Mhp Tbmm Grup Toplantısı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın demokrasiden anladığının terör örgütüne teslimiyet olduğunu öne sürerek, "Başbakan'ın özgürlük kriteri, teröristlerin hain niyetleriyle bire bir örtüşmektedir" dedi.


Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, demokrasinin hesap verme sistemi olduğunu ve yalnızca sandıktan ibaret olmadığını söyledi.

İktidarın sınırlandırılmasının demokratik erdemin en önemli ayaklarından birisi olduğunu ifade eden Bahçeli, "Bir siyasi iktidar şayet kendisinden sonra tufan olacağını, ekonomik ve siyasi afetlerin doğacağını iddia ediyor ve şiddet dahil her yöntemi kullanarak muhalif sesleri ezmeye çalışıyorsa, orada demokrasi rafa kalkmış, otoriter hevesler öne çıkmış demektir. Başbakan Erdoğan'ın ileri demokrasi iddiaları Taş Devri ilkelliklerini aratmayacak özelliklere sahiptir ki bunun da milletimiz ve geleceğimiz açısından büyük badireler taşıdığı yalın bir gerçektir" diye konuştu.

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın demokrasinden anladığının PKK'ya teslimiyet olduğunu öne sürerek, "Başbakan'ın özgürlük kriteri teröristlerin hain niyetleriyle bire bire örtüşmektedir. Türklük silinirse, milliyetçilik çiğnenirse, millet parçalanırsa, şehitlerimizin kanlıları, milletimizin ve vatanımızın düşmanları kazanırsa, bunun adı ileri demokrasi olacaktır. Ana dilde eğitim için kolları sıvayan, Andımız'ı kaldıran, terör örgütüne peş peşe tavizler veren AKP hükümeti, Türk milletine karşı tarihi bir ihanetin içindedir" dedi.

-"Bir vatanda iki ayrı şehitlik olur mu?"

Terör örgütünün sözde şehitlikler açtığını, tehdit çıtasını gün geçtikçe artırdığını ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:

"Üzerine bastığımız bu kutlu toprakların altında vatan, millet uğruna kefensiz halde yatan kahramanlarımız dışında, bölücülere şehitlik payesi vermek, vermeye kalkışanlara da tepkisiz kalmak cinayettir, küfürdür ve hepimize hakarettir. Şırnak Kato Dağı'nda, Bitlis merkeze bağlı Yukarı Olek Köyü'nde din, diyanet ve millet düşmanlarına sözde şehitlikler yapmak ve bu edepsizliğe göz yummak kahraman şehitlerimizi bir kez daha vurmakla eşdeğerdir. Sayın Erdoğan, bir vatanda iki ayrı şehitlik olmayacağının farkında mısın? Bölücülüğü cesaretlendirmekle meşgul olan Sayın Erdoğan, maktulle katilin, caniyle kahramanın, şehitle cesedin birbirine karışması halinde milli bir felaketin doğacağını biliyor musun? İmralı'yı mesken tutan, Kandil'i ayakyoluna çeviren, teslimiyeti çözüm ve barış olarak formüle eden Sayın Başbakan, son yurdumuzun çatısına nişan alındığını görüyor musun?

Bitlis merkeze bağlı Kayalıbağ Köyü Karaca Mahallesi'nde balık tutmaya giden iki vatandaşımızın teröristlerce dövülmesini flaş haber gibi anında duyuranlara da soruyorum; alenileşen ihanet görüntüleriyle ilgili son dakika bilgilerini ve gelişmelerini yayınlamayı düşünüyor musunuz? Hayret verici bir durumdur ki, balık tutanlar an be an izlenmiştir de, yol kesen, haraç toplayan, polis yaralayan, örgüt propagandası yapan, maske takıp etrafa zehir kusan eşkıyalar ne hikmetse hasıraltı edilmiş, yeni moda haberciliğe değer bulunmamıştır."

-"Kendi isimlerini de değiştirerek, asıllarına rücu edecekler mi?"

Bahçeli, Kürt varlığının anayasal güvenceye alınmasının, demokratik özerklik ve anadil eğitiminin yaygınlaştırılmasının terör örgütünün son dayatmaları olarak gündeme geldiğini belirterek, "İmralı canisi, Kandil ve BDP, AKP'yi aralarına almış, kukla gibi oynatmaya, topaç gibi çevirmeye başlamışlardır. Türk milletinin oylarıyla iktidar olan bir parti için bu olanlar utanç ve hezimet vericidir" diye konuştu.

Terör örgütünün tüm taleplerinin paket paket, kısım kısım, parça parça karşılandığını savunan Bahçeli, şöyle devam etti:

"Yerleşim yerlerinin ismini değiştirmeye kadar işi götüren AKP hükümeti için geri dönüş yolları çoktan kapanmıştır. Göroymak'a Norşin, Aydınlar'a Tillo, Tunceli'ye Dersim isimlerini vermenin arifesinde olan Başbakan ve etrafındaki bazı zevat, acaba kendi isimlerini de değiştirerek asıllarına rücu edecekler midir? Yedi yaşında Türkçe öğrendiğini her fırsatta ifade eden, ama Türk Dili ve Edebiyatı alanında doçent unvanı alarak bugünkü seviyesine ulaşan AKP'nin kapı gıcırtısı ve akorttu bozuk sözcüsü acaba ismini değiştirmek için neyi beklemektedir? Türk milletine şükran duyması gerekirken etnik tetikçiliğe soyunan, Ali Suavi'den hiçbir şey anlamadığı da net olarak anlaşılan bu zat, mesela Hado, Hazo ya da Hander ismini almayı düşünmekte midir?

Bunun yanında, Başbakan Erdoğan'ın gündeminde kendi ilçesi olan Güneysu'nun adını Potamya olarak değiştirmek var mıdır? Bugün geldiğimiz noktada artık herkes tarafını ve safını belirlemelidir. Kimse karambolden fayda devşirmeye, belirsizlikten nemalanmaya çalışmamalıdır. AKP'nin politikaları etnik fitneyi körüklemektedir. AKP'nin yeni Türkiye tasarımı bu gidişle yeni nüfus cüzdanlarının hazırlanmasına da kapı aralayacaktır. Gelişmeler bize, Başbakan ve hükümetinin, nüfus cüzdanlarına 36 etnik kimliğin yazılmasını ve Türkiye'nin Babil kulesine dönüşmesini sağlayacak her sinsi adımı atmaktan sakınmayacağına işaret etmektedir. Acaba Başbakan muhtemel yeni nüfus cüzdanlarına kendisini ne diye kaydettirecek, kimliğini ve kökenini ne şekilde ifade edecektir?"

Bahçeli, MHP'nin iktidara gelmesi halinde Andımız'ın geri getirileceğini, milli bayramların asıl anlamına uygun kutlanmasının sağlanacağını, tüm milli hak ve kazanımların eski itibarlarını elde edeceğini ifade ederek, "Bu milliyetçi-ülkücü hareketin yemini ve sözüdür" dedi.

-Fidan hakkındaki iddialar

Devlet Bahçeli, MİT Müsteşarı Hakan Fidan hakkında ABD gazetelerinde yayınlanan iddialara da değinerek, milli bir kuruluşu dış basında çıkan haberlere bakarak test etmeyeceklerini ve eleştirmeyeceklerini söyledi.

Türkiye'de devlet ya da siyaset sorumluluğu taşıyan hiç kimsenin yabancıların çıkarını gözetmemesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Aksi halde bunun ismi hainlik, yapan da hain olacaktır" ifadesini kullandı.

Siyasi kararları hükümetin aldığını, politikaları hükümetin şekillendirdiğini ve sorumluluğu da hükümetin taşıdığını dile getiren Bahçeli, "Burada bizim garibimize giden husus, ABD ve İsrail ortak yapımı olduğu anlaşılan bu kampanyanın niçin bir kurum üzerinden yürütüldüğüdür. MİT Müsteşarı hükümetin üstünde bir güç müdür ki Türkiye'nin bölgesel stratejilerini belirleyecek yetkiye sahip olarak lanse edilmiştir?" diye konuştu.

Bahçeli, şöyle devam etti:

"Biz Oslo'da PKK'lı militanlarla Başbakan'ın özel temsilcisi olarak kimin pazarlık yaptığını elbette biliyoruz. Biz Başbakan'ın İmralı canisinin ayağına kimi nasıl gönderdiğini elbette biliyoruz. Biz MHP'yi böcek gibi sararak dinleyenlerin, siyah camlı arabalarla partimizi gözleyenlerin ve Başbakan'a 'Balgat haberleri' olarak sunanların kimler olduğunu pekala biliyor ve bu yüzleri tanıyoruz. Her şeye rağmen biz, yabancı basında çıkan haberlere bel bağlayarak, üzerimizde hesap yapmış olan bir devlet memuru hakkında bile yorum yapmayacak kadar şahsiyetli, milli ve vicdanlı bir hareketiz.

Türkiye'nin ne yapacağını, nasıl politika takip edeceğini ABD'nin derin yapılanmasının taşeron elemanları belirleyemez, belirleyemeyecektir. Bu aziz millet AKP'ye ve BOP'un melanet hedeflerine rağmen okyanus ötesinden istikamet çizilemeyecek kadar kudretli ve muktedirdir. Başbakan Erdoğan kırmızı salonlarda yanına alıp çok gizli görüşmelere dahil ettiği devlet memurlarının, eğer varsa boyundan büyük işlere kalkışmalarını incelemeli ve gerekli yaptırımları da hemen devreye sokmalıdır. İlave olarak TBMM'ni gizli bir oturumda bilgilendirmeli, şaibeler ve iddialar konusunda milletvekili arkadaşlarımızı muhakkak aydınlatmalı, sis perdesini aralamalıdır."

Bakanlar Kurulu'nun, 1 Ocak 2014'ten itibaren geçerli olmak üzere, silah altındaki yükümlüleri de kapsayacak şekilde askerlik süresinin, er ve erbaşlar için 15 aydan 12 aya indirilmesini kararlaştırdığını anımsatan Bahçeli, kararın askerlere ve ailelerine hayırlı olmasını diledi.

Askeri ihtiyaçlar bakımından mesele olmadıkça, askerlik süresinin kısalmasına itiraz etmeyeceklerini dile getiren Bahçeli, "Bu düzenlemenin 30 Mart 2014 tarihinde yapılacak Mahalli İdareler Seçimlerinin öncesinde hayata geçecek olması aklımıza başka şeyleri de getirmektedir. Ancak terhisi gündemde olan Mehmetçikler'imizin ve ailelerinin siyasi rant ve rüşvet arayışlarına izin vermeyeceklerine canı gönülden inanıyorum" dedi.

Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile