"İslam karşıtlarının çoğunun kişisel bir negatif tecrübesi yok"
Yapılan araştırmalar Avrupalıların Müslümanları ülkelerinde “fazlalık” olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Başta Almanya olmak üzere 8 ülkede yapılan aktüel bir kamuoyu araştırması Avrupalıların yüzde 44‘ünün ülkelerinde fazla Müslüman yaşadığına inandığını
Araştırmacı, sosyal psikolog Andreas Zick, İslam ve Müslüman karşıtlığının nedeninin “başörtüsü” gibi öğeler olmadığını, Müslüman karşıtı olanların çok büyük ihtimalle diğer farklı ve yabancı unsurlara da karşı olduğunu bildiriyor. Araştırmanın en dikkat çekici noktalarından biri ise, İslam ve Müslüman karşıtı olanların büyük çoğunluğunun Müslümanlarla ilgili kişisel hiç bir negatif tecrübelerinin olmadığını ortaya koyması.
Bielefeldli sosyal psikolog Andreas Zick‘in himayesinde sekiz Avrupa ülkesinde, 8 bine yakın insana sorular yöneltilerek yapılan araştırmaya göre, araştırmaya katılanların yüzde 44‘ü, ülkelerinde fazla Müslüman olduğuna inanıyor. Araştırmayı gündeme taşıyan “Bild der Wissenschaft”ın verdiği bilgilere göre, araştırmaya göre ayrıca, İslam ve Müslüman karşıtı görüş bildirenlerin çoğunun somut olaylara dayanmadığını ortaya çıkardı. Buna göre kafasındaki negatif İslam resminin arkasında kişisel negatif tecrübesi olanların sayısı oldukça düşük. İslam düşmanlığının temelinde büyük çoğunlukla, temelsiz önyargılar yatıyor.
Araştırmayı değerlendiren sosyal psikolog Andreas Zick, “İslam düşmanlığının temelinde büyük oranda, grup olarak insanları etki altına alan insan düşmanlığı sendromu var” diyor. Zick, “Kimin Müslümanlara karşı ön yargıları varsa, büyük bir ihtimalle Yahudilere, siyah tenlilere, göçmenlere, kadınlara, evsizlere, engellilere ve uzun süreli işsizlere karşı da çekimserlik, farklı bakışlar besliyordur.” diyor. Müslümanların reddedilmesinin nedeninin “başörtüsü” gibi şeyler olmadığını belirten Zick, reddin nedeninin onların yabancı gruplar olarak görülmesi ve onlara sınır koymak istenmesi olduğunu belirtiyor.
Böylesi araştırmaların amacının öncelikle ön yargıların anlaşılması ve buna karşı stratejiler geliştirilmesi olduğunu belirten Zick, çünkü önyargıların ortadan kaldırılmasının oldukça zor olduğunu, özellikle de o ön yargıların toplum tarafından tolere ediliyor olması durumunda yıkılmasının çok daha zorluğunu vurguluyor. Yapılması gerekenleri de sıralayan Zick, “Bunun için Avrupa toplumlarında kendi toplumu ile yabancı gruplar arasındaki sınırların kaldırılması veya yeniden tanımlanması gerekir. Mesela yeni, ortak bir düşman bulunabilir. Bu düşman, işsizliğe karşı savaştaki düşman gibi bir düşman. Bu noktada yabancılar ve Almanlar, iş gücü olarak çoğunlukla aynı tarafta, iş verene karşı savaşıyorlar. Kişisel kontakt ve ilişkiler de vazgeçilmezdir.” dedi.



















