Konuyla ilgili açıklama yapan Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Meclis üyesi Cevdet Demir, son ekonomik kriz ve hükümetin sağlık politikalarının sonucu medikal ürünler ve ortopedik malzemeler sektörünün çok ağır sorunlarla baş başa kaldığını söyledi. Sağlık sektörünün bir rant kapısı haline getirildiğini ifade eden Demir, sektörün yüzde 85'nin dışa bağımlı hale getirildiğini, önlem alınmasının zaruri olduğunu ifade ederek yerel üreticilerin önünün açılmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı.
Trabzon'da 2 yıl öncesine kadar 1500-2000 çalışanı bulunan sağlık sektöründe maalesef uygulanan yanlış politikalar ve bankacılık düzenlemeleri nedeniyle bugün bu sayının 350-400'e düştüğünü kaydeden Demir "Defalarca konuşmalarımıza rağmen sağlanan kolaylık yoktur. Aksine firmaların daha da üzerine gidilmekte, firmaların alacaklar haciz, evine, işyerine ve tüm yaşamına haciz konulmaktadır Yani yaşama hakkını elinden alınmaktadır. Nasıl olacakta firmalar bu yükün altından kalkacak, ipotek verdiğimiz taşınmazlar değerinin çok çok altında icra yolu ile satılmakta veya yandaşlara peşkeş çekilmekte, borçlarda bir azalma olmamaktadır. Devlet hastaneleri ve tıp fakültelerinde biriken firma alacaklarının, 8 ay veya 1 yılı aşan süreç içinde dahi ödenmemesi, sıkıntının kriz halinde olduğunu göstermektedir. Faturasını tahsil edemeyen firmalar doğal olarak günümüzde yasal tefeci durumunda bulunan bankalara yönelmekte, sıkıntısını kısa vadede çözüme kavuşturmaktadır. Firmanın çalıştığı ithalatçı firmalara borcunu ödeyememekte çekleri yazılmakta, çek yasaklısı durumuna düşmektedir" dedi.
Sıkıntıların başında, rekabetçi ortamda, ihale ile kamu hastanelerine verilen tıbbi cihaz bedellerinin ödemelerinde yaşanan sıkıntıların, sektörü yaşamsal anlamda olumsuz etkilediğini ifade eden Cevdet Demir, "Devlet SSK, KDV ve kurumlar vergisini peşin olarak firmalardan almaktadır. SSK ve vergi borcun varsa ihaleye giremiyorsun. Devlet burada demiyor ki 'Bizden alacağınız var, faturalarınızdan vergileri, SSK ve KDV'lerinizi tahsil edelim.' Sağlık Bakanlığı'nın hastanelere merkez alımı ile tıbbi cihazlar gönderiliyor. Biz firmalara ödeme yok ama paramız çok biz hastanelere cihazlar gönderelim. Artık siyasilerin sağlığı bir rant kapısı gibi görmesinden zarar görüyoruz. İşletmeler zor durumdadırlar gelecekten pek ümidi de kalmamıştır. Çünkü dünü arar olmuşuzdur. Gelecekten beklentimiz kalmamıştır. Adaletin terazisi herkese adil, herkese hakça olmasını istiyoruz. Artık partizanca kollamalar iş görmeler istemiyoruz. Kurumların ödemeleri ile ilgili Sağlık bakanlığı. Maliye Bakanlığı, Başbakanlık ve hatta Cumhur başkanlığına dair girişimlerimiz olmuştur ve bir sonuç alınamamıştır" diye konuştu.
"SAĞLIK SEKTÖRÜNDE KALİTE DÜŞTÜ"
TTSO meclis üyesi Cevdet Demir'in konuşmasına şöyle devam etti:
"Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sağlık hizmetlerini satın alma politikasının fiyata endeksli hale gelmesi, sağlık hizmetlerinin kalitesini düşürmektedir. Bu politikanın yansıması olarak, ithal edilen tıbbi cihaz ve malzemelerin kalite profilinde düşmeler söz konusudur. Kamu ve özel kesim hastanelerinde, özellikle tıbbi sarf malzeme, ortez ve protezlerde fiyata dayalı değerlendirmelerden dolayı, ürün kalitelerinde düşüşler olmaktadır. En düşük fiyat politikası ile alınan tıbbi cihaz ve malzemelerin; performansları, zaman kaybı ve diğer faktörler dikkate alındığında, devlet ucuz ürüne daha çok bedel ödemektedir. UBB Kayıt sisteminin Sağlık Bakanlığı ayağında, belge kayıtlarında aksaklıklar yaşanmasından dolayı, firmalar ve hastaneler malzeme alışverişinde, sıkıntılar yaşamaktadır. Kayıtların zamanında yapılmamasından dolayı hastaneler, prosedür gereği, evrak eksikliğinden dolayı 2. en düşük fiyatlı ürünleri almak zorunda kalmaktadır. Tıbbi cihaz şartnameleri, tam bir rekabet ortamının oluşturulması için yeterli değildir. Satın almalarda, ürün kalitesi yeteri kadar dikkate alınmamaktadır. Bilinmelidir ki biz firmalar dolar ve euro üzerinden mal satın alıyoruz. Türk Lirası üzerinden kurumlara fatura ediyoruz dövizde ki her dalgalanmada firmalar batmakta elinde avucunda ne varsa gitmektedir. Yaptığımız sözleşmelerde Türk lirası üzerindendir. Bir madde de demiyor ki teslim tarihindeki döviz kurundan fatura kesilecektir. Böyle bir madde yok ve yerel firmalar her daim risk altındadır."
"Ülkemizde tüm sektörlerde yerli mala güvensizlik, bir kültür haline gelmiştir" diyen Demir "Nedense millet olarak, birbirimize güvenmediğimiz gibi, yerli ürünlere karşı da bir defans oluşturmuş durumdayız. Yerli tıbbi ürünlerin, yurt dışından ucuz diye ithal edilen birçok ürünle kıyaslandığında, daha kaliteli olduğu görülecektir. Burada tıbbi cihazları kullanan, satın alan herkes, ön yargısız davranıp, yerli tıbbi ürünlerin hastanelerde kullanımına fırsat vermelidir. İthalatçı firmalarımız da, yerli üretilen ürünlerle rekabet etmek için, fiyatı düşük ve kalitesiz malzeme ithalatına son vermelidirler. Hükümetimizden, yerli tıbbi malzeme üretimini teşvik amacıyla yasal düzenlemeler getirmesini ve tıbbi malzeme üretimi için sektörel teşvik politikasını yürürlüğe koymasını bekliyoruz" şeklinde konuştu.
'Sağlık Sektöründeki Kalitesiz Ürünlere Yasak Getirilsin' Önerisi
Türkiye'de sağlık sektöründeki kalitesiz ürünlere yasaklama getirilmesi ve yerli ürünlerin tercih edilmesinin sağlanması gerektiği belirtildi.



















