkadaşı Dink'i, Hrant Dink ailesinin avukatı Hakan Bakırcıoğlu da dava sürecini anlattı.

Danzikyan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Agos gazetesinin Ermeni toplumu için ayrı bir öneme sahip olduğunu anlatarak, "Agos gazetesini Hrant'tan önce, Hrant'tan sonra diye düşünebiliriz. Hrant ve Agos, çok iç içe geçmişti. Hrant'la bir dönem kapanmış oldu. Belki de baştan başladık." diye konuştu.

Agos gazetesinin birinci işinin Dink'in ideallerini yaşatmak olduğunu ifade eden Danzikyan, Dink'in ideallerini gerçekleştirmenin yanı sıra asli görevlerinden birinin de cinayetin aydınlatılması için çaba göstermek olduğunu vurguladı.

Danzikyan, Hrant Dink'in yerinin doldurulamayacağını belirterek, "Hrant'ın eksikliğini tarif etmek mümkün değil, tarif bile edemeyiz. O, yeri doldurulacak birisi değil. Hrant idealleri olan, bu işe hayatını vakfetmiş birisiydi. Bunu ona hayatıyla ödettiler. Bu bir travmadır. Bu mesele 11 yıla kalmadan bütün boyutlarıyla ortaya çıksaydı, tamamen olmasa da belki bu travmayı kısmen atlatırdık. Hrant'ın kaybı çok büyüktü, Türkiye'deki toplumun büyük kısmı için de çok büyük bir kayıptı." ifadesini kullandı.

Türkiye'deki Ermeniler'in kendilerini Hrant'la birlikte daha fazla ifade etmeye başladıklarını dile getiren Danzikyan, "Dolayısıyla Hrant, ağır bir mermer kapağını, tozlu, ağır bir mermer kapağını araladı. Bu kapak, bence artık yerine konamaz." değerlendirmesini yaptı.

Danzikyan, Dink'in çok samimi bir insan olduğunu, Malatyalı olmasının da etkisiyle herkese çok sıcak ve samimi davrandığını anlatarak, "Sesinin tonunun bir tavrı, sihri, büyüsü vardı. İnsanlarla çok çabuk dost olabilen bir insandı. Onu tarif etmek çok zor. Herkesle çok iyi olan, iyi geçinen biriydi. Samimiyetiyle insanın kalbine işleyen birisiydi." diye konuştu.

Cinayete ilişkin yürütülen soruşturma ve davalarla ilgili 2014 yılına kadar tetikçilerin yargılanmasına yönelik pek şey yapılmadığını söyleyen Danzikyan, 2014'ten sonra FETÖ'ye yakın polislerin olayla ilgileri soruşturularak haklarında davalar açıldığını belirtti.

Danzikyan, Hrant Dink cinayetine ilişkin soruşturmalarda sadece öldürüldüğü gün değil, öncesinde hedef haline getirilmesi ve fiziki saldırılara maruz kalmasında adı geçen kişilerin de yargılanmasını istediklerini kaydetti.

- "Eldeki yargı süreci de önemli"

Kamu görevlileri açısından bu işin içinde olanların tamamının yargı karşısına çıkarılmadığını düşündüklerini anlatan Danzikyan, "Eldeki yargı süreci de önemsiz değil, önemli. Bu yargı süreci sayesinde cinayetten önceki 11 ayda Dink'in öldürüleceğini, öldürülmesi için bir grubun plan yaptığını ortaya çıktı. Bunlar hep mahkemelerde verilen ifadelerde ortaya çıktı." diye konuştu.

Danzikyan, Dink'in ölümünün de daha önce işlenen Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok gibi siyasi cinayetler gibi çok boyutlu olduğunu düşündüklerini belirterek, şöyle devam etti:

"Ama yargılama sürecinin hızında bizim bir şüphemiz yok. 2014 yılından sonra birçok şey yeni ortaya çıktı. Hakimler, savcılar, heyetler değişti. Yargılama süreci hızlı ama bu tür değişiklikler yargılamanın içeriğini zayıflatıyor. Yargılama daha da sürecek gibi gözüküyor. Uzun sürsün ama Hrant Dink'i 'vur' diyenler ortaya çıksın, bizim talebimiz budur."

Danzikyan, Agos gazetesinin eskiden bulunduğu yerin Hrant Dink Vakfı tarafından ileride müze yapılmasının düşünüldüğünü belirterek, bu planın da ilerleyen zamanda hayata geçirileceğini söyledi.

- "Hedef haline getirenler de yargılansın"

Dink ailesinin avukatı Hakan Bakırcıoğlu da 19 Ocak 2007'de cinayetin gerçekleşmesinden sonra dönemin özel yetkili savcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında 20 Nisan 2007'de 18 şüpheli bulunan bir iddianame düzenlendiğini anlattı.

Daha sonra birleştirilen iddianamelerle sanık sayısının arttığını ifade eden Bakırcıoğlu, "Devam eden süreçte soruşturma ve Başbakanlık Teftiş Kurulu ve müfettişlerce yapılan inceleme ve soruşturma dosyasında dönemin Trabzon Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin 15 Şubat 2006'da Yasin Hayal'in ne pahasına olursa olsun Hrant Dink'i öldüreceği ve bunu yapabilecek yapıda ve kapasitede olduğuna dair bir evrak oluşturduğu açığa çıktı. Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nün yazıyı kaleme almasından iki gün sonra, bu bilgi hem İstanbul Emniyet Müdürlüğü hem de Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'na iletildiği belirgin hale geldi." değerlendirmesinde bulundu.

Bakırcıoğlu, yapılan yargılamalarda, cinayetten 11 ay önce Dink'in kesin olarak öldürüleceği bilgisine rağmen yasalarla bağlı olan yükümlülüklerine aykırı hareket eden Trabzon ve İstanbul'daki yetkililerin, cinayetin işlenmesine adeta izin verdiklerinin ve önüne geçmediklerinin ortaya çıktığını savundu.

Sorumluların da yargılanmasına yönelik yaptıkları başvuruların ardından AİHM, Anayasa Mahkemesi ve HSK'nın kararları doğrultusunda 2015 yılında 25 kamu görevlisi hakkında cinayeti engellemedikleri gerekçesiyle iddianame düzenlendiğini aktaran Bakırcıoğlu, Mayıs 2017'de de ağırlığı kamu görevlilerinden oluşmak üzere 50 kişi hakkında bir iddianame daha düzenlendiğini kaydetti.

Bakırcıoğlu, bu davaların tamamının tek dosya üzerinden yürütülerek son olarak 11'i tutuklu 85 sanıklı bir davaya dönüştüğünü belirterek, Hrant Dink'i ölümü öncesinde adliyelerde hedef haline getirenlerin de yargılanmasını istediklerini, bu taleplerine ilişkin henüz nihai bir karar verilmediğini söyledi.

- "2007'de yapılması gereken soruşturma, 2014'te yapıldı"

Bugün hızlanan soruşturmanın 2007 yılında yapılmasını gerektirecek çok delilin bulunduğunu aktaran Bakırcıoğlu, şöyle devam etti:

"Ama buna rağmen bu soruşturmalar o dönem yapılmadı. Daha çok idari incelemeler yapıldı ve orada da çok açık deliller bulunmasına rağmen devlet görevlilerinin yargılanmamasına dönük kararlar oluşturuldu. Yargılamalara dönük kararlar da Bölge İdare Mahkemeleri tarafından kaldırıldı. Bunlar büyük problem ve hukuka aykırıydı. 2007 yılında yapılması gereken soruşturma, 2014 yılında yaptı. Her şeye rağmen elbette ki gecikmiş de olsa düzenlenen iddianamelerin, eksik de olsa önemli olduğunu düşünüyoruz."

Bakırcıoğlu, cinayete giden süreç ile cinayet arasında çok ciddi bir bağın bulunduğunu anlatarak, bu nedenle cinayete giden süreçte yer alan kişi ve kurumların soruşturulmaması halinde ciddi bir eksikliğin doğacağını, süren yargılamaların da bu eksikliği taşıdığını ileri sürdü.

Avukat Bakırcıoğlu, yaptıkları başvuruların kabul edilmesi ile cinayete giden süreçle ilgili soruşturmanın açılması halinde, davanın tam olarak yerine oturacağını söyledi.

- "Ortaya çıkan toplumsal tepkiyi öngöremediler"

Cinayetin FETÖ ile bağlantısına da vurgu yapan Bakırcıoğlu, müdahil tarafı olarak 2007 yılından beri şu an isimleri FETÖ ile anılan ve bir kısmı tutuklanan kişilerin yargılanması gerektiğini defalarca söylediklerini aktardı.

Bakırcıoğlu, bu beyanlarını yıllardır dile getirmelerine rağmen o dönem herhangi bir soruşturma yapılmadığını belirterek, "Elbetteki bu hukuka aykırılığın giderilmiş olması ve ismi FETÖ ile anılan kişilerin yargılanmaya başlanması çok önemdir ama cinayete giden süreçte yaşananlar da soruşturulmalıdır. FETÖ ile bağlantılı isimlerin de bu cinayetin organizasyonunda olma ihtimalleri çok güçlüdür." diye konuştu.

Hrant Dink cinayetini işleyenlerin öngöremedikleri şeyin, ortaya çıkan toplumsal tepki olduğuna dikkati çeken Bakırcıoğlu, şunları kaydetti:

"Soruşturmanın yıllara yayılması problem olmasına rağmen hakikatin açığa çıkmasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Yargılamalar ve soruşturmalar gecikse de önemli olan bu dava sonrası hakikate ulaşabilmek ve bu cinayetin organizasyonu icrasında görev yapan, bu cinayetin bilgisine sahip olduğu halde önüne geçmeyen herkesin yargılandığı ve hüküm aldığı bir karar çıkması çok önemli."

Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile