'İklim Değişikliği Akdeniz'deki Canlı Türlerini Tehdit Ediyor'

WWFTürkiye Genel Müdürü Pasinli: 'Dünyada Karadeniz ve Akdeniz havzalarının da arasında yer aldığı, biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin korunması açısından en öncelikli 35 bölge bulunuyor. Sıcaklık artışını 2 derecede sınırlandırabilirsek, bu bölgelerin yüzey alanının ortalama üçte ikisinin, türlerin iklim değişikliğinin etkilerinden korunacakları sığınak görevi görmeleri mümkün. Sıcaklık artışını sınırlayamazsak, bu oran üçte bire düşüyor'

Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF), Doğu Anglia Üniversitesi ve James Cook Üniversitesi iş birliğiyle hazırlanan "Isınan Dünyada Doğal Hayat: İklim Değişikliğinin Biyoçeşitlilik Üzerindeki Etkileri" başlıklı raporda, küresel ısınmanın 2 derece ile sınırlı tutulması durumunda bile Akdeniz'deki çoğu tür grubunun neredeyse yüzde 30'unun, tüm bitkilerin ise üçte birinden fazlasının risk altında kalacağı bildirildi.

Konuya ilişkin açıklamaya göre, WWF, Doğu Anglia Üniversitesi ve James Cook Üniversitesi iş birliğiyle hazırlanan rapor, "dünyanın en geniş kitle hareketi" kabul edilen ve bu yıl "Biyolojik Çeşitlilik" temasıyla düzenlenecek Dünya Saati etkinliği öncesinde yayımlandı.

İklim değişikliğinin dünyanın farklı doğal yaşam alanlarındaki 80 bin bitki ve hayvan türü üzerindeki etkisini inceleyen raporda, "Paris İklim Anlaşması'ndaki 2 derecelik hedef tutturulsa bile dünyamız bazı zengin doğal bölgelerinde tür çeşitliliğinin yüzde 25’ini kaybedecek. Akdeniz de alarm veren bölgeler arasında yer alıyor. Küresel ısınma 2 derece ile sınırlandırılsa bile Akdeniz’deki çoğu tür grubunun neredeyse yüzde 30’u, tüm bitkilerin ise üçte birinden fazlası risk altında kalacak." ifadelerine yer verildi.

Raporda, karbon salınımı kontrolsüz şekilde artmaya devam ettiği takdirde, Amazon ve Galapagos gibi dünyanın en zengin doğal bölgelerindeki hayvan ve bitki türlerinin yarıya yakınının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğine işaret edildi.

Raporda, "Küresel düzeydeki artışın 2 derece ile sınırlandırılması ve türlerin yeni alanlara özgürce yer değiştirebilmeleri halinde beklenen soy tükenişleri yüzde 25’ten yüzde 20'ye düşüyor. Ancak türler yer değiştiremedikleri takdirde hayatta kalmayı başaramayacaklar. Bitkilerin, amfibilerin ve sürüngenlerin iklim değişiklikleri karşısında hızlı bir şekilde yer değiştirmeleri pek mümkün görülmüyor." değerlendirmesi yapıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen WWF-Türkiye Genel Müdürü Aslı Pasinli, iklim değişikliğinin biyoçeşitlilik üzerinde olumsuz etkilerinin kaçınılmaz bir gerçek olduğunu ve zararı asgari düzeyde tutmanın insanların elinde olduğunu belirtti.

Emisyonların azaltımının sahip olunan en önemli araç olduğunu vurgulayan Pasinli, "Dünyada Karadeniz ve Akdeniz havzalarının da arasında yer aldığı, biyoçeşitlilik ve ekosistemlerin korunması açısından en öncelikli 35 bölge bulunuyor. Sıcaklık artışını 2 derecede sınırlandırabilirsek, bu bölgelerin yüzey alanının ortalama üçte ikisinin, türlerin iklim değişikliğinin etkilerinden korunacakları sığınak görevi görmeleri mümkün. Sıcaklık artışını sınırlayamazsak, bu oran üçte bire düşüyor. Bununla beraber, en iyi senaryo altında bile kayda değer ölçekte bir alanda türlerin iklim değişikliğine karşı ayakta durması mümkün olmayacak. Bu nedenle yerel uyum stratejilerini hayata geçirmemizin de biyoçeşitlilik kaybını azaltmak için hayati önemi var." ifadelerini kullandı.

Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile