Türkiye İnovasyon Haftası

İSTANBUL - Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Şenel, Ekonomi Bakanlığı'nca yürütülen Turquality desteği kapsamındaki firmaların ihracat kilogram fiyatının 3 doları aştığını belirterek, "Bu da markalaşmanın, kurumsallaşmanın, tasarımın ve pazarlamanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor" dedi.

Şenel, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Ekonomi Bakanlığı'nın desteği, Arçelik, Sabancı Holding, Türk Ekonomi Bankası (TEB), Türk Hava Yolları (THY) ve Turkcell'in stratejik ortaklığında, partner ülke Hollanda'nın katkısıyla bu yıl dördüncüsü düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası'nın açılışında konuştu.

Şenel, burada yaptığı konuşmada, inovasyonun sadece icat demek olmadığını, asıl önemli olanın ekonomik getirisi olan henüz yapılmamış, bilinmeyen bir şey yapmak olduğunu kaydetti.

İnovasyonun bütünsel bir faaliyet olduğuna işaret eden Şenel, bu açıdan toplumun tüm kesimlerinin hatta farklı kültür ve coğrafyalardan insanların bugün burada olduğu gibi bir araya getirilmesinin önemine vurgu yaptı.

Şenel, Einstein'ın "Bugün yarattığımız dünyanın problemleri, bu problemleri yaratırken düşündüğümüz şekilde düşünürsek çözülemezler" sözünü anımsatarak, bugünün sorunlarının yarının fikirleri ile çözülebileceğini ifade etti.

Hayal kurmaktan, yeni düşüncelerden ve yenilikçilikten korkulmaması gerektiğini aktaran Şenel, sözlerine şöyle devam etti:

"Çok bilinen bir hikayedir. Amerikan Patent Dairesi Başkanı Charles Duell'in 1899 yılında başkanı olduğu dairenin artık gereksiz olduğunu ifade etmek için, 'İcat edilebilecek her şey icat edildi. Artık yeni hiçbir şey yok' dediği rivayet olunur. Son yüzyıl içerisinde gerçekleşen bilimsel ve teknolojik buluşlar kendisini biraz haksız çıkarmış görünüyor."

- "İhracat kilogram fiyatlarımız geçtiğimiz yıl itibarıyla 1,66 dolar oldu ve şimdiye kadarki en yüksek değerine ulaştı"

Şenel, daha ileriye gitmek için farklı şeylerin yapılması gerektiğini, dün söylenenleri bırakıp bugün yeni şeyler söylenmesi gerektiğini, o yeni şeylerin de Ar-Ge, inovasyon, tasarım, hayaller, yeni ürünler ve yeni ufuklar olduğunu söyledi.

Türkiye'nin kendi ürettiği ürünlerle tüketim alışkanlıklarını belirleyebilen bir ülke olması gerektiğine dikkati çeken Şenel, "Tüketim ağlarını kontrol edebilen bir ülke olmalıyız. Bütün gayretimiz bütün çalışmalarımız bu yönde" şeklinde konuştu.

Geçmiş dönemlerde küresel piyasalarda rekabet gücünü korumanın yolunun fiyat avantajını kullanmaktan geçtiğini anımsatan Şenel, artık sektörlerdeki varlığı ve rekabet avantajını sürdürülebilir hale getirmek için kalite ve markalaşma konusunda önemli aşamalar kat edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Türk firmalarının şu anda ürün kalitesi konusunda küresel piyasalardaki rakipleri ile yarışabilecek ve hatta bu rakiplerin önüne geçebilecek düzeye ulaştığına işaret eden Şenel, "Ancak büyüyen Türkiye olarak, büyük hedefleri olan Türkiye olarak daha kat edeceğimiz çok mesafe var" ifadelerini kullandı.

Şenel, son yıllarda önemli sıçramalar yapmasına rağmen Türkiye'nin Ar-Ge harcamalarının GSYİH'ye oranının hala düşük seyrettiğini vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"2002 yılında yüzde 0,53 olan bu oran giderek artmış olmakla birlikte hala yüzde 1 civarında ama inovasyon ağırlıklı ürünlerin üretimine odaklanan ülkelere baktığımızda bu oranların yüzde 3'ün üzerinde seyrettiğini görüyoruz. Bu yıl ekonomimiz ve ihracatımız açısından çok zor bir yıl oldu ancak önümüzdeki sene çok iyi olacak. Bundan emin olun. Nitekim, 2. çeyrek büyümemiz beklentilerin üzerinde yüzde 3,8 oldu. Bu veri ile birlikte Türkiye 2015 yılı ilk yarısında yüzde  3,1 büyümüş oldu. 2015 genelinde yüzde 3 civarında büyüme elde edeceğimizi öngörüyoruz. İhracat kilogram fiyatlarımız geçtiğimiz yıl itibarıyla 1,66 dolar oldu ve şimdiye kadarki en yüksek değerine ulaştı. 1,66 noktasına 2009 yılındaki 1,16 dolardan geldik. Nitekim bakanlığımızca yürütülen Turquality desteği kapsamındaki firmalarımızın ihracat kilogram fiyatı 3 doları aştı. Bu da markalaşmanın, kurumsallaşmanın, tasarımın ve pazarlamanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor."

- "Eğer bir ürüne, bir sürece, bir fikre değer katabiliyorsanız inovasyon yapabilirsiniz"

TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ise Hintli bir gurunun "Bütün dünyayı değiştirmene gerek yok, sadece kendini değiştir ve tüm dünyayı değiştirmeye başlamış olacaksın. Çünkü sen dünyanın bir parçasısın. Tek bir insan bile değişse, bu değişim binlerce insana ulaşacak" sözünü anımsattı.

Bu etkinlikte bir kişiye bile ilham olabilirlerse kendilerini başarılı sayacaklarını aktaran Büyükekşi, Einstein'ın "Hiç hata yapmamış adam, yeni bir şey denememiştir" ifadesini anımsatarak, inovatif insanların daha az yaratıcı olan insanlardan daha fazla hata yaptıklarını, çünkü peşinden koştukları fikir sayısının çok olduğunu dile getirdi.

Gençlere hata yapmaktan korkmamaları tavsiyesinde bulunan Büyükekşi, inovasyonun bir sabır işi olduğunu, Edison'un ampulü geliştirmek için 9 bin, yakıt hücresinin depolanması için ise 50 binden fazla deney yaptığını ifade etti.

Büyükekşi, 2009 yılında kurulan ve bir telefon uygulaması olan Uber'in 50 milyar dolar piyasa değeriyle dünyanın en değerli girişimi haline geldiğini belirterek, "Telefon üzerinden ulaşım aracı bulmanızı sağlayan Uber'in değeri gerçek bir otomobil markası olan Renault'nun piyasa değerinin 2 katından fazla. Bu örnekler inovasyonun getirisini çok net ortaya koyuyor" şeklinde konuştu.

Türkiye İnovasyon Haftası etkinliklerinde bu yıl 21 tasarım yarışması ve 7 Ar-Ge proje pazarının ödüllü tasarımlarını sergilediklerine vurgu yapan Büyükekşi, şunları kaydetti:

"Ülkemizin inovasyon potansiyelinden zamanla çok daha fazla verim alacağımıza inanıyoruz. Geçen yıl Türkiye İnovasyon Haftası'na 40 bin kişilik katılım oldu. 83 bin kişi de online olarak takip etti. Bu yıl, sayının daha da artacağını tahmin ediyorum.

İnovasyon değer katmak demek. Eğer bir ürüne, bir sürece, bir fikre değer katabiliyorsanız inovasyon yapabilirsiniz. O yüzden inovasyon çok maliyetli, çok zorlu, çok karmaşık, çok değişik ve çok farklı olmak zorunda değil."

- "Mahsulün yetişmesi için öncelikle tohumlara, bir tarlaya ve gübreye ihtiyacınız var"

Hollanda Prensi Maurits van Oranje-Nassau de başarılı bir inovasyonda üç etkenin söz konusu olduğunu belirterek, her şeyin büyük fikirler ve çığır açan teknolojilerle başladığını söyledi.

Bunların genellikle yıllar boyunca yapılmış olan araştırma ve geliştirme yatırımlarının birer sonucu olduğuna işaret eden Oranje-Nassau, ikinci etkenin ise iş birliği olduğunu kaydetti.

Başarılı bir inovasyon için mükemmel bir fikre ve bu fikri hayata geçirecek seçkin bir ekibe ihtiyaç olduğunu vurgulayan Oranje-Nassau, "Başarının üçüncü kilit etkeni de para veya diğer bir ifadeyle yüksek kaliteli bir ekosistemdir. Mahsulün yetişmesi için öncelikle tohumlara, bir tarlaya ve gübreye ihtiyacınız var. Söz konusu gübre, girişim sermayesidir. Bu sermaye de hem yapılandırılmış, hem de bol miktarda olmalıdır" şeklinde konuştu.

Hollanda Büyükelçisi Cornelis van Rij'in kısa bir selamlama konuşması yaptığı açılışta, Shell Eco-Marathon Ödül Töreni de gerçekleştirildi.

Ardından Büyükekşi, Hollanda Prensi Oranje-Nassau ile stantları gezerek, yapılan projeler hakkında bilgi aldı.

Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile