Sanal Kumar Geleceği Çalıyor!

Sanal Kumar Geleceği Çalıyor!

Bir tıkla başlayan oyun, çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir uçuruma sürüklüyor. Sanal kumar siteleri, özellikle gençler ve dar gelirli kesimler üzerindeki 'hızlı kazanç' algısıyla psikolojik bağımlılığı tetikliyor Ekonomik çöküş, aile içi şiddet ve sosyal kopuş gibi trajedilerle Türkiye'nin en görünmez ama en yakıcı sorunlarından biri haline geliyor. Uzmanlara göre, madde bağımlılığında olduğu gibi fiziksel belirtiler erken dönemde fark edilmiyor. Sanal kumar organize ve dijital bir yıkım projesi...

Ekranın bir ucunda 'kolay kazanç' vaadi, diğer ucunda dağılan aileler, borç batağına sürüklenen gençler ve artan intihar vakaları... Sanal kumar, sessiz ama derin bir toplumsal yıkıma dönüşürken, bağımlılık artık yalnızca bireyi değil, tüm toplumu tehdit ediyor. Yeşilay'ın hazırladığı sanal kumar dosyasının detaylarını inceledik. Klinik Psikolog Ayhan Altaş'a göre gençlerdeki bahis bağımlılığın temel dürtüsü 'Sevilmeyen bir çocuğun, kontrolsüz bir yetişkinliğe tutunma çabası. Başardım, ben de yapabilirim' duygusu...

KORKUTAN VERİLER

Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) verilerine göre, kumar nedeniyle yapılan başvurular 2022 yılında 3 bin 6 iken 2023'te 3 bin 552'ye, 2024'te 4 bin 798'e ve 2025'te 5 bin 748'e yükseldi. Başvuruların yaş dağılımına bakıldığında ise, kumar oynayanların yüzde 36,7'sinin 20-30 yaş, yüzde 43,4'ünün 30-40 yaş aralığında olduğu, yüzde 15,4'ünün 40-50 yaş grubunda yer aldığı görülüyor.

Sanal Kumar Geleceği Çalıyor!

SOSYAL ÇEVRE FAKTÖRÜ

Buna göre danışanların yüzde 34,3'ü 18 yaşından önce, yüzde 42,8'i 18-25 yaş arasında, yüzde 22,7'si ise 25 yaşından sonra ilk kez kumarla tanıştığı görüldü. YEDAM verileri, kumara yönelmede en belirleyici etkenin sosyal çevre olduğunu da gösterdi. Danışanların yüzde 57,4'ü kumara arkadaş çevresinin etkisiyle başladığını belirtirken, yüzde 20'si merak, yüzde 6,5'i boş zamanlarını değerlendirme gerekçesiyle oynadığını ifade etti.

EĞİTİM ARTTIKÇA BAĞIMLILIK DA ARTIYOR

YEDAM verilerine göre danışanların yüzde 13'ü yüksek lisans mezunu. Yüzde 11.3'ü ise üniversite mezunu. Kumara başlayanların yüzde 57.4'ü arkadaş faktörüyle ilk oyunları oynadıklarını ifade ediyor. Yüzde 20 ile merak ikinci sırada yer alıyor. Kumar oynayanların yüzde 43.4'ü, 30 ile 40'lı yaşlar arasında bulunuyor. 36.7'si ise 20 ile 30 yaş arasında. Bu rakamlar genç nüfus için tehlike çanlarının çalındığını da gözler önüne seriyor.

YOĞUN SUÇLULUK DUYGUSU OLUŞUYOR

Psikolog Tuğçe Betül Şenel'in anlattığı vakalar da bağımlılığın insanı nasıl tükettiğini ve insan zhininden onulmaz yaralar açtığını gözler önüne serer türden. Kendisinden dinleyelim... 'Üniversite öğrencisi genç bir danışan, ailesine yakalanma korkusuyla başvurmuştu. Ders başarısındaki ani düşüş, sosyal ilişkilerden geri çekilme ve yoğun suçluluk duygusu vardı.

Bahis siteleriyle ilk teması arkadaş ortamında olmuş, zamanla 'kontrol bende' düşüncesi yerini 'bırakamıyorum' hissine bırakmıştı. Bu vakada bağımlılığın temelinde, aidiyet ihtiyacı ve kabul görme arzusu önemli bir rol oynuyordu.' Şenel, sanal kumar bağımlılığının kolay kolay fark edilmediğine dikkat çekerek, 'Klinik gözlemlerime göre sanal kumar bağımlılığının en tehlikeli yönlerinden biri, görünmez olması. Madde bağımlılığında olduğu gibi fiziksel belirtiler erken dönemde fark edilmiyor. Kişi işine gidebiliyor, ailesiyle aynı evde yaşayabiliyor; ancak zihinsel olarak sürekli bahisle meşgul oluyor. Beyin, kazanma ihtimaliyle salgılanan dopamine koşullandıkça, kişi giderek daha fazla oynamaya yöneliyor' dedi.

Sanal Kumar Geleceği Çalıyor!



HAYAL KABUSA DÖNDÜ

Klinik Psikolog Ayhan Altaş'ın vaka örnekleri ise hem çok çarpıcı hem de toplum olarak nasıl korkunç bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığımızın acı bir fotoğrafı. Altaş'ın mesleki tecrübelerini okuyoruz...

'Selim 34 yaşında bilişim uzmanı aslında hepimizin her gün sokakta gördüğü, 'asla kumar oynamaz' diyeceğin o başarılı, orta yaşlı, ailesine bağlı yazılım uzmanlarından biriydi. Onun hikayesi, o meşhur 'bir kereden bir şey olmaz' cümlesiyle değil, aslında içindeki o derin sessizlikle başladı. Bir gün telefonunda gezinirken o renkli, ışıklı oyunlardan birine denk geldi. İlk başta sadece 'kafa dağıtmak' için girdi. Bakın, burası çok kritik; Selim aslında para kazanmak için değil, dünyadan bir süreliğine kaçmak için o telefona sarıldı. O ilk kazandığı birkaç bin lira var ya, işte o an beyni öyle bir dopamin salgıladı ki, Selim o güne kadar hissettiği tüm o iş stresini, yetersizlik hissini bir anda unutuverdi. Biz buna 'The Zone' diyoruz; dış dünyadaki her şeyin silindiği, sadece o dönen sembollerin kaldığı bir trans hali. Ama işler çok çabuk çirkinleşti. Selim'e şunu öğrettik: O 'oyna' dürtüsü geldiğinde, aslında beyninin ona yalan söylediğini fark etmesi gerekiyordu. 'Bu sefer kazanacaksın' diyen ses, aslında bir hastalık belirtisiydi..' Selim etkili bir tedavi sonrasında o bataklıktan kurtuluyor...

BORÇLAR VE DAĞILAN HAYATLAR

Vakanın ise pandemi sürecinde bağımlı olduğuna dikkat çeken Altaş, duygusal boşluk tehlikesine dikkat çekiyor. Ayhan Bey'den dinleyelim... 'Sanal kumarla tanışması pandemi dönemine denk geliyor. Evde geçirilen uzun saatler, belirsizlik, sıkıntı... Önce iddia ve canlı bahis derken gece herkes uyuduktan sonra telefonda slot oyunları. İlk kazançlar çok kritik. Çünkü o an sadece para kazanmıyor; 'Başardım', 'Kontrol bende', 'Demek ki ben yapabiliyorum' duygusu geliyor. Danışan bana şunu söyledi: 'O kazandığım anlarda kendimi güçlü hissediyordum.' Aslında burada kumarın ne işe yaradığını çok net görüyorsun. Para ikincil. Asıl mesele duygusal bir boşluğu doldurmak. Bir süre sonra kayıplar başlıyor. Ama bu noktada bırakmak yerine daha çok oynuyor. Hayatında neler oluyor dersen... Gizli borçlar, kredi kartları, eşinden saklanan harcamalar. Sürekli yalan söylemek zorunda kalmak. Eşiyle arasında görünmeyen ama çok kalın bir duvar oluşuyor. Çocuğuyla aynı odada ama zihni bambaşka bir yerde. Sanal kumar bağımlılığı dışarıdan para meselesi gibi görünür. Ama terapide gördüğümüz şey şudur: Bu, sevilmeyen bir çocuğun, kontrolsüz bir yetişkinliğe tutunma çabasıdır.

'KAZANDIKÇA OYNAMAKTAN KORKUYORUM'

Danışanlarından bir başkası kadın... Okuyalım... '29 yaşında, bekar, kurumsal bir işte çalışan bir kadın. Dışarıdan bakıldığında düzenli, kontrollü, sorumluluk sahibi. Seansa ilk geliş nedeni yoğun kaygı, iç sıkıntısı ve geceleri artan huzursuzluktu. 'Bir şeyler yapmazsam çıldıracak gibi oluyorum' diyordu. Ama ne yaptığı sorulduğunda, uzun süre cevap veremedi. İşte tam o sessizliklerde kumar vardı. Sanal kumarla tanışması bir 'oyun' gibi başlıyor. İşten sonra evde yalnız olduğu bir akşam, sosyal medyada bir reklam. 'Sadece denemek için.' İlk yüklediği para çok küçük. Kaybettiğinde üzülmüyor bile. Ama ilk kazandığında vücudunda hissettiği şeyi çok net anlatıyor: 'Sanki biri bana 'aferin' dedi.' O cümle çok önemliydi. Kadınlarda sanal kumar bağımlılığı çoğu zaman fark edilmez. Çünkü gürültülü değildir. Sessizdir. Gizlidir. Ama en az erkeklerdeki kadar derindir. Ve tedavi, parayı değil; bastırılmış duyguları merkeze aldığında gerçek iyileşme başlar. Bu vakalarda fark etmişsinizdir ki asıl sorun kumar bağımlılığı değil o sorunlu psikolojik yapının sonucu olarak ortaya çıkıyor. Eğer bu bağımlılığı kalıcı bir şekilde çözmek istiyorsanız önce bu bağımlılığın hayatınızda ne işe yaradığını anlayıp sonra onu işlevsel hâlâ getiren yapıyı düzeltmeniz gerekiyor.
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile