Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, memurlarla müzakerelerin bugünkü mevcut mevzuata göre toplu görüşme olarak yürütüleceğini, anayasa değişikliklerinin referandumda kabul edilmesi halinde toplu sözleşme sürecine geçileceğini söyledi.
Kamu İşveren Kurulu ve memur konfederasyonları arasındaki toplu görüşmelerin 2'nci turu tamamlandı. Başbakanlık Merkez Bina'daki toplantının ardından toplu görüşmeleri hükümet adına yürüten Devlet Bakanı Hayati Yazıcı bir açıklama yaptı. Yazıcı, görüşmeleri şu anda yürürlükte olan mevzuata göre toplu görüşme olarak mı, yoksa öteleyerek, anayasa referandumundan sonra doğacak duruma göre toplu sözleme şeklinde mi yapılacaklarını görüşmek üzere toplandıklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Hukuksal açıdan engel var mı yok mu, bu konuda görüşler alındı. Bugün toplantı bu gündemle açıldı. Daha önce bu öneriyi yapan konfederasyon başkanı arkadaşlarımızın görüşlerini tekrar aldım. Görüşlerde biraz sapma var. Ama sonuç itibariyle yaptığımız müzakere sonunda müzakereleri toplu görüşme şeklinde yürütmemizin daha doğru olacağı, anayasa değişikliğinin gerçekleşmesi durumunda da, elbette ki toplu sözleşme aşamasına geçileceğini ifade ederek, gündemi belirledik. Niçin öyle bir müzakere süreci
açılmıştı? Belki kamuoyunda bazı spekülasyonlar yapıldı. Tabii ki onlara katılmak çok mümkün değil, doğru da değil. KESK'in bize gönderdiği önerisinde, yazısında, 'Biz toplu görüşmeyi bir gün öteleyebiliyorsak, bunu 2-3 ay daha öteleyebiliriz. O halde bunu referandumdan sonra yapalım' şeklinde yazıcı cevabı olmuştu. KESK'in genel başkanı da buradaki görüşmelerde 'evet de çıksa, hayır da çıksa toplu sözleşme yapalım' Bu mevzuatla alakalı bir şey. Türkiye bir hukuk devletidir. Elbette ki kamu idareleri hukuka
göre, mevzuata göre sevk ve idare edilir. Onun dışında bir takım ölçütler bulmaya çalıştığınız zaman objektif olmaktan çıkarsınız, sübjektif olursunuz. Bunun kabulü mümkün değil, Özetle, görüşmeler bugünkü cari mevzuata göre toplu görüşme olarak yürütülecek."
Görüşmelerin gündemini de belirlediklerini açıklayan Bakan Yazıcı, ilk gündem maddesinin 2009 yılında mutabık kalınan, listelenen sorunların gerçekleşme durumunun sunumu ve müzakeresi olduğunu ve bu gündemin bugün gerçekleştirildiğini söyledi. İkinci gündem maddesinin, sendikal hakları ile çalışma hayatının sorunları olacağını belirten Yazıcı, üçüncü gündem maddesinin, hizmet kollarının sunumları olduğunu söyledi. 4888 sayılı yasaya göre 11 hizmet kolu olduğunu, 11 sendika ve 3 konfederasyon olduğunu
ifade eden Yazıcı, bu hizmet kollarından bir tanesinin görüşmeden ayrıldığı için 10'unun sunum 15'er dakika sunum yapacaklarını söyledi. Son gündem maddesinin de mali ve sosyal haklar olduğunu kaydeden Yazıcı, 24 ve 28 Ağustos'ta yapılacak toplantılarda bu konuların ele alınacağını ve sürecin tamamlanacağını söyledi.
"TOPLU SÖZLEŞME MEVZUATININ HAZIRLANMASI TALİMATINI VERDİM"
Anayasa değişikliğinden sonra da yasal mevzuatı da hemen tamamlamak suretiyle toplu sözleşme sürecine gireceklerini ifade eden Yazıcı, "Anayasanın değişme durumuna göre toplu sözleşme sürecine geçeceğimizi varsayarak bu konuya ilişkin mevzuat hazırlık çalışmaları hızlandırın, dedim. Sonra kalkıp da sendikalar bize sormadınız, danışmadınız demeyin. Bu uyarıyı da kendilerine yaptım. Çünkü ben bağlı birimlere, ilgili arkadaşlarıma bu konuda gerekli talimatı vermiş bulunuyorum" dedi.
Anayasa değişikliğinin yapılmasından önce de 90. maddeyi dikkate alarak toplu sözleşme yapılabileceğine ilişkin görüşlerin de toplantıda ortaya konduğunu bildiren Yazıcı, şöyle konuştu:
"Bu doğru değil. Çünkü memurlarla ilgili düzenleme sadece Anayasa'nın 53. maddesinden ibaret değil. 128. madde var ki bunu da değiştiriyoruz, taslakta var. Orada da şöyle der; kamuda çalışanların mali, sosyal hakları, özlük haklarının tamamı kanunla düzenlenir' der. Kanunla düzenlenir demek, bu alanı siz toplu sözleşme veya başka bir yöntemle düzenleyemezsiniz' demektir. İşte anayasa değişikliğinde toplu sözleşme bu madde kapsamından istisna ediliyor. Onu hatırlattım arkadaşlarıma. Dolayısıyla o maddenin
de gerçekleşmesiyle toplu sözleşme sürecine girmiş olacağız."
"AĞZI OLAN KONUŞUR"
Daha sonra gazetecilerin sorularını da cevaplandıran Yazıcı, bir gazetecinin 'KESK görüşmeden ayrılırken yaptığı açıklamada Kamu işveren Kurulu'nun Başbakan Erdoğan'ın Çorum mitinginde söylediklerinden etkilenmiştir. Hatta içeride referandumda 'evet' denilmesine yönelik baskıcı bir tutum olduğunu söyledi. Bununla ilgili yorumunuz nedir. İçeride 'evet'e yönlendiren bir imada bulunuldu mu?' sorusu üzerine şöyle konuştu:
"Hani bir söz var, onu söylemek bana yakışır mı yakışmaz mı bilmiyorum. Ama durumu özetler herhalde. Ağzı olan konuşur, böyle bir tekerleme var. Çok yanlış, haksız bir değerlendirme. Zaten KESK Başkanı arkadaşımız, geçen yıl da öyleydi, daha önceden de öyleymiş. Bu sene de öyle. Diyor ki, bu masanın meşruiyeti yok. Yani burada oturup memurun hakkını, ekonomik sosyal hakları müzakere edemezsiniz. Dolayısıyla meşru olmayan bir yerde ben bulunmak istemiyorum. 'Ben ne diyorsam o gündeme alınsın, O zaman
müzakere yapalım'. Öyle bir mantık olabilir mi? Dolayısıyla çftülecek."
Görüşıkışta da Başbakanımıza atfen yaptığı değerlendirme objektif değil, sübjektif; hiç uygun olmayan, yakışmayan bir değerlendirme."
"ŞARTLI ŞURTLU YOLA DEVAM ETMEYİZ"
Başka bir soru üzerine, KESK'in yazılı öneri metninde görüşmelerin ötelenerek, toplu sözleşme yapılmasını istediğini belirten Bakan Yazıcı, "Bugünkü ifadelerinde, 'efendim bunu ötelersek, anayasa evet de çıksa hayır da çıksa, biz toplu sözleşme yapacağız' diyor. Böyle bir şey olamaz. Biz hukuk devletiyiz. Benim hukukçu olmam da buna olumsuz cevap vermem için gerekçe olamaz. Her kim olursa böyle bir şey olamayacağını söyler. Hiçbir şeye bağlı olmadan bu süreci öteleyelim, çünkü anayasa değişikliğinin
gerçekleşmesi halinde memurların ekonomik, sosyal haklarının toplu sözleşmeyle gerçekleşmesi zaten gündeme gelecek. Bunun alt hazırlığı olan yasal düzenlemeler gerçekleşecek. Dolayısıyla bu çerçevede öneriyi o şarta bağlamak mantıklı görünmüyordu. Biz bunu müzakere edelim dedik. Biz öyle şartlı şurtlu yola devam etmeyiz. O zaman bugünkü mevzuat bize neyi emrediyorsa onu uygulayalım. Anayasa değişikliği de gerçekleşirse, o zaman oturur konuşur, yöntemi uygularız. Zaten Türkiye o sürece geçmeyi arzu
ediyor, hükümetimiz de istediğini irade olarak anayasa değişikliğinde ortaya koşmuştur" dedi.
Konfederasyon başkanlarının Anayasa'nın 90. maddesini gerekçe göstererek, uluslararası anlaşmalar kapsamında toplu sözleşme yapılabileceğine ilişkin görüşlerinin hatırlatılması üzerine ise Bakan Yazıcı şunları kaydetti:
"Anayasa'nın 90. maddesi şunu der; usulüne uygun olarak kabul edilmiş, yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir ve bunlar uygulanır der. Ama ben size, memurlarla ilgili toplu sözleşme yapılmasına engel 128. maddede de hüküm var. Açın bakın der ki; kamuda çalışanların mali, sosyal, özlük hakları kanunla düzenlenir der. Dolayısıyla 90. madde, Anayasanın 128. maddesinin yürürlükten kaldıramaz, kaldırmış değil. Uluslararası sözleşmeler de Anayasanın 128. maddesinin göz ardı edemez.
Bunlar bir bütün. 'Siz tek pencereden, tek boyutlu bakıyorsunuz' dedim. Bizim memurlarla ilgili getirdiğimiz değişiklik sadece 53. maddeden ibaret değil, 128. madde var. 53. madde ile 128. maddedeki değişiklikler bir bütün halinde memurların ekonomik, sosyal haklarının toplu sözleşme ile yapılmasının anayasal zeminini oluşturuyor."
Toplu Görüşmelerin 2. Turu Tamamlandı
Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, memurlarla müzakerelerin bugünkü mevcut mevzuata göre toplu görüşme olarak yürütüleceğini, anayasa değişikliklerinin referandumda kabul edilmesi halinde toplu sözleşme sürecine geçileceğini söyledi



















