İşte Demirel'den inciler :
60’lı yıllar… Kıbrıs meselesi nedeniyle ingiltere’yle türkiye’nin arası kötü. tam da bu sırada demirel ingiltere’ye ziyarete gidiyor. Dönüşte gazetecilerle arasında geçen diyalog ise şöyle:
-efendim, neden ingiliz dış ilişkiler bakanı’nın elini sıktınız?
-neresini sıkacaktım kardeşim?
Demirel Başbakan. 12 ada konusunda yunanistan ile yine sorun yaşanmış, karşılıklı kılıçlar çekilmiş. ertesi gün kabine toplanmış ve toplantı uzun saatler sürmüş. dışarıda gazeteciler merakla yapılacak olan açıklamayı bekliyor:
- Sayın Başbakan, Yunanistan Ege Denizi'nin bir Yunan gölü olduğunu iddaa ediyor. Cevabınız ne olacak?
- Ege bir Türk gölü değildir. Ege bir Yunan gölü de değildir. Ege zaten bir göl de değildir!!!
-Demokrasilerde çare tükenmez.
Benzin vardi da biz mi ictik?
Süleyman Demirel’in, zamanında benzin yokluğu hakkında kendisine gazetecilerden yönelen sorulara verdiği efsanevi cevap.
Bu cevap şöyle devam etmiştir: su mu daha değerlidir benzin mi? tabii ki su, benzin içilmez ama su içilir.
‘70 sente muhtacız !
Türkiye’de 70’lerin sonunda yaşanan ekonomik krize atfen sarf edilmiştir. Demirel, dış ticaret açığındaki artışı ve döviz darboğazını bu sözle ifade etmiştir.
Ben altı kere gittiysem yedi kere geldim:
Başbakanken bir programda kendisine "sizi o bulunduğunuz yerden altı defa indirdiler, hala orada nasıl duruyorsunuz?" diyen gazeteciye beşiktaş'ı niye sormuyorsun? (kendisine fenerbahçeyi mi, yoksa galatasarayı mı tuttuğunu soran muhabire cevaben)
Bana, "milliyetçiler adam öldürüyor" dedirtemezsiniz.
Kırıkkale’de cephane fabrikası patlamıştır. neden önlem alınmadığı gazete manşetlerininden inmezken demirel kendi uslübuyla olayı değerlendirir:
Kimin aklına gelir patlayacağı?
Ben bir gün evimde otururken çankaya'ya çıkayım diyerek çıkmadım.
Duygu Asena'nın ilk popüler olduğu dönemlerde kendisine konu hakkındaki düşünceleri soruldu. cevap:
"bunun icabı vardır veya yoktur bu ayrı bir mesele… icabı yoksa fuzuli bir şey yapılmış olmaz yine de… icabı varsa feminizim fevkalade bir şeydir"
Yollar yürümekle aşınmaz:
Demirel bu sözü, 8 Kasım 1968’de AP Ankara İl Kongerisi'nde sokaklara dökülen halk için söylemiştir. Daha sonra da “kimse beni yanlış çıkarmak için , bakalım yollar yürümekle eskir mi diyerek daha fazla yürümemiştir" diye geliştirmiştir.
Kendisine yönelik eleştirilere: kızdırmayın adamı bakayım
1 şubat 1978, AP Genel Başkanı, ana muhalefet partisi lideri: hükümetin başını kontrgerillanın ne olduğunu ve nereye bağlı olduğunu açıklamaya davet ediyorum?
24 Kasım 1990, DYP Genel Başkanı, ana muhalefet lideri: hukuk devletinde bu tür örgütlere yer yoktur. Parlamento'nun bu toplumsal tehlikeye, hukuk dışılığa ve devlet içindeki bu gizli örgütlenmeye karşı çıkması bir görev haline gelmiştir
24 Şubat 1993, Başbakan: kontrgerilla tartışması kadar türkiye'de havanda su dövülen bir konu yoktur. deniyor ki, araştıralım. o zaman her şeyi araştıralım, yarın güneş doğacak mı diye araştıralım"
Muhabir: Efendim, derin devlet nedir?
Demirel: Derin devlet, normal devletin raydan çıkmış halidir.
Dün dündür, bugün bugündür.
Gene bir kış pkk kendi kendisine ateşkes ilan ettiğinde o vazgeçilmez üslubuyla devletin bakış açısını çok güzel özetler:
“Kan döken insanlar ‘biz kan dökmekten vazgeçtik’ derlerse, ‘iyi yaptınız, alın size bir mükâfat verelim’ denmesi mümkün değil. kan döken insanlara ‘aman vazgeçmeyin, kan dökmeye devam edin’ demek de mümkün değil. kan döken insanlar bundan vazgeçerlerse, bu iyi olmadı demek de mümkün değil.”
Dört kaz teslim etsen, akşama üçünü kaybedip gelir (1980 öncesinde bülent ecevit’e)
Enkaz devraldık.
Artık bu cümleyi sarf etmeyen hükümet kalmadı. seçilir seçilmez ilk olarak "enkaz devraldık" diyorlar ama bu cümleyi siyasi hayatımıza ilk sokan demirel'in ta kendisidir...
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 'tartışmalı' cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde hiçbir üniversitede protesto gösterisi yapılmamasının dikkat çekici olduğunu ifade etti.
Demirel, "nerede bu odtü'lü öğrenciler?" diye sordu ve sonra istediği tepkiyi aldı:
“Nerede bu ODTU'lüler" diyen Demirel'e, ODTU senatosu çankaya seçimine yönelik sert bir bildiri yayımlayarak cevap verdi
Fırat'ın kenarındaki bir kuzudan ben sorumluyum.
Kırk günde kabak yetişmez.(1978 de chp'nin 40 günde türkçe bilmeyen öğretmenleri alıp öğretmen yapması için demiştir.)
Demirel'in eski tayfasının bulundugu bir ortamda bir gazeteci sorar
Gazeteci: sayın demirel, türkiye'nin durumunu tek kelimeyle özetler misiniz?
Demirel: iyi..
Herkes şaşırır, demirel mevcut duruma iyi demiştir sonuçta. ama devam eder.
Demirel: ama iki kelimeyle özetlememi isterseniz "iyi değil"..
Üniversite ziyaretlerinden birinde sol görüşlü bir öğrenci demirel’i sıkıştırmaya çalışır.
- Türkiye'de yapılan her türlü işi sahiplenmek gibi bir adetiniz var…
- sen nerde oturuyorsun?
- niye ki? kadıköyde!
- hah işte buraya her gün gelmek için üstünden geçtiğin köprü var ya
- ee evet
- onu işte ben yaptım!
Türkiye’nin Avrupa Birliği'ne girmek için tarih alma konusunu şu fıkrayla değerlendirmiştir:
"Avrupa Birliği'ne girmek isteyenler sınava alınıyor. Bulgaristan sınava giriyor, 'atom bombası ne zaman atıldı' diye soruluyor. '1945' diyor, 'geçtin' deniyor.
daha sonra romanya sınava giriyor. 'atom bombası nereye atıldı' deniyor, 'Japonya' diyor, 'sen de geçtin' deniyor.
Süleyman Demirel'den özlü sözler
İşte Süleyman Demirel'in unutulmaz sözleri



















