'Türkiye'de Yüzde 10 Hepatit B Taşıyıcısı Var'

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Bülent Eser, kan yoluyla bulaşan hastalıkların nedenlerini sıraladı. Türkiye'de yüzde 10 oranında Hepatit B taşıyıcısı ve enfeksiyonu bulunduğunu belirten Eser, kan yoluyla bulaşıcı hastalıkları önlemenin yolunun ise donör olarak adlandırılan düzenli gönüllü kan bağışçısı olmaktan geçtiğini söyledi.
Kan yoluyla bulaşan çok sayıda hastalık var. Bunların testleri Kızılay tarafından ve Sağlık Bakanlığı'nın izni dahilinde olan hastaneler tarafından yapılıyor. Ancak ülkemizde kan yoluyla bulaşan hastalıkları önlemek kolay değil. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Bülent Eser bunun sebebini ise yeterince gönüllü düzenli kan bağışçısının (donör) olmamasına bağlıyor. Mikro organizmalar bakteriler, virüsler, mantarlar ve parazitler şeklinde gruplara
ayrılan bu bulaşıcı hastalıklar için bir takım testler uygulandığını söyleyen Eser, "Bunların içinde kan merkezlerinde rutin olarak bakılan 4 tane test var. Kanuni olarak Hepatit B, Hepatit C, HIV(AIDS) ve Sifiliz (Frengi) testleri yapılır. Onun dışında kan yoluyla bulaşabilen pek çok hastalık var. Brusella ve sıtma kan yoluyla bulaşan hastalıklardan bazılarıdır. Onların tamamının testlerine bakılmıyor, ama bizlerde önemli olan kan bağışı yapan kişinin sağlıklı olması. Sağlıklı olduğuna kanaat getirdiğimiz
kişilerden kan alıyoruz. En önemlisi de bu kişilerin mümkün olduğu kadar düzenli kan bağışı gönüllüsü olması. Gelen hastalar yakınlarından kan alıyor, biz ona geri yerine koyma diyoruz. Bu bir sıkıntı. Bu bağışlar ile gönüllü bağışçılar arasında hastalık geçme açısından en az 8-10 kat bir fark var. Gönüllü düzenli bağışçı dediğimiz gönüllü olarak her sene 2-3 kere kan veren kişilerden oluşuyor" dedi.

"DÜZENLİ GÖNÜLLÜ KAN BAĞIŞÇISI (DONÖR) ÇOK ÖNEMLİ"
Düzenli gönüllü kan bağışçısı olan donörlerin öncelikle test aşamasından geçtiğini ve bu kişilerin düzenli hayatları olan, sürekli alkol almayan, herhangi bir uyuşturucu madde kullanmayan kişilerden oluştuğunu belirten Eser, "Bunların sürekli testleri de yapılıyor. Önceden bir form var, bu formda kan vermede sakınca doğurabilecek, kan yoluyla bulaşabilecek hastalık olma riski varsa o kişileri baştan dışlıyoruz. Diğer aşamada doktorumuz onları muayene ediyor, sorgulamada şüpheli yerler varsa onları bir
daha sorguluyor. Bu şekilde kan veren kişinin mümkün olduğu kadar çok sağlıklı olmasını sağlıyoruz. Bu şekilde kan yoluyla bulaşan hastalık riskini en aza indiriyoruz" şeklinde konuştu.

"ENFEKSİYON RİSKİNİ YÜZDE 100 ÖNLEME DURUMU YOK"
Bazen hiçbir şikayeti olmayan kişilerde de kan yoluyla bulaşan hastalığın olabileceğinin altını çizen Eser, bu gibi bir durumları önlemek için de yine bu testlerin uygulandığını, ancak ne kadar test yapılırsa yapılsın yapın, yüzde 100 enfeksiyon riskini önleme yolunun olmadığını ifade etti. Eser, "Enfeksiyon etkenlerinin tamamı bulunmayabiliyor. Yani ne kadar test yaparsanız yapın yüzde 100 enfeksiyon riskini önleme gibi yol yok. Bu olasılık çok yüksek değil, yine de böyle bir bulaşma riski olabiliyor.
Testi yaptırana kadar kişi diyelim ki bu hastalığı aldı, testlerin pozitif çıkmasına kadar belli bir ara dönem geçer. Eğer o dönemdeyse kişi, test sonuçları pozitif çıkmaz ama hastalığı bulaştırabilir. Veya o kişinin kanındaki mikrop düzeyi, test sonuçlarının tespit ettiği sınırların altında bir düzeydedir, o zaman da yine hastalık verilen kişiye bulaşabilir. Biz bunu önlemek için testleri yapıyoruz ama yine de çok düşük oranda olsa bile risk olabilir" dedi.

KAN YOLUYLA BULAŞAN HASTALIKLARA DİKKAT
Esere göre, cinsel temas, doktorlar vasıtasıyla ameliyatlarda yeterince sterilize edilmemiş cihazların tekrar kullanılması, diş hekimlerinin kullandığı cihazların kontrollerinin yeterince yapılmaması, berberlerde aynı usturanın kullanılması, manikür pedikürde dikkatsizlik, ev içinde birbirilerinin malzemesinin kullanılması, diş fırçası, jilet, tırnak makası gibi şeylerin ortak kullanılması, anneden çocuğa doğumda geçiş veya rahimde geçişle kan yoluyla hastalıklar bulaşabilir. Bunu önlemenin yolu ise,
lüzumsuz yere kan verilmemek ve kan bankası açısından donörlerin mümkün olduğu kadar gönüllü, düzenli kan bağışçılarından seçilmesinden geçiyor.
Ayrıca, gönüllü düzenli kan bağışçılarında enfeksiyonların gözlenme oranı, diğer kişilere göre en az 10 kat daha düşük. Hepatit B oranı ise taşıyıcılık ve enfeksiyon olarak yaklaşık yüzde 10 düzeyinde.
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile