'Türkiye, Libya'nın Suriye Gibi Olmasına İzin Vermesin'

Libya'daki tüm aile fertlerini Hafter güçlerinin saldırısında kaybeden Hamza: 'Ailem bölgeden çıkmak isteyen diğer insanlar gibi sivildi. Annem 76 yaşındaydı 4 kardeşim ile birlikte kuşatma altında kalmışlardı. Sadece Hafter'in elinde bulunan bölgeden uzaklaşmak istiyorlardı. Ölüm haberlerini de burada öğrendim' 'Kanfude Bingazi Devrimciler Konseyi tarafından kontrol ediliyordu. Hafter, Kanfude'yi karadan kuşatma altına aldı ve iki taraf arasında çatışmalar başladı' 'Temmuz ayında Kanfude'nin denizden de kuşatmaya alınmasıyla semte gıda, su ve askeri malzeme desteği de tamamen kesildi. Trajedi de bundan sonra başladı' 'BM Temsilcisi Kobler de bunların (Hafter güçleri) suçuna ortaklık ediyor çünkü masumların korunması konusundaki uluslararası kanunlara saygı göstermedi' 'Türkiye güçlü bir ülke olduğu için Libya'nın Suriye gibi olmasına izin vermesin. Türkiye'den sadece medyada değil NATO'da da sesinin daha yüksek çıkmasını talep ediyoruz çünkü Türkiye oyunun dışında olmasını istemediğimiz bir taraftır'

MUHAMMED ŞEYH YUSUF - Libya'da emekli General Halife Hafter'e bağlı güçlerce kuşatma altına alınan Kanfude semtindeki sivillere yönelik saldırıda tüm aile fertlerini kaybeden Ali Hamza, uluslararası toplumun bölgedeki olaylara duyarsız davrandığını belirterek Türkiye'den destek talebinde bulundu.

Kanfude'deki saldırılar ve trajedi hakkında AA muhabirine konuşan Hamza, annesi ve 4 kardeşinin kuşatma altındaki Kanfude'den çıkmaya çalıştığı sırada öldürüldüğünü, onların ölüm haberini de Türkiye'de aldığını belirtti.

Yardım talebinde bulunmak üzere eşi ve çocuklarıyla Türkiye'ye geldiğini anlatan Hamza, 'Ailem bölgeden çıkmak isteyen diğer insanlar gibi sivildi. Annem 76 yaşındaydı 4 kardeşim ile birlikte kuşatma altında kalmışlardı. Sadece Hafter'in elinde bulunan bölgeden uzaklaşmak istiyorlardı. Ölüm haberlerini de burada öğrendim.' dedi.

Hamza, bölgede yaşananlara dair şunları söyledi:

'Kanfude Bingazi Devrimciler Konseyi tarafından kontrol ediliyordu. Hafter, Kanfude'yi karadan kuşatma altına aldı ve iki taraf arasında çatışmalar başladı. Bingazi Devrimcileri Konseyine batıdan gıda ve ilaç gibi destekler geliyordu ancak durum giderek kötüleşti. Temmuz ayında Kanfude'nin denizden de kuşatmaya alınmasıyla semte gıda, su ve askeri malzeme desteği de tamamen kesildi. Trajedi de bundan sonra başladı.'

- 'BM Temsilcisi Kobler, Hafter'in suçuna ortaklık ediyor'

Kanfude'nin kimliklerini gizleyen uçaklar tarafından da vurulduğunu bazı Fransızların da Hafter saflarında öldürüldüğünü iddia eden Hamza, 'Bazı devletler ülkelerindeki medya organlarında haber olmamak için kendilerini gizleyerek Hafter'e yardım etmeye devam ediyor. Kanfude'de de Haftere yardım ediyorlar. Ağustos ayında yabancı uyruklu uçaklar ile Hafter'e bağlı uçaklar Kanfude'yi bombaladı, saldırıda 27 sivil öldürüldü. Eylül ayından sonra ise Kanfude'de gıda maddelerine ulaşmak tamamen imkansız bir hal aldı.' diye konuştu.

Hamza, Kanfude'de olaylardan önce yaklaşık 133 ailenin yaşadığına dikkati çekerek, halihazırda bu ailelerden çoğunun öldürüldüğünü, okullar, camiler ve evlerin bombalandığını ifade etti.

Yapılanları savaş suçu şeklinde nitelendiren Hamza, sözlerine şöyle devam etti:

'Hafter tarafıyla Bingazi Devrimciler Konseyi arasında 22 Kasım'da sivillerin deniz yoluyla Trablus'a çıkarılması konusunda Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde anlaşma imzalandı ama Hafter ve BM Temsilcisi Martin Kobler daha sonra ailelerin kendilerini teslim etmeleri için anlaşmayı bozdu. BM Temsilcisi Kobler de bunların suçuna ortaklık ediyor çünkü masumların korunması konusundaki uluslararası kanunlara saygı göstermedi. Çünkü o, bağımsız olarak değil başka ülkelerin etkisi altında çalışıyordu.'

- 'Ailem hiçbir savaşa katılmadı'

Libya'da olayların başladığı andan şu ana kadar ellerine silah almadıklarını ifade eden Hamza 'Ailem hiç bir savaşa katılmadı. Hatta Muammer Kaddafi'ye karşı yürütülen savaşa dahi katılmadı. Evimize silah hiç girmedi. Ancak buna rağmen Hafter tarafından terör örgütü DEAŞ'ı desteklemekle itham edildiler.' ifadelerini kullandı.

Hamza, ailesinin hayatını kaybettiği olaya ilişkin şunları söyledi:

'24 Ocak'ta bir grup aile Kanfude'deki şiddetli açlık ve susuzluk sebebiyle Hafter'in kontrolündeki bölgeye geçti. Ancak Hafter güçleri, kadınları alıp 4 erkeği öldürdüler, 50 kadar erkeği de hapse attılar. Alıkoydukları kadınları da 10 gün sonra bıraktılar. Açlıktan ölmek üzere olan ve içerisinde benim annem ile 4 kardeşimin de olduğu aileler cumartesi günü bölgede etkin olan kum fırtınasından yararlanarak yemek bulmak ümidiyle Hafter'in kontrolünde olan Es-Saberi bölgesine gitmek istediler. Ancak yolda bir grup onlara saldırdı. Annem, kız kardeşlerim Feriha ve Feyza, erkek kardeşlerim Mahmud ve İbrahim ile birlikte 6 aile daha olmak üzere yaklaşık 30 sivili öldürdüler.'

Ailelere güvenli çıkış sağlanması için uluslararası birçok kuruma başvuru yaptıklarına ama netice alamadıklarına dikkati çeken Hamza, 'Türkiye hayırlı bir ülke, bu sebeple başka yere gitmektense yardım istemek için Türkiye'ye geldik. Cumhurbaşkanlığına bir video mesajı yolladık. Dışişleri Bakanlığından Sayın Emrullah İşler'den Libya'daki aileleri koruması için destek talep ettik.' dedi.

- 'Türkiye, Libya'nın Suriye gibi olmasına izin vermesin'

'Biz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile iftihar ediyoruz' diyen Hamza, 'Türkiye'den Libya'daki diplomatik rolünü daha da güçlendirmesini istiyoruz. Türkiye güçlü bir ülke olduğu için Libya'nın Suriye gibi olmasına izin vermesin. Türkiye'den sadece medyada değil NATO'da da sesinin daha yüksek çıkmasını talep ediyoruz çünkü Türkiye oyunun dışında olmasını istemediğimiz bir taraftır.' ifadelerini kullandı.

Ailesinin de aralarında bulunduğu kişilere yönelik katliam konusunda yasal yollara başvuracaklarını söyleyen Hamza, Türkiye'den gelecek her türlü desteğe ihtiyaç duyduklarını da sözlerine ekledi.

Hafter karşıtı devrimci grupların ve sivillerin cumartesi günü bölgeden çekilişleri sırasında çıkan çatışmada, yaklaşık 20 kişinin öldüğü belirtilmişti. Hafter güçlerince öldürülen kişilerin arasında kadın ve çocukların da olduğu kaydedilmişti.

Uzun süredir Hafter'e bağlı güçlerin kuşatması altında tutulan bölgeden sivillerin çıkarılması için başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası toplumun çağrıları ve uğraşları bir sonuç vermemiş, kuşatma altındaki bölgede insani kriz artarak devam etmişti. Yaklaşık 8 aydır yiyecek ve su gibi hayati ihtiyaçların girişine müsaade edilmediği Kanfude'deki siviller, uluslararası toplum ve insani yardım kuruluşlarının gözetiminde güvenli bir koridor ile bölgeden çıkmayı bekliyor.
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile