Ankara, 43 gündür Tekel işçilerinin eylemine sahne oluyor. Tartışmanın arka planında özelleştirme süreci ve sözleşmeli personel istihdamı yatıyor. Peki Tekel tartışmasında kim ne istiyor?
Tekel'i 2008'de satın alan şirket, 8 bin 364 işçiyi kabul etmedi. Devlet iki yıldır çalışmadıkları halde bu işçilere ayda ortalama 2 bin 200 lira maaş ödüyor.
Şubat ayında bu işçiler sözleşmeli statüye geçirilecek. Bu sebeple maaşları ve özlük hakları azalacak. Sendika ise hak kaybını kabul etmeyeceklerini belirtiyor.
Önceki yıllarda özelleştirme mağduru işçiler diğer kamu kurumlarına kaydırılmıyor, işten çıkarılıyorlardı.
Tek suçumuz, açıkta kalan işçilere merhametli olmak
Başkent'te 42 gündür eylem yapan Tekel işçilerine, Başbakan Erdoğan'ın ardından Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de tepki gösterdi.
Daha önceki hükümetlerin özelleştirilen kuruluşlarda çalışan işçileri kapı önüne koyduğunu söyleyen Şimşek, AK Parti iktidarının ise hiç kimsenin mağdur olmayacağı bir sistem oluşturduğunu aktardı.
Özelleştirme sebebiyle işsiz kalan Tekel işçilerini kamuda 4C'li (sözleşmeli) statüde istihdam edeceklerini, aynı zamanda bu kişilere ihbar ve kıdem tazminatlarının da ödeneceğini belirten Bakan Şimşek, "Varsa bir hatamız, açıkta kalan işçilere merhamet beslememizdir. Onları kapı önüne bırakmadık." dedi.
Dün 'KDV İadesi ve Risk Analizi Projesi' ile ilgili bir basın toplantısı düzenleyen Maliye Bakanı, gazetecilerin Tekel işçilerinin sürdürdüğü eyleme ilişkin sorularını cevapladı.
Bakan Şimşek, Tekel çalışanlarının devlete aylık brüt maliyetinin 40 milyon lira, yıllık maliyetinin ise 480 milyon lirayı bulduğunu kaydetti.
İşini kaybeden Tekel çalışanlarına ortalama 41 bin TL kıdem ve ihbar tazminatı verileceğini aktaran Şimşek, birçok işadamının hayatına 10 bin lirayla başladığını hatırlattı.
Eylemci işçileri eleştiren Bakan, "Vatandaşın parasını çarçur etme lüksümüz yok. Bol keseden maaş veremeyiz. Vatandaştan aldığımız parayı Tekel işçilerine vermek hakkaniyet olmaz.
Eğer bir hata varsa o da merhametli olduğumuzdan kaynaklanıyor." dedi. Tekel işçileri, sözleşmeli (4C) statüsüne geçirilmeyi kabul etmiyor. İşçiler, maaş ve özlük haklarının aynen sürdürülmesini talep ediyor.
4C kapsamında çalıştırılan işçilerin maaşlarını yüzde 26 ile 29 arasında artırdıklarını ifade eden Şimşek, kaynakları zorlayarak iyileştirme yaptıklarını anlattı.
Bütün bunlara rağmen Tekel işçilerinin eyleme devam etmesinin üzüntü verici olduğunu bildirdi.
İnşaat sektöründe KDV uygulamasıyla ilgili bir soruyu da cevaplayan Bakan Şimşek, "Maliye Bakanlığı'nı ilgilendiren alanlarda sürekli çalışmalar yapıyoruz.
'KDV iadesinin kaldırılması diye bir çalışma söz konusu değil, sadece o iş ve süreçler gözden geçiriliyor' dedim.
Dolayısıyla yani verilmiş bir karar ve o karardan geri adım atma gibi bir şey söz konusu değildir. Mevzuatımızı, uygulamalarımızı gözden geçiriyoruz." açıklamasını yaptı.
KOD sistemi kalktı; KDV iadesi bürokrasiye takılmayacak
Maliye Bakanlığı, ihracatçılar başta olmak üzere KDV iadesi alan mükellefleri rahatlatacak önemli bir adım daha attı. KOD sistemi kaldırılırken 'KDV İadesi ve Risk Analizi Projesi' devreye girdi.
Sistem sayesinde KDV iadesinde yaşanan pek çok sorunun çözüme kavuşacağını belirten Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, iade sürecinin hızlanacağını ve yurt çapında uygulama birliği oluşturulacağını aktardı.
Mevcut uygulamanın kırtasiyecilik ve bürokratik işlemleri artırdığını söyleyen Şimşek, yeni sistemde taleplerin elektronik ortamda cevap bulacağını kaydetti.
Yeni modelle, KDV iade taleplerinde halen vergi dairelerinde VEDOP sistemi üzerinden manuel olarak yapılan kontrol işlemleri bilgisayar teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilecek.
Böylece vergi dairelerinin üzerindeki KDV iadelerinden kaynaklanan ağır iş yükü hafifletilmiş olacak. Mevcut sistemde bir memur tarafından ortalama 10 günde yapılan işlemler, yeni sistemde anında gerçekleştirilecek.
Bakan Şimşek'in verdiği bilgilere göre 2008 yılında 13,3 milyar TL'lik KDV iadesi işlemleri gerçekleşirken aynı rakam 2009 yılının ilk 11 ayında 11,6 milyar lira oldu. (Ercan Baysal)
Maaşların düşmesini ve hak kayıplarını kabul edemeyiz
Tekel'in sigara bölümü 2008'de British American Tobacco'ya (BAT) 1 milyar 720 milyon dolara satılmıştı. Şirketin yeni sahibi BAT, ihtiyaçtan fazla olduğu gerekçesiyle toplam 8 bin 364 işçiyi kabul etmedi.
Devlet, yaklaşık iki yıldır bu işçilere çalışmadıkları halde ortalama net 2 bin 200 lira maaş ödüyor. Ancak hükümet, 1 Şubat 2010'dan itibaren kıdem ve ihbar tazminatlarını ödeyerek bu işçileri çeşitli kamu kuruluşlarında 4-C'li statüde istihdam edeceğini açıkladı.
İşte tartışma burada başladı. Sözleşmeli statüye geçirilecek Tekel işçilerinin maaşı yarıdan fazla düşecek. Lise mezunu bir 4-C'li 856 lira, üniversite mezunu 4-C'li işçi ise 938 TL maaş alacak.
Öte yandan sözleşmeli personel kamuda 11 ay istihdam ediliyor. Yılın son ayında sözleşmeleri feshediliyor, bir ay sonra yeniden işe alıyorlar.
Bu sebeple ihbar ve kıdem tazminatı hakları da bulunmuyor. Türkiye'de özelleştirmeler 1992'de başlamıştı. Bu tarihten 2004'e kadar özelleştirilen kamu kurumlarında çalışan çok sayıda işçi işsiz kaldı.
2004 yılından sonra ise AK Parti hükümeti, özelleştirme mağdurlarının kamuda 4-C'li statüde istihdamına ilişkin bir düzenlemeyi hayata geçirdi.
Halen kamuda toplam 19 bin 436 özelleştirme mağduru işçi 4-C'li olarak istihdam ediliyor. Tekel'den gelenlerle birlikte sayı 30 bini aşacak.
Ancak Tekel işçileri, sözleşmeli çalışmayı kabul etmiyor. Binlerce işçi, 42 gündür Ankara'da eylem yapıyor. Bazı gönüllü işçiler de açlık grevinde. Tekgıda-İş Sendikası Başkanı Mustafa Türkel, işçilerin anayasal haklarını kullandıklarını belirtiyor.
Türkel, "Ücretlerin düşürülmesini, sosyal ve sendikal haklarının kaybını ve kölelik düzeni içinde çalışmayı kabul etmeyerek, uluslararası ve iç hukuk kuralları çerçevesinde hakkımızı arıyoruz." dedi.
Yarın sabaha kadar anlaşma sağlanamazsa açlık grevine Türkel de katılacak. Mustafa Türkel, daha önce yaptığı bir açıklamada da 'Tekel işçisi eylem yaparsa hükümet gider' demişti.
Başbakan Erdoğan ise bu sözlere sert tepki göstermişti.
Türk-İş Genel Mali Sekreteri ve Demiryol-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ise Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Tekel işçilerine yönelik yaptığı açıklamaya tepki gösterdi.
Atalay, işçilerin Maliye Bakanı'ndan merhamet değil, hak ve adalet istediğini belirterek, "Bakan Mehmet Şimşek, bu talihsiz sözlerini düzeltmeli ve Türk işçilerinden derhal özür dilemelidir." diye konuştu.
Merhametin herkeste bulunması gereken insani bir vasıf olduğunu kaydeden Atalay, devletlerin de merhametli olmak, vatandaşlara eşit, adil ve saygılı davranmak zorunda olduğunu ifade etti.
Ancak, çağdaş bir devletin vatandaşına yalnızca merhamet göstermeyeceğini dile getiren Atalay, şöyle devam etti: "İşçilerimiz Bakan Şimşek'ten merhamet duygusunun kaybedilmesini değil, hak ve adalet istemektedir.
Tekel işçilerinin kendilerine dayatılan 4-C düzenlemesini kabul etmeyerek 41 gündür Ankara'da gerçekleştirdikleri eylem, bir hak ve adalet mücadelesidir.
Maliye Bakanı, eğer sözünü ettiği kadar merhametli olsaydı, karda, kışta, sokakta ekmek mücadelesi veren Tekel işçilerine bu şekilde yaklaşmaz, onlara 4-C gibi kölelik koşullarını reva görmezdi.
Maliye Bakanı'nın tebaasına merhamet gösteren bir sultan edasıyla yaptığı bu konuşma Tekel işçilerimizi ve temsil ettiğimiz tüm kitleyi üzmüştür, incitmiştir."
Tekel sorununda devlet ve işçi ne istiyor?
Uzun bir süredir gündemi meşgul eden Tekel tartışmanın arka planında özelleştirme süreci ve sözleşmeli personel istihdamı yatıyor.



















