İsrail için çember daralmaya başladı

İsrail için çember daralmaya başladı

Sağcı Başbakan Benjamin Netanyahu'nun uyguladığı politikalar, İsrail'i dünyada ve özellikle Ortadoğu'da giderek yalnız bırakıyor.

İsrail, özellikle geçtiğimiz günlerde, ABD'nin Filistin Yönetimi’ni yeniden masaya oturmaya ikna etmesinden kısa bir süre sonra yeni yerleşim birimleri açıklamasıyla şimşekleri üzerine çekti.

Bu gelişmeyle, 2008'deki Gazze operasyonuyla Ortadoğu'dan yükselen tepki seslerine Batılı devletler de eşlik etmeye başladı.


İsrail ile Filistinliler arasında barış görüşmelerinin başlayacağını, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden açıklamıştı. İsrail'in Doğu Kudüs'te yeni yerleşim planı sadece Biden'ı mahcup etmekle kalmadı tarihsel müttefiki ABD ile arasına kara kedi soktu.

Buzları eritmek için Washington'a giden Netanyahu da aradığını bulamadı. Ortadoğu barış sürecini başkanlığının önemli önceliklerinden biri haline getiren ABD Başkanı Barack Obama ile Netanyahu, Washington'da iki kez görüştü.

Ancak görüşmelerin yoğun geçmesine ve sonucunun merakla beklenmesine karşın toplantıdan ne tek bir kare fotoğraf verildi ne de ortak bir basın açıklaması yapıldı. Beyaz Saray tarihinde bir ilk olarak gösterilen bu olay, içerideki görüşmenin de ne kadar gergin geçtiğinin bir göstergesi olarak algılandı.

MOSSAD SUİKASTI İNGİLTERE'Yİ KIZDIRDI

Üstelik İsrail'in kızdırdığı tek Batılı devlet ABD de değil. Bir Hamas yöneticisinin Dubai'de film gibi bir suikast sonucu öldürülmesi İsrail’in İngiltere ile de arasını açtı. Çünkü Dubai polisi suikastı gerçekleştiren MOSSAD ajanlarının sahte İngiliz pasaportları kullandıklarını ortaya çıkardı.

İngiltere bu olaya çok sert tepki gösterdi ve bir İsrailli diplomatı sınır dışı etti. Ayrıca İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband da yenilenen İsrail büyükelçiliğinin açılış törenine katılmaktan vazgeçti. İsrail ise kararın "hayal kırıklığı yarattığını" duyurdu.

ÜRDÜN KRALI'NDAN SERT AÇIKLAMA

İsrail'in geleneksel müttefikleriyle arası son dönemde yaşanan olaylarla açılırken, bulunduğu bölgedeki ülkelerle de arasındaki uçurum derinleşiyor.

Son olarak, bölgenin en Batı yanlısı liderlerinden biri olarak gösterilen Kral Abdullah İsrail'e sert tepki gösterdi. Babası 1994 yılındaki barışın mimarı olan Ürdün Kralı, İsrail'in ateşle oynadığı uyarısını yaparken, savaş ve barış arasında bir seçim yapması gerektiğini söyledi.

SURİYE İLE BARIŞ UMUTLARI SUYA DÜŞTÜ


Bölgenin bir diğer oyuncusu Suriye ile de Türkiye'nin arabuluculuğuyla 2008 yılında yeşeren barış umutları suya düşmüş durumda. Son olarak Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, kendilerinin barışı istediğini ancak İsrail'e güvenemediklerini ilan etti.

Bununla birlikte son dönemde yabancı basında çıkan haberler, Suriye'nin Lübnan'da Şii örgüt Hizbullah'a silah sevkiyatını hızlandırdığını öne sürüyor.

Aylarca süren görüşmelerin ardından kurulan koalisyonun ortaklarından olan Hizbullah, 2006 yılındaki İsrail-Lübnan savaşının önemli aktörlerindendi. Hizbullah şu ana kadar sessizliğini bozmadı ancak uluslararası gözlemciler, bunun "fırtına öncesi sessizlik" olmasından endişeli.

DAVOS'TAN ALÇAK KOLTUĞA


İsrail'in bölgedeki tek müttefiki Türkiye ile ilişkileri de halen gergin. Gazze operasyonuyla başlayan, Davos kriziyle zirve yapan ve sonrasında sular durulsa da "alçak koltuk" skandalıyla yeniden artan gerilim şu anda yatışmış görünüyor. Ancak iki ülkenin ilişkilerinin eski seyrine döndüğünü söylemek zor.

İsrail'in son dönemdeki tutumu, dünyada ciddi bir hayal kırıklığı yaratmış durumda. Artık sadece bölgesindeki ülkelerin değil Batılı devletlerin de tepkisini üzerine çekiyor.

SON TEPKİ ARAP BİRLİĞİ'NDEN

Ortadoğu'daki mevcut denkleme, Yahudi devletinin varlığını bile tanımayan İran ve içindeki bütün uzlaşmazlıklara rağmen son barış sürecinde Filistin tarafının masaya oturmasını sağlayarak Tel Aviv'e zeytin dalı uzatan ancak eli havada kalan Arap Birliği eklendiğinde İsrail'in bölgede yalnız kaldığını söylemek mümkün.

Dahası İsrail, dışarıda ciddi anlamda mevzi kaybetmiş olmasının yanında içeride de pamuk ipliğine bağlı bir koalisyonla idare ediliyor.

TANSİYON DAHA DA YÜKSELEBİLİR

Önümüzdeki dönemde İsrail'in geri adım atmaması durumunda tansiyonun daha da yükseldiğini görmek şaşırtıcı olmayacak. İsrail geri adım atsa bile 2008 sonundaki Gazze operasyonundan bu yana Ortadoğu barışına verilen zararın telafisi oldukça uzun zaman alacak.

ABD’nin Irak’tan çekilme takviminin işlediği, İran’ın nükleer programına tam gaz devam ettiği bir dönemde İsrail’in uzlaşmaya yanaşmayan ve kimseye faydası dokunmayan statükoyu korumaya yönelik tavrı, bölgede istikrarın sağlanmasını ne yazık ki bir kez daha altı boş bir temenni olarak ortada bırakıyor.


Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile