IMF'de yeni düzen

Daha demokrat bir IMF önemli olabilir ama asıl önemli olan daha etkin bir IMF'nin çıkabilmesi.


Geçtiğimiz hafta sonunda Kore’de yapılan G 20 toplantısında alınan kararları iki başlıkta toparlayabiliriz. İlk başlıktaki konular IMF’nin önümüzdeki dönemde nasıl bir değişim geçireceği ile ilgiliydi. Daha önceki görüşmelerde yeni yükselen ekonomiler başta olmak üzere gelişmekte olan ekonomilere IMF’de daha fazla temsil hakkı tanınması önerilmişti. Kore zirvesinde IMF’deki kotaların iki katına çıkarılması ve bu artıştan aslan payının bu ülkelere verilmesi kararlaştırıldı. Böylece gelişmekte olan ekonomilerin hem IMF’den kaynak kullanma hakları hem de söz hakları artmış olacak. 24 kişilik IMF icra direktörleri kurulunda Avrupalılar iki koltuğu gelişmekte olan ekonomilere bırakacaklar.
Toplantı sonrasında yayımlanan bildiride Türkiye’nin adı geçmiyor. G 20 toplantısı sonunda açıklanan bildiriye göre kotaların yeniden düzenlenmesinden sonra Çin, Rusya, Brezilya ve Hindistan en yüksek kotaya sahip on üye ülke arasına girecek. Bugünkü görünümde Çin ve Rusya kota ve oy gücü yüksekliği açısından zaten ilk on üye ülke arasında yer alıyor. İlk on büyük ekonomi arasından muhtemelen Kanada ve İtalya çıkacak, onların yerine Hindistan ve Brezilya girecek. Bu kararlar 2012 yılındaki genel kurulda yürürlüğe girecek. Hindistan’ın kotası 4,2 milyar SDR, Brezilya’nın kotası 3,1 milyar SDR, Türkiye’nin kotası ise 1,2 milyar SDR. Dolayısıyla Türkiye’nin kotası iki katına çıksa bile bu kotayla IMF’nin en büyük kotaya sahip on üyesi arasına girmesi mümkün değil. Bununla birlikte Avrupalı iki ülkenin (muhtemelen Danimarka ve İsviçre) 24 kişilik icra direktörleri kurulundaki koltukları yeni yükselen ekonomiler lehine boşaltmaları ve grupların yeniden oluşturulması halinde Türkiye’nin dönüşümlü bir icra direktörlüğü elde etmesi imkân dâhilinde görünüyor. IMF Başkanı Kahn sorulara yanıt verirken bu konuda bir açıklama yapmış bulunuyor. Daha önce değinmiştim ama yine de belirtmeden geçemeyeceğim: Asıl olan IMF’nin gelecekte küresel sistemi yönlendirecek bir kurum konumunda olup olamayacağıdır. Eğer IMF böyle bir güç edinemeyecek ve asıl karar alıcı organ yine ABD güdümündeki G 20 olarak kalacaksa IMF’de daha üst düzey bir temsil için kendimizi zorlamanın anlamı yoktur. 

Reformlara devam
İkinci başlıktaki konular küresel sistemin geleceğine ilişkin kararlarla ilgiliydi. Küresel talebi canlandırmak, yeni iş alanları yaratmayı dolayısıyla istihdamı artırmak ve büyüme potansiyelini hızlandırmak için yapısal reformların sürdürülmesi konusu vurgu yapılan konuların başında geliyor.
Gelişmiş ekonomilerde bir yandan büyümeye odaklı olan bir yandan da orta vadeli mali sıkılaştırmayı hedefleyen bir ekonomi politikası izlenmesi konusunda uzlaşmaya varıldığı açıklanıyor. Kararlar arasında en dikkat çekenlerden birisi de ekonomiler arasında rekabetçi devalüasyonlardan kaçınılması önerisi. IMF Başkanı Kahn, ABD, AB, Çin ve Japonya yetkilileriyle yapılan toplantılarda bu ekonomilerin temsilcilerinin kur savaşlarına yol açan parasal ayarlamaların ve müdahalelerin hem kendilerine hem de küresel sisteme zararlı olduğu konusunda anlayış birliği içinde bulunduklarını vurguluyor. Benzer bir vurgulama ekonomik konuların tümünde çok daha yakın bir işbirliği içinde olunması ve özellikle korumacılık eğilimlerinden kaçınılması konusunda yapılmış bulunuyor.
Önümüzdeki dönemde daha demokrat bir IMF önemli olabilir ama asıl önemli olan daha etkin bir IMF’nin ortaya çıkabilmesi.

Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile