Muhalefet Yargıtaya baskı uyguluyor

Muhalefet Yargıtaya baskı uyguluyor

Çelik, Balyoz davasındaki mahkumiyet kararının ardından muhalefet partilerinin Yargıtay'a baskı yaptığını söyledi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, 'Mesele daha sağduyulu ve soğukkanlı bir şekilde değerlendirilmeli ' dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Balyoz eylem planını olmamış farz etmenin, ülkenin aklıyla alay etmek anlamına geleceğini söyledi.

Çelik, darbelerin Türkiye için bir ayıp olduğunu belirterek, 'Bizim ordumuz milletinin emrinde olmalı. Siyaseti dizayn eden, toplum mühendisliği yapan bir kurum olmamalıdır ' dedi.

Gazetemizin Ankara Temsilcisi Adem Yavuz Arslan'ın hazırlayıp sunduğu 'Temsilciler Meclisi ' programına konuk olan Çelik, Balyoz davası kararları ve AK Parti'nin 30 Eylül'de yapacağı kongreyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İşte o açıklamalar:

HÜKÜMETİN KURULDUĞU GÜN YAPILDI

'59. hükümetin kuruluş günü 15 Mart 2003'tür. Balyoz Eylem Planı'nın derdest edildiği gün de aynı tarihe denk gelmektedir. Yani benim Milli Eğitim Bakanı olduğum gün Balyoz Eylem Planı'nın yapıldığı gündür.

Şimdi 324 muvazzaf ve emekli insanın ceza almasından bir insanın haz duyması için sadist olması lazım. Bizim AK Parti olarak darbeler ve darbeciler karşısındaki tavrımız nettir. Türkiye darbelerle ilk defa hesaplaşıyor. 1959 doğumluyum. Benim ömrüme bir düzine darbe veya darbe teşebbüsü sığmıştır.

Bu Türkiye içinbir ayıptır. Ordumuzun da bu ayıptan kurtulması gerekir. Bizim ordumuz milletinin emrinde olan, ülkesinin güvenliğini sağlayan, düşmanlarımıza caydırıcılık, bize de güven veren bir ordu olmalı. Modern, çağdaş bir ordu olmalı. Siyasetin üzerinde bir vesayetçi güç olmamalı. Siyaseti dizayn eden, toplum mühendisliği yapan bir güç asla olmamalıdır.

Silah bendedir, dolayısıyla ben güçlüyüm dememelidir. Bu artık Türkiye'nin gündeminden düşmelidir.”

Yanlış varsa düzeltilmeli

Benim Balyoz Eylem Planı hakkında bir kanaatim var. Böyle bir şey olmamış gibi farz ederseniz bu ülkenin aklıyla alay edersiniz. Mahkeme bir karar verdi. Bu mahkeme verdiği bu cezaları kumpasla mı ölçtü? Hepsinde isabet mi etti? Acaba kurunun yanında yaş da yandı mı? Adil yargılama oldu mu? Bunların hepsi denecek. Yargıtay'dan karar çıktıktan sonra da bunlar söylenecek. 330'a yakın kelli felli komutanların ceza aldığı böyle bir davanın konuşulmaması mümkün değil. Önce gerekçeye bakacağız. Eğer varsa bir yanlış, Yargıtay aşamasında düzeltilmesini temenni ederim. Fakat iki muhalefet partimiz, 'Ergenekon'un avukatıyız ' diyenler gibi temyiz makamına yani Yargıtay'a yönelik bir mahalle baskısı oluşturmaya başladı. Yargıtay'a yönelik bir kampanya başlatıldı. Ben adil yargılanmanın herkes için gerekli olduğuna inananlardanım. Partimiz de buna inanıyor. Daha sağduyulu, sabırlı ve soğukkanlı bir şekilde bu meselenin sonuçları değerlendirilmeli.”

Kanunsuz emir yerine getirilir mi?

“Recep Tayyip Erdoğan benim genel başkanım ve başbakanım. Bana 'Git muhalefet partisinden şu adamın ağzını burnunu kır' dese ben gidip kırmalı mıyım? Kanunsuz bir emir yerine getirilir mi? Emre itaatsizlik var ama kimse Anayasa'dan almadığı bir yetkiyi kullanamaz ve aşağıdakine de dayatamaz. Balyoz Eylem Planı'ndan hiç haberi olmayan, sadece parafı olan insanlar da bu müteselsil suçluluk halkasının içine girmiştir. Ama kime hangi cezanın verileceğine mahkeme verilir. Şimdi 324 aile acı çekiyor değil mi? Ama bu Balyoz eğer gerçekleşseydi belki 324 bin aile acı çekecekti. 12 Eylül'de 1 milyon 650 bin insan fişlendi. 650 bin kişi cezaevini boyladı. Böyle bir hadisenin olduğunu düşünün. Balyoz yoktu, biz oyun oynuyorduk diyorlar, kim kimi kandırıyor. '
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile