Bayraktar yaptığı yazılı açıklamasında, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) buğday alımlarında bu yıl önemli değişiklikler yaptığını belirtti. TMO`nun bu yıl ilk defa fiziksel analiz yanında kimyasal analiz de yaparak protein oranını baz alarak alım yaptığını belirten Bayraktar, "TMO böylelikle kaliteli üretimin teşvik edilmesi bakımından oldukça önemli bir adım atmıştır. Ancak, kaliteli üretim için sadece TMO`nun belirlediği alım kriterlerinin bilinmesi yeterli değildir. Buğdayda protein oranı çeşide bağlıbir özellik olmakla birlikte, yetiştirme teknikleri ve mevsim koşulları da protein oranı üzerinde etkilidir" dedi
Yüksek verim ve kaliteli ürün için çiftçinin doğru yönlendirilmeye ihtiyacı bulunduğunu kaydeden Bayraktar, bunun için eğitim çalışmalarına büyük ağırlık verdiklerini bildirdi. Buğdayda kaliteli tohumluğun yanı sıra kaliteli üretimi etkileyen birçok faktör bulunduğunun altını çizen Bayraktar, en büyük problemlerden biri olarak, işletme ölçeklerinin küçük ve işletmelerin parçalı olmasından kaynaklandığını söyledi. Bu durumun, teknoloji ve girdilerin ekonomik kullanımını engellediğini ve üretimmaliyetlerini yükselttiğini vurgulayan Bayraktar, sadece buğday ve arpaya dayalı üretim yapılan topraklarda oluşan bitki besin maddesi eksikliğinin giderilmesi için de üreticileri `gübre kullanımı` ve `münavebeli ekim` konusunda uyardı
BUĞDAY KALİTESİNE GÖRE FİYAT BULACAK Buğdayda kalite ve verime etkisi büyük olan tohumluk için ülkede tohumluk gençleştirme çalışmalarına ihtiyaç bulunduğunun altını çizen Bayraktar, şöyle devam etti: "TMO`nun yeni alım sistemine göre çiftçimizin yüksek proteinli ve bölgesine uygun çeşitlere yönlendirilmesi gerekmektedir. Protein oranı yüksek çeşitlerin ekimi yanında yetiştirme tekniklerinin göz ardı edilmemesi ve bu konuya üreticilerimizin gerekli hassasiyeti göstermesi de lazım. Yaşanan süreç, buğdayın bundan sonra çeşit değil kalite özelliklerine göre fiyat bulacağını göstermektedir. Bu durumda, çiftçiyi yönlendirmek, bilgilendirmek ve kaliteli üretimin en önemli unsurlardan birisi olan doğru tohumseçimini sağlamak, kaliteli tohuma erişimi kolaylaştırmak gerekmektedir. Halihazırda ülkemizde 540 bin ton tohumluk ihtiyacı bulunmaktadır. 2010 yılında sertifikalı buğday tohumluk ihtiyacının yüzde 48,7`si karşılanmıştır. Ekim sezonunun devam ettiği şu günlerde sertifikalı tohuma erişim çiftçimiz için büyük bir sorun olmaktadır. Bölge taleplerinin artması, bu talebi karşılayacak tohumun zamanında temin edilememesi de tohumluk fiyatlarının TİGEM`in belirlediğinin çok üstüne çıkmasına sebep olmaktadır.TİGEM`in bu sezona 450 bayisiyle girmesi dağıtım sorununun bir nebze aşılacağını gösterse de yeterli ve kaliteli tohuma erişmede çiftçimizin yine sıkıntı yaşayacağı görülmektedir." GÜBRE, KALİTELİ ÜRETİMİN OLMAZSA OLMAZI Kaliteli üretimin bir diğer temel unsurunun `tekniğine uygun, zamanında ve yeterli gübre kullanımı` olduğunu kaydeden Bayraktar, gübrenin protein değerine etkisine de işaret etti. Son bir yılda gelen zamlar nedeniyle çiftçinin gübre kullanmada zorlandığını belirten Bayraktar, "2011 için hububat üreticilerine 4.75 TL/Da gübre desteği verilecektir. Bu destek buğday çiftçisinin gübre maliyetinin ancak yüzde 10`unu karşılamaktadır. Gübre fiyatlarındaki artış da göz önüne alınmak suretiyle gübre desteği enazından KDV`yi karşılayacak bir düzeye getirilmelidir" dedi. Dünyada, özellikle büyük sermayenin ilgi duyduğu tarımsal ürün pazarlarında Türkiye`nin alt yapı sorunlarını tamamlamış bir tarım sektörü ve örgütlü bir çiftçiyle artık yerini alması gerektiğini bildiren Bayraktar, "Kaliteli üretimin sağlanmasında en önemli etken, sektörün bilinen yapısal sorunlarının çözülmesi yanında, çiftçinin üretiminden para kazanması, harcadığı emeğinin karşılığını alarak sadece karın tokluğuna değil, insancayaşayabilecek bir hayat standardına ulaşabilmesidir" dedi. "İTHALATTAN İHRACATA GEÇMEK O KADAR DA ZOR DEĞİL" Türkiye`de ekili dikili tarım alanlarının yaklaşık yüzde 50`sinde hububat, üçte birinde de sadece buğday üretildiği bilgisini veren Bayraktar, "Ülkemizde tarımsal işletmelerin yaklaşık yüzde 85`inde hububat üretimi yapılmaktadır. Başta buğday olmak üzere hububat ürünlerinin, ülkemiz için hem ekonomik ve hem de sosyal açıdan taşıdığı önem büyüktür. Türkiyemiz bulunduğu coğrafyada hububat ticaretinin üssü olabilir. Ancak bunun için gelişen dünya piyasalarına uygun yapılanmanın sağlanması ve kaliteli üretimesastır" değerlendirmesini yaptı
Buğday üretim rakamlarımızın uzun yıllar 18-21 milyon ton arasında gerçekleştiğine, 1,3 milyon hektarlık alan daralmasına rağmen 2011 yılı buğday üretimi için ilk tahminin 21,8 milyon ton olduğuna işaret eden Bayraktar, "Genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde artan nüfusa paralel üretim artışının sağlanması, ülkemiz ihtiyacının karşılanması önceliğimizdir" dedi
Amacın Türkiye`nin üretim potansiyelini kullanarak yurt içi tüketimi karşılamak değil gelişen dünya tarım ürünleri pazarından daha fazla pay almak olması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: "Türkiye üretimi artırma yönünde bir an önce tedbirlerini almalıdır. Buğday`da dışa bağımlılıktan kurtulmamız gerekmektedir. Ülkemizde buğday ekim alanlarının yeniden 9,4 milyon hektara çıkması halinde bugünkü verimle üretim rakamımız 22,2 milyon tona ulaşacaktır. Sertifikalı tohumluk kullanımının yaygınlaşması, zamanında ve yeterli gübreyle üretim rakamımızı yüzde 10 daha artırma şansımız vardır. Türkiye`nin mevcut potansiyelini kullanması halinde yaklaşık 25 milyon ton buğday üretiminigerçekleştirebilir. Bu üretim rakamı kendine yeterliliğin dışında ana vatanı Anadolu olarak kabul edilen buğdayda ihracatçı bir ülke konumuna gelmemizi sağlayacaktır. Böylelikle dünyada gittikçe sıklaşan emtia piyasalarındaki krizleri fırsata dönüştürebilir." DÜNYADA DURUM 2007 yılında yaşanan kuraklık ve diğer bazı küresel etkiler nedeniyle 2008 yılında dünya genelinde temel gıda fiyatlarında çok büyük artışlar yaşandığını ve bu durumun `dünya gıda krizi` olarak kayıtlarda yerini aldığını belirten Bayraktar, geçen yıl Çin ve Rusya`da yaşanan kuraklık nedeniyle dünya hububat üretiminin 666 milyon tona gerilediğini belirtti. Bu gerilemenin yüzde 50`sinin Rusya, Ukrayna ve Kazakistan`daki sıcak dalgasının getirdiği kuraklık sonucunda oluşan verim azlığından kaynaklandığınıbildiren Bayraktar, şöyle devam etti: "Uluslararası Hububat Konseyi`nin Eylül ayı tahminlerine göre 2011 yılı dünya buğday üretimi 679 milyon ton, tüketim 679 milyon ton ve stok ise 193 milyon ton olarak öngörülmektedir. Buna göre, arz-talep dengesinde herhangi bir sorun yaşanmayacağı görülmektedir. Ancak son yıllarda yaşananlar göstermiştir ki, fiyatlar üzerinde sadece arz-talep dengesi yeterli değildir. Dünya gıda fiyatlarında yaşanan spekülasyonlar, gıdaya erişim, yoksulluk ve açlık kavramlarının daha çok konuşulmasına sebep olmakta vetedirginlik yaratmaktadır. Dünya buğday fiyatları 2011 Haziran ayında yeniden düşmeye başlamış olmakla birlikte, Ekim ayının ilk haftası itibariyle 256-293 dolar/ton`la geçen yılın fiyatlarından yaklaşık yüzde 4-8 daha fazladır. Hatta vadeli satışlarda piyasaların 250 dolar/ton`un altında olduğu gözlenmektedir. Vadeli satışlarda fiyatlar geçen yılki seviyelerine inmiştir. Değişen dünya düzeninde buğday gibi stratejik bir üründe ülkemiz kendine yetmeli hatta ihracatçı bir konuma gelmelidir. Bu da çiftçigelirlerinin artması, yüksek verim ve kaliteli ürünle mümkün olacaktır."
Hububatta Yeni Dönem
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Ülkemiz tarımsal gelirine katkısı en yüksek ürün grubu olan hububatta yeni sezon için hedef ve sloganımız, daha kaliteli üretim, daha fazla kazanç" dedi.



















