Kadina Yönelik Siddet Izleme Komitesi 2021 Yili 15. Toplantisi

Adalet Bakani Abdulhamit Gül: 'Bir kadinin bile kendini magdur ve çaresiz hissetmedigi ve siddete güçlü bir sekilde 'dur' diyecegimiz bir asama, hepimiz için en büyük basari, en büyük sonuçtur' '(Israrli takip suçu) Gelinen noktada bu cezayi, caydiricilik ve islah açisindan yeterli görmedigimizi paylasmak isterim. Bu eylemin farkli bir suç haline getirilerek cezasinin da daha nitelikli bir sekilde yapilmasi hususunda bu toplantida degerli fikirlerin çikacagina inaniyoruz. Yasamanin da bu konuda adim atacagina inancimiz tam' 'Adli görüsme odalarinin sayisini 110'a çikardik. Bu uygulama sayesinde siddetin magduruyla siddetin faili karsi karsiya getirilmemekte ve özel ortamlarda uzman destegiyle bu ifadeler alinabilmektedir. Bugüne kadar bu sekilde 39 bin 50 ifade alinmistir' '2021 yili içerisinde 686 kisi hakkinda toplam 1028 ayri teknik yöntemle elektronik kelepçe uygulamasi karari verildi'

Adalet Bakani Abdulhamit Gül, "Bir kadinin bile kendini magdur ve çaresiz hissetmedigi ve siddete güçlü bir sekilde 'dur' diyecegimiz bir asama, hepimiz için en büyük basari, en büyük sonuçtur." dedi.

Gül, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakani Derya Yanik ve Içisleri Bakani Süleyman Soylu'nun da katildigi Dikmen Hakimevi'nde düzenlen, Kadina Yönelik Siddet Izleme Komitesi 2021 Yili 15. Toplantisi'nda yaptigi konusmada, kadina yönelik siddetle mücadele konusunda geçen dönemde atilan adimlarin degerlendirilmesi, kurumlar arasi is birliginin daha da artirilmasi açisindan bu çalismayi önemli bulduklarini söyledi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanliginin koordinesindeki bu toplantida, hem bir yilin muhasebesini hem de uygulamadaki görüs ve önerileri alacaklarini dile getiren Gül, siddete karsi tedbir almasi gereken tüm kurumlarin ayni masa etrafinda müzakere etmesinin çok anlamli ve degerli oldugunu vurguladi.

Bir insanlik sorunu olarak gördükleri kadina karsi siddeti önlemenin ve ortadan kaldirmanin herkes için ayni zamanda bir insanlik borcu oldugunu belirten Gül, "Kadina karsi siddeti amasiz fakatsiz lanetliyor ve reddediyoruz. Sadece siddeti degil siddeti mesru göstermeye çalisan her davranisin her refleksin de karsisindayiz ve en güçlü sekilde karsi durmaya devam edecegiz. Zira siddet, aile ve çocuklar basta olmak üzere hepimizi olumsuz etkilemekte ve toplum yapimiza yikici bir etki ortaya koymaktadir. Bu zorbalik, bu zalimlik mahrem bir mesele de degildir." diye konustu.

Siddet magduru kadinlar için adalet kapisinin daima açik oldugunu ifade eden Gül, devletin bu meselede, bütün kurumlariyla müteyakkiz oldugunu bildirdi.

- "Tekrarlanan siddet vakalarinin gözden kaçirilmamasina odaklandik"

Adalet Bakanligi olarak, bu koordinasyon toplantilari çerçevesinde ve Ailenin Korunmasi ve Kadina Karsi Siddetin Önlenmesine Dair Kanun'un uygulanmasi ile ilgili çalismalari yerine getirdiklerini ifade eden Gül, bu konuda yayinlanan genelgeye de dikkati çekti.

Genelgede, öncelikli olarak, tekrarlanan siddet vakalarinin gözden kaçirilmamasina odaklandiklarini belirten Gül, süre gelen siddet vakasi tespit edilmisse süpheli hakkinda eylemle orantili koruma tedbirlerine basvurulmasina isaret ettiklerini aktardi.

Gül, tedbir karari verilmeden önce mutlaka taraflarin tedbir geçmisinin de sorgulanmasi gerekliligini bu genelgede ortaya koyduklarini aktararak, söyle devam etti:

"Genelgemizde, siddet magduru hakkinda koruyucu tedbirler yaninda siddet uygulayana yönelik önleyici tedbirlerin uygulanmasi gerektigine isaret ettik. Magdurun hayati tehlikesinin bulunmasi halinde talebi beklenmeksizin mülki amire bilgi verilerek hemen koruma altina alinmasi gerektigine vurgu yaptik. Kaygi düzeyi yüksek suç magduru kadinlarin beyanlarinin mutlaka uzman destegiyle adli görüsme odalarinda alinarak psiko-sosyal destek verilmesini istedik. Devam eden süreçte bu konuyu da çalismalarimizin merkezine aldik."

- "Tedbir kararlari, uzmanlik kazanmis tedbir mahkemeleri tarafindan veriliyor"

Magdur odakli adalet politikalarinin önemli parçasini, kadina karsi siddetle mücadelenin olusturdugunu ifade eden Gül, "2020 yili basinda Hakimler ve Savcilar Kurulu tarafindan bir karar alindi. Kadina yönelik siddet vakalarina iliskin sorusturmalar daha önce farkli savcilar tarafindan yürütülüyordu, bu kararla birlikte simdi sadece belirli cumhuriyet savcilari ve tedbir mahkemeleri tarafindan takip ediliyor. Bu çok önemli bir düzenleme ve uygulama oldu. Artik kadina yönelik siddet vakalarinda tedbir kararlari, bu konuda uzmanlik kazanmis tedbir mahkemeleri tarafindan verilmektedir." dedi.

Gül, 81 il ve 473 adliyede 763 hakimin, kadina yönelik siddet vakalari hakkinda tedbir kararlarina baktigini aktararak, söyle devam etti:

"Bu suretle hem uygulama birligini saglamak hem de tedbirlerin etkinliginin artirilmasini istedik ve amaçladik. Ayni uzmanlasmayi sorusturma asamasinda da gözettik. 81 il, 134 ilçe adliyesinde Aile Içi ve Kadina Yönelik Siddet Sorusturma Bürolari kurduk. Gerek cumhuriyet savcilarina gerekse hakimlere uygulama birliginin saglamasi için düzenli olarak hizmet içi egitimler verildi. 6 bin 656 hakim ve savci, bu egitimleri almis durumdadir.

Öte yandan tekrardan siddetle etkin mücadele için de bazi uygulamalar gelistirdik. Taraflar hakkindaki tedbir geçmisi artik sistem tarafindan otomatik olarak ekrana yansitilmaktadir. Böylece magdur beyani risk durumunu gösterir, kolluk olay kayit formu yaninda uyari ekranlari da dikkate alinarak vakaya uygun tedbirlerin belirlenmesi amaçlanmistir. Buna yönelik hazirliklar ve teknik altyapilar tamamlanmistir."

- "Adli görüsme odalarinin sayisi 110'a çikarildi"

Kadinlarin magdur edildigi suçlardan tutuklu veya hükümlü olanlarin tahliyesine iliskin bilgilerin de gerekli tedbirlerin alinmasi için kolluk birimlerine bildirilmesini sagladiklarini ifade eden Gül, böylece siddet vakasi sonrasinda görev alan hakim, savci, polis, jandarma, uzman arasinda bütünlüklü bir yapi olusturuldugunu kaydetti.

Gül, magdurlarin faillerle bir araya gelmeden, uzmanlarin destegiyle özel ortamlarda ifadelerini verebilmelerine imkan saglayan adli görüsme odalarinin sayisini 110'a çikardiklarini belirterek, "Bu uygulama sayesinde siddetin magduruyla siddetin faili karsi karsiya getirilmemekte ve özel ortamlarda uzman destegiyle bu ifadeler alinabilmektedir. Bugüne kadar bu sekilde 39 bin 50 ifade alinmis durumdadir. Böylece bu kadar olayda fail ve magdur yüz yüze getirilmemistir." diye konustu.

Elektronik kelepçe uygulamasinin da bu yil çok önemli bir sekilde uygulandigini söyleyen Gül, "2021 yili içerisinde 686 kisi hakkinda toplam 1028 ayri teknik yöntemle elektronik kelepçe uygulamasi karari verildigini görüyoruz. Bu rakam 2020 yilinin ayni döneminde 224 kisi hakkinda 319 tedbir karari seklindeydi. Yüzde 300'ün üzerinde elektronik kelepçe konusunda kararlarin da arttigini görüyoruz." dedi.

Kadina yönelik siddet konusunda "sifir tolerans" ilkesini, Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan'in liderligindeki AK Parti hükümetlerinin ana yaklasimi olarak gördüklerini belirten Gül, sözlerini söyle sürdürdü:

"Uygulamalar neticesinde, özellikle kadina karsi islenen suç sorusturmalarinin ortalama tamamlama süresinin de son 3 yilda yari yariya azaldigini görmekteyiz. Örnegin kasten yaralama suçlarina iliskin sorusturma süresi 2017 yilinda ortalama 134 gün iken 2020 yilinda 76 güne düsmüstür. Cinsel saldiri suçunda 2017 yilinda sorusturma süresi ortalama 153 gün iken 2020 yilinda 81 güne düsmüstür. Yine, tedbir mahkemelerimiz tarafindan 2021 yilinda bugün itibariyla 254 bin 994 kisi hakkinda tedbir karari verildigini görüyoruz. 2020 yilinda bu rakam 221 bin 57 idi. Bu kararlarin önemli bir bölümünü önleyici tedbir kararlari ihtiva ediyor."

- "Israrli takip suçunun cezasi artirilsin"

Insan Haklari Eylem Plani'nda, "israrli takibin ayri bir suç olmasi ve bu cezanin artirilmasi"nin ayri bir baslik olarak yer aldigini dile getiren Gül, sunlari kaydetti:

"Halihazirda tek tarafli israrli takip, kisilerin huzur ve sükununu bozma suçu olarak degerlendirilmekte ve bu da üç aydan bir yila kadar hapis cezasiyla cezalandirilmaktadir. Ancak gelinen noktada bu cezayi, caydiricilik ve islah açisindan yeterli görmedigimizi paylasmak isterim. Bir kadin is yerinden, fabrikasindan, kafeden, parktan, üniversiteden çikip evine giderken ya da trafikte, israrla takip ediliyor ve bunu sadece kisilerin huzur ve sükununu bozma olarak degerlendirmenin, cezanin üç aydan bir yila kadar hapis olarak verilmesinin caydirici olmadigini, yeterli olmadigini düsünüyoruz. Bu eylemin farkli bir suç haline getirilerek cezasinin da daha nitelikli bir sekilde yapilmasi hususunda bu toplantida da degerli fikirlerin çikacagina inaniyoruz. Yasamanin da bu konuda adim atacagina inancimiz tamdir.

Bir kadinin bile kendini magdur ve çaresiz hissetmedigi ve siddete güçlü bir sekilde 'dur' diyecegimiz bir asama, hepimiz için en büyük basari, en büyük sonuçtur. Tabii ki en önemli konu siddet faili... En agir cezayi elbette alacaktir ama öncelikli olan, bir kadinin hiçbir sekilde ve surette siddete maruz kalmadan bunun önlenmesidir. Kim olursa olsun, kimden gelirse gelsin ve kime yönelirse yönelsin siddetin karsisinda durmaya devam edecegiz. Bu konudaki hassasiyetli çalismalarimizi sürdürecegiz."
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile