Mali Kural'da yapıcı muhalefet

Uzunca süredir, ekonomi politikasıyla ilgili bir konuda belki de ilk defa, iktidar ve muhalefet arasında mutabakat vardı. Muhalefet, hükümetin kararlaştırdığı, ama şimdi ertelediği bir konunun yasalaşarak yaşam bulması için uyarıda bulunup eleştiriyor.


Uzunca süredir, ekonomi politikasıyla ilgili bir konuda belki de ilk defa, iktidar ve muhalefet arasında mutabakat vardı. Muhalefet, hükümetin kararlaştırdığı, ama şimdi ertelediği bir konunun yasalaşarak yaşam bulması için uyarıda bulunup eleştiriyor.
Hükümet, pek de güçlü bir talep yokken ekonomi politikaları itibarlı olsun diye Mali Kural uygulamasını yürürlüğe koymak için yasa tasarısı hazırladı. Başbakan Yardımcısı seviyesinde kamuoyu oluşturdu. Ancak bugün gelinen noktada, Mali Kural tasarısının yasalaşması ertelendi. Ana muhalefet partisi CHP’nin ise ilke olarak bu tasarıyı destekleyeceğini açıklamıştı. Şimdi, hükümet öteliyor, ana muhalefet partisi CHP ‘erteleme, yasalaştır’ diyor. CHP açısından ise belki de uzun bir süreden beri ilk defa, yenilenmiş kadroların katkısıyla, zaman geçirmeden, etkili bir ‘yapıcı muhalefet’ örneği sergileniyor.
Peki, Mali Kural nereden çıktı? Tabii ki, bir gün IMF ile yürütülen programın sonuna gelineceği, bunun yerine de dünyada birçok ülkede uygulanan Mali Kural uygulamasına geçilmesinin daha itibarlı bir ekonomi politikası sağlayacağı düşüncesiyle. Bizce küresel kriz ortamında uygun bir tercih değildi.
Küresel kriz patlamasaydı IMF ile yürütülen programın yerine Mali Kural’la yola devam edilmesi bu kredibiliteyi sağlayacaktı. Malum, Mali Kural’la; kamu açığı önceden planlanan seviyeden saptığında, ortaya çıkan sapmanın izleyen dönemlerde nasıl telafi edileceği yine önceden belirlenen kural çerçevesinde kamuoyuna taahhüt ediliyor. Eğer ekonomik büyüme potansiyel büyüme oranının üzerinde ise bütçe tasarrufu sağlanarak, potansiyel büyümenin altına düşülen yıllarda bu rezerv kullanılıyor. Ekonomik büyüme ile maliye politikası birbirinin gölgesinden yürüyor. Öte yandan Mali Kural’ın yürürlükte olması, bir mekanizma olarak güvence sağlasa da performans garantisi sağlamıyor. Bu yüzden, ‘Mali Kural’ın olması iyi, ama uygulama önemli’ biçiminde özetlenen açı, sağduyulu bakışı yansıtıyor. İşin doğrusu, kredibilite için çerçevesi olan ve taahhütlerine uyan, ama esneklikleri de bulunan bir politika uygulayıcısının Mali Kural’a ihtiyacı olmadığını düşünüyoruz. Yakın geçmişte, IMF yerine Mali Kural’a geçme taahhüdü yerine yeni bir ekonomi politikası çerçevesi ilan edilmiş olsaydı, yapılacakların yol haritası ve takvimi ilan edilmiş olsaydı, Mali Kural’ın sağlayacağı itibardan daha fazlasını sağlayabilirdi. Üstelik bu yol haritasında ilerlerken, Mali Kural’ın ‘otomatik kalıplarına’ sıkışılmazdı da. Hükümet, 2008 ve 2009’da IMF ile yürütülen müzakere öyküsünü o kadar uzattı ki, ‘oldu, olacak’ derken inandırıcılığı kaybetme sınırına ulaştı. IMF yerine Mali Kural’a geçileceği ilan edildi. Bu da, küçük çapta ‘IMF öyküsü’ gibi oldu. Geçen yıl OVP açıklandığında taahhüt edilen Mart 2010 sonuna kadar yasalaşması, 2011 başından itibaren de uygulanmaya başlaması idi.
Şimdi, en iyimser olasılıkla yasalaşması ekim ayı sonunda olabilecek, 2011’de uygulamaya geçilmesi ise ‘zor olasılık’ bölgesine girdi. Mali Kural, tüm eksik ve eleştirilere karşın bizzat Başbakan Yardımcısı Ali Babacan tarafından çeşitli toplantı ve sunumlarla ‘kredibilite çapası’ haline getirildi. Bu mekanizmanın arkasında Hükümetin iradesini temsil ettiğini beyan eden Başbakan Yardımcısı sıfatını taşıyan bir bakan, altına imzasını attı. Beğenelim ya da beğenmeyelim, en basitinden; IMF yerine yeni bir politika çapası olarak Mali Kural’ın konulacağı ısrarla taahhüt edilmiş oldu.
Yakın geçmişe kadar kamuoyunu oyalayan hükümet; şimdi de, kendi adına taahhütte bulunan, en yüksek hiyerarşide kendi bakanını zor duruma düşürdü. Yaklaşık bir yıl önce, Mali Kural’a geçiş taahhüdünde bulunan hükümet, bunu erteliyor.
Şimdi, ‘OVP çerçevesinde Mali Kural varmış gibi bütçe hazırlayacağız’ demek, bu kredibiliteyi sağlayamayacak. Sorun sadece sayılarda değil. Sürekli olarak kamuoyunun dikkatinden eksik tutulmayan bir taahhüdün, fena halde ötelenmiş olması iyi olmadı. Mali Kural’la ilgili uygulama esasları açıklandığında, özellikle de kapsamı, denetimi, yaptırımı ve şeffaflığı konusunda eleştirmiştik. ‘Ambalajla itibar sağlanabilir mi? diye sormuştuk. Şimdi ortada ‘ambalajı’ bile yok.

Radikal
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile