Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas İfade Verdi:

Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, 11 Temmuz`da Rum Milli Muhafız Ordusu`nun (RMMO) Mari`deki "Evangelos Florakis Deniz Üssü"nde tutulan patlayıcı dolu 98 konteynerde meydana gelen patlamayla ilgili beklenen ifadesini dün verdi.

Patlama konusunda kendisini "aldatılmış eş" gibi hissettiğini söyleyen Hristofyas, hiçbir şeyden haberi olmadığını ısrarla söyleyerek sorumluluğu eski Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu`ya, eski Savunma Bakanı Kostas Papakostas`a, RMMO`ya, Siyasi Büro Müdürü`ne ve sisteme yükledi.

Alithia manşet haberini "Kurtulmak İçin Herkesi Yaktı... Hiçbir Şey Bilmediğini Söyledi... Ne, Mari`nin ve Deniz Üssü`nün Nereye Düştüğünü Hatta AİK Santralinin Ne Kadar Yakın Olduğunu... Ne Yükün Tehlikeli Olduğunu... Ne Patlayıcıların Saklanması Kararını Kimin Aldığını... BM Uzmanları Konusunda Fikri Bile Yok" başlık ve spotlarını kullandı.

Hristofyas`ın yazılı ifadesini okumasından sonra tek kişilik araştırma komitesi başkanı Polis Poliviu`nun sorularına cevap verdiğine işaret eden gazete, soru cevaplara da yer verdi.

KENDİMİ ALDATILMIŞ EŞ GİBİ HİSSEDİYORUM Habere göre, Hristofyas dünkü ifadesinde deniz üssündeki patlayıcılar konusunda 7 Şubat 11, 5 Temmuz 11`de yapılan toplantılardan bihaber olduğunu, üste tutulan patlayıcılar, patlayıcıların tehlikesi ve patlama ihtimali konusunda kendisine bilgi verilmediğini söyledi. Bunları en son kendisinin öğrendiğini belirten Hristofyas "kendimi aldatılmış eş gibi hissediyorum" dedi.

Bu söz üzerine Polis Poliviu`nun sabrı taştı, "görev bölümü yapıyorum veya aldatılmış eş gibi hissediyorum diyemezsiniz. İlk bilmesi gereken, öğrenmeye çalışması gereken biri olarak, en son ben öğrendim diyemezsiniz" ifadesini kullandı.

Poliviu, 11 Temmuz 2011`de yapılan Bakanlar Kurulu toplantısı tutanaklarına dayanarak Hristofyas`ın, patlayıcılarla ilgili toplantıların sorumluluğunu RMMO`nun ve Savunma Bakanı`nın üstlendiğini ve Kostas Papakostas`a "Bunları bize söylemediniz, bunları bilseydim..." dediğini hatırlattı. Hristofyas`ın o toplantıda "hiçbir bakan tek başına karar alamaz. Arkamdan kararlar alındı ve kendimi, en son öğrenen aldatılmış eş gibi hissettim" sözlerini hatırlattı. Hristofyas`a, bu konunun çok önemli aşamalarındanhaberdar olmanın, etik sorumluluğu olup olmadığını soran Poliviu "bakan veya çalışma arkadaşlarınızın size bilgi vermeme nedeni her ne olursa olsun, devletin ve hükümetin başkanı olarak bilgilendirilmek göreviniz değil mi?" sorusunu yöneltti.

Hristofyas da, "Birileri konuyu, başkana bilgi vermeden yürütme sorumluluğunu üstlenmiş görünüyor" ifadesini kullanarak iki bakanın (dışişleri ve savunma) arasında anlaşmazlık olduğunda, normal şartlarda, bunun çözülmesi için kendisine başvurduğunu söyledi.

"Yükün tehlikesinin kokusunu alamam" diyen Hristofyas, şöyle konuştu: "Eylül 2010`da büro müdürüm Pandelidis iki askerle görüşmesinin ardından bana bazı tehlikeler olduğunu söyledi. Neden görüşmüştü? Çünkü daha önce, tehlikeli olması muhtemel malzemenin imhasını kabul etmeleri için İran büyükelçisi nezdinde girişimlerde bulunmuştuk. Bundan sonra Pandelidis`e, bu malzemenin imhası için çabalara devam etmesi talimatını verdim. Maalesef ne bu çabalar ne de sonuçları bana bildirilmedi"

Başkanlık görevini üstlendiği günden beri bakanlarının konuları yönetmekte ve ardından Bakanlar Kurulu gündemini belirlemekte serbest olduklarını anlatan Hristofyas, şunları söyledi: "Bakanlardan biri veya diğeri veya herhangi başka birinin elinde bilgi olsaydı Bakanlar Kurulu`nda görüşülür, karar alırdık."BM Yaptırım Komitesi`ne patlayıcılarla ilgili rapor gönderildiğini; Savunma bakanının yükün tehlikeli olduğunu, bu yüzden Dışişleri Bakanı`na çok sayıda mektup göndererek "elimden alın" dediğini, Dışişleri Bakanı`nın ise siyasi gerekçeler ortaya koyarak "hiçbir şey yapmayın" yanıtını verdiğini hatırlatan Poliviu "siz bunları bilmediğinizi söylüyorsunuz" vurgusunu yaptı, Hristofyas`tan "kesinlikle" yanıtını aldı.

Poliviu, diplomatik sağ kolu olan Pandelidis`in 7 Şubat`ta katıldığı toplantıda "patlama" ifadesinin kullanıldığını hatırlatarak, "buna rağmen size bilgi vermedi mi?" diye sordu.Hristofyas, 5 Temmuz`da da toplantı için Ukrayna`da olduğunu, bakanlarından biri kendisine telefonla ulaşıp; ayın 4`ünde gerçekleşen ilk patlamadan sonra üssün boşaltılması gerektiğini söylemiş olsa, gereğini yapacağına inancını belirtti ancak bakanları atayanın kendisi olduğunu hatırlattı.Savaş Malzemesi Müdürü Georgiadis`in, barutun tek başına patlamayacağı mantığıyla bu yükün tehlikesinin çok düşük olduğunu söylediğini anlatan Hristofyas, o itibarla sorumluluğu iki bakanın üstlendiğini ve istifa da ettiklerini söyledi ve sözlerine şunları ekledi:"Elbette her başkan, bakanları tarafından yapılanlardan sorumludur. Bakanlarımın, birinin diğerine engel çıkardığı birbirinden farklı icraatlarda bulunduğunu bilsem alenen sorumluluğu alırdım." "Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı, hükümet başkanı ve Kıbrıs Rum toplumu temsilcisi" görevleri nedeniyle, işlerin, görev bölümü ile yürütüldüğünü söyleyen Hristofyas, patlayıcılara el konulduğunda, yükün kaydedilmesini emretmesi üzerine barutun tehlikeli olmadığını ancak bazı konteynerlerde tehlikeli malzeme bulunduğu için depolanmak üzere başka yere nakledilmesi gerektiğinin söylendiğini anlattı.

"MARİ`NİN YERİNİ DE, AİK SANTRALİNE O KADAR YAKIN OLDUĞUNU DA BİLMİYORDUM" Hristofyas, sözlerine şöyle devam etti: "Mari benim seçimim değildi. Bana, güvenli yer olduğunu söylediler. Görev sürem boyunca çok sayıda kışla ziyaret ettim ancak Mari`deki deniz üssüne gitmedim. AİK santraline o kadar yakın olduğunu bilseydim malzemenin orada depolanmasını elbette kabul etmeyecektim. Milli Muhafız Ordusu Komutanı bana...." Poliviu araya girerek; 12 ve 13 Şubat 2009`da Mari`deki üsten söz edilen iki toplantı yapıldığını, Savvas Argiru`nun da; Papakostas`ın el yazısı ile, malzemenin Mari`ye nakledilmesini Başkan`ın üstlendiğini kaydettiği bir mektubu olduğunu hatırlattı. Mari`yi askerlerin önerdiği, kendisinin de kabul ettiği izlenimi edindiğini söyleyen Poliviu "yani sizin nihai kararınız Mari idi" dedi

Hristofyas ise bu malzemenin korunması ve güvenliği konusunda uzman olmadığını, Mari`nin kendi seçimi olmadığını söyledi. Hristofyas, malzemenin yerleştirileceği deniz üssünün elektrik santraline bu kadar yakın olduğunu bilse, malzemenin orada tutulmasına müsaade etmeyeceğini belirtti.

Poliviu, 31 Ağustos 2009`da; Suriye veya İran`a iade edilebilene kadar patlayıcıların Ada`da kalacağını, Markos Kiprianu`nun da (ifadesinde) buna katılmadığını söylediğini hatırlattığı Hristofyas`a, patlayıcıların iade edilmesi niyeti olmasa, diplomatik manevra olsa bile bu teyidinin diğer hükümet mercilerini kapana kıstıran bir siyasi çerçeve olup olmadığını sordu.

ÇOK BASKI GÖRDÜK, ABD BÜYÜKELÇİSİ OBAMA`NIN ADINI DAHİ KULLANDI "Sayın Markos Kiprianu Başkan`ın, uluslar arası sahnede hakim olan durumu ve aşamalı olarak Kıbrıs`tan uzaklaşan Suriye`nin tavrının Kıbrıs sorununa yaratabileceği tehlikeleri dikkate alarak siyasi manevra yaptığını çok iyi biliyordu" diyen Hristofyas, "Sayın Esad`a iki kez, Kıbrıs`ın Güvenlik Konseyi kararlarını uygulamak zorunda olduğunu söyledim. Kıbrıs bu malzemeyi Suriye`ye ancak; Güvenlik Konseyi`nin ambargoyu kaldırması halinde teslim edebilecekti aksi halde vermeyecekti, ki vermedi de. Hükümetbu yükün Kıbrıs`a dahi gelmemesi için çaba harcadı ancak büyük baskılardan sonra bizi mecbur ettiler. ABD Büyükelçisi Barack Obama`nın adını dahi kullandı. Tekrar ediyorum, evet, siyasi bir manevraydı. Suriye büyük oyuncu idi.Suriye Cumhurbaşkanı`na, yükün imha edilmeden Kıbrıs`ta kalacağını teyit ettik. Ancak İran nihayetinde imhayı kabul etti. Dolayısıyla teyit verildi ancak aynı zamanda Suriye ile; yükün tehlikeli olduğu kanıtlanırsa imhası veya satılmasını kabul etmesi için çalıştık. " Patlamanın ardından iki bakanın istifasını kabul ettiğini söyleyen Hristofyas, Pandelidis`in kamu görevlisi olduğunu, onun görevine son verme hakkı bulunmadığını, kendisinin de şahsi sorumluluk taşımadığını savundu.

MANŞETLER Simerini manşet haberine "Sadece Başkaları Suçlu...Komite Önünde 19 Defa Bihaber Olduğunu Söyledi" başlığını attı ve Hristofyas`ın ifadesini şöyle özetledi: "Yetkililer tarafından tehlike hakkında bilgilendirilseydim, sizi temin ederim gerekli bütün tedbirleri alırdım. Bana söylenen, tehlikenin düşük olduğuydu. Dolayısıyla neden sorumluluk üstlenmem gerekir?" Hristofyas, bakanlarının icraatları ve yükün tehlikesi hakkında kendisine hiçbir bilgi verilmediğini savundu. Sorumluluğu Dışişleri, Savunma eski bakanlarına, Milli Muhafız Ordusu eski komutanına ve kurmaylıklara yükledi. Yaşanan trajediyi sisteme bağladı. Mari tercihinin kendisine ait olmadığını, deniz üssünün Vasiliko`daki elektrik santralinin yanında olduğunu bilmediğini söyledi. `En son öğrenen, aldatılmış eş gibi hissediyorum` dedi." Fileleftheros manşetine "Bilmiyordu, Sormadı- Hristofyas: Sorumluluklar Başkanlık Bürosu Önünde Sona Erer-Başkan`ın; Kendini En Son Öğrenen Aldatılmış Eş Gibi Hissettiği Açıklaması Sansasyon Yarattı" başlığını attı.

Politis "Sorumluluklarınız Var Sayın Başkan-P. Poliviu Raporunun İşaretini Verdi" başlıklı manşet haberinde, Polis Poliviu`nun dün Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas`ı sorgularken yönelttiği sorularla Hristofyas`ın bir dizi kişisel sorumluluğu üzerinde durduğunu yazdı.

Patlayıcıların muhafazası ve tehlikesinin yönetilmesi üzerinde duran Poliviu`nun; ifadesinde, olanlarla ilgili hiçbir şey bilmediğini söyleyen Hristofyas`a doğrudan sorumluluk yüklemekten çekinmediğini belirten gazete Poliviu`nun şu sözlerini öne çıkardı:"Yükün durumu hakkında bilgi edinmek Başkan`ın kurumsal yükümlülüğüdür. Hristofyas sorumluluğu attığı bakanları ve mesai arkadaşlarını kendisi atadı. Pandelidis`in bilgi notundan (Eylül 2010) sonra Başkan`ın konuyla şahsen ilgilenmesi gerekirdi. Bütün konu, devletin suç teşkil edecek şekilde ağır hareket ettiğini gösteriyor. Bu devletin başkanı sadece `aldatılmış eş gibi hissediyorum` diyemez. Doğru idari sistemi olmamasından Başkan ancak sorumlu olabilir. Mevki nedeniyle kurumsal sorumluluk vardır." Haravgi de manşet haberine "Samimiyetle ve Sorumlulukla" başlığını attı. Gazete Hristofyas`ın dünkü sorgusunda deniz üssündeki patlamayla ilgili bütün bildiklerini samimiyetle ve sorumluluk duygusu içerisinde anlattığını, sorulan sorulara delilli cevaplar verdiğini yazdı.

Habere göre, patlayıcılara el konulmasının doğru bir siyasi karar olduğu görüşünü dile getiren Hristofyas patlayıcıların muhafazası konusunda; patlayıcıların tehlike derecesinin yine askerler tarafından düşük gösterildiğini söyledi. Başkan olarak dolaylı sorumluluğu olduğunu kabul eden Hristofyas, şahsi sorumluluğu olmadığı görüşünü ortaya koydu ve "siyasi yaşamının tamamında insana, demokrasiye ve vatana hizmet ettim" dedi.
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile