Japonya‘da nükleer tehdit (Son Detaylar)
Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Cumali Aktolun, dün akşam HaberTürk tv ekranlarında yayınlanan Akşam Raporu programına katıldı. Aktolun, radyasyon sızıntısının insan sağlığı üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu, vücutta nasıl yayıldığını ve çaresinin ne olduğunu anlattı.
"Radyasyon sızıntısının olduğu bölgelerden gelenlerde üzerinde cildine bulaşmış herhangi bir parçacık radyasyonu var mı o ölçülebilir" diyen Aktolun, "Bunu ölçtüğünüz zaman çok fazla sonuç alamayabilirsiniz. Çünkü bir banyo yaparak veya elbisenizi değiştirerek ondan kurtulmuş olabilirsiniz. Ama vücudunuza girmiş olan oradayken radyasyonu o göstermeyebilir ve çoğunluklada göstermez. Bunun için çok yeni teknolojikler var özellikle dişte iki türlü ölçüm yapılabiliyor. Bir tanesi daha çok yeni bana gelen bir bilgi. O da bir monitör. Bu dişin temel tabasındaki bozulmaya dayanarak vücutta radyasyon olup olmadığını gösteriyor ikincisi Stronsiyum 90'ı ölçebiliyorsunuz" ifadelerini kullandı.
Dişte bunların yerleştikten sonra çıkmadığına işaret eden Aktolun, bunun yıllarca dişte kalabildiğine, öldükten sonra da toprağa geçebildiğine dikkat çekti. Aktolun "Dolayısıyla bunları ölçerek vücuda girmiş mi onu anlarsınız. Ama vücudun üstünde var mı yok mu diye atom enerji kurumunun yapacağı ölçümle ortaya çıkabilir" dedi.
İLK ETKİLENEN ORGAN TİROİD
Nükleer reaktörlerin kazalarında iki şey olduğunu belirten Aktolun şöyle devam etti:
"Birincisi yukarıya doğru patlaması sonucunda radyoaktif madde içeren parçacıklar yayılıyor. Bunlardan da iki türlü radyasyon yayılıyor. Birincisi alfa ve beta başta olmak üzere parçacık radyasyonu yayılıyor. Diğeri de gama iyonizen rasyasyon yayılıyor o parçacıkların bir kısmında. İyonizen radyasyon dediğimiz delip geçen radyasyon. Vücudumuza giriyor öbür taraftan çıkıyor ama çıktığı yerde örneğin göğsümüzden girip sırtımızdan çıkıyor."
ilk etkilenen organın tiroid olduğuna işaret eden Aktolun, "Tiroid boğaz bölgemizde bulunan bir organdır. Tiroid kanserleri bu tür kazalardan sonra en sıklıkla ortaya çıkan kanserler. Hatta tek kanser türü diyebiliriz. Örneğin çernobilden sonra tek artış gösteren kanser türü tiroid kanserleridir. Bu tiroid kanserlerini önlemek için iyot tabletleri verilmektedir. Verilen iyot tabletleri başka herhangi bir kanserden koruyucu amaç taşımaz. Sadece tiroidi iyotla besliyorsunuz, aşırı miktarda doyuruyorsunuz. Dışarıdan gelen radyoaktif iyotu patlama sonucunda havaya karışan hatta yiyeceklerimize karışan radyoaktif iyotu almasını önlüyorsunuz. Demek ki iyot tabletleri dağıtmanın mantığı tiroid kanserlerinden korumaktır. İyod tableti insanların kendiliğinden alabileceği bir şey değil. Eğer gereksiz yere alırsanız ölürsünüz. Çünkü iyoT tableti ancak risk yüksek ise o tehlikeleri göze alarak resmi otoriteler tarafından, devlet tarafından ve doktorlar tarafından verilir" uyarısında bulundu.
"TÜRKİYE'DE RİSK YOK"
"Japonyadaki sızıntının Çernobile benzer etkileri olacak mı" sorusuna karşılık Aktolun, "Türkiye'nin bu anlamda bir riski yok. Bir haberde Türkiye'ye ulaştığına dair bir iddia var. Bu hem meteorolojik bilim açısından uzmanlar tarafından kabul edilmiyor hem de şu anda Türkiye'nin ulaştığını gösterebilmeniz için çok ciddi belirli ölçümler yapıp, Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bu daha önce yapılmış ise bu tür ölçümler, onlarla kıyaslamanız lazım. Eğer bu kıyaslama yapılmadıysa bugün şu kadar radyasyon oranı saptadık ve bunun Türkiye'ye ulaştığını gösteriyor diyemezsiniz" şeklinde konuştu.
"JAPONYA'DAN TAZE GIDA İHRACATINA ZATEN İZİN VERİLMEZ"
'Japonya'dan ulaşan ürünleri tüketmeyin, hatta sushi bunlardan bir tanesi kesinlikle yemeyin' söylentilerinin de gerçekçi olmadığını belirten Aktolun, "Çünkü zaten Japonya'nın şu anda Türkiye'ye sushi ihraç edecek, Türkiye'nin Japonya'dan sushi ithal edecek imkanı yok. Bu sadece tipik ürünler. Ama diğer ürünlerde şu anda zaten Japonya'nın herhangi bir ülkeye taze gıda ihraç etmesi kendi resmi kurumlarınca izin verilmez, uluslarası kurumlarca da izin verilmez, taşıma firmaları da zaten bunu almaz. Çünkü taşıma firmalarında da belli radyasyon ölçerler var gümrüklerde. Türkiye'de deki gümrüklerde eksik olan konulardan biri de budur" diye konuştu.
KİMLER RİSK ALTINDA?
Anne karnındaki bebeklerin en büyük risk altında olduğuna dikkat çeken Aktolun, "Sonra 1 yaşına kadar olan çocuklar, sonra 1 ile 40 yaş arası insanlar" dedi.
Yaşlı insanların radyasyondan ölmüş olmasının tıbbi açıdan ikna edici olmadığını ifade eden Aktolun, "Çünkü zaten 40 yaşın üstünde tiroid hariç hemen hemen hiç bir organ duyarlılığı zayıf değildir yani dayanıklıdır. O nedenle yaşlı insanların başka nedenlerle örneğin stresin yaratmış olduğu kalp krizi riskinden veya zatürreden ölmüş olma ihtimali var. Çünkü orada şu anda sağlık şartları çok düştü. Bazı bulaşıcı hastalıklarda da artış olacak Japonya'da. Bunun yanında şeker hastalığı olan hastalar insülün bulamayacaklar. O yaşlıların ölümünün radyasyona bağlı olduğunu söylemek mümkün değil" şeklinde konuştu.
BEYAZ GAZETE
Radyasyonun insan sağlığı üzerinde nasıl bir etkisi var?
Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Cumali Aktolun, radyasyon sızıntısında insanların etkilendiği ilk organın tiroid olduğuna işaret ederek, anne karnındaki bebeklerin en büyük risk altında olduğunu, sonra ise 1 ile 40 yaş arası insanları risk altında olduğuna dikkat çekti.



















