TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (1) 'Türkiye 3 kat büyümüşse buradaki iş adamlarımızın işleri 510 kat büyümüştür. Bu gün de özel sektörün lokomotifliğini çok önemsiyoruz. 2023 hedeflerimize sizlerin ve diğer tüm girişimcilerimizin çabalarıyla, emekleriyle katkılarıyla ulaşacağız. Devleti, düzenleyici ve denetleyici rollerinin içinde tutarak, özel sektörümüzün önünü açabildiğimiz kadar açıyoruz. Özel sektörümüzün de her şeyini borçlu olduğu milletimize ve devletine katkı sağlamak için şartlarını zorlamaktan çekinmeyeceğini ümit ediyorum' '3 Kasım 2002 tarihi iş dünyamız için bir millattır. 'Ak Parti iktidarları dönemini sırrı nedir?' diye soranlara hep aynı iki kavramı ifade etmişimdir. İstikrar ve güven. Türkiye bu iki kavramın gereğini yerine getirdiği sürece her alanda kazanmış, bunlardan uzaklaştığı ölçüde de sıkıntıya düşmüştür. 2008 küresel ekonomik krizi gelişmiş ülkeler başta olmak üzere bütün dünyayı kasıp kavururken ben Türkiye ile ilgili bir şey söylemiştim. Demiştim ki, 'Bu kriz ülkemizi teğet geçecek.' O dönmede birileri bu sözümle kendilerince dalga geçmişlerdi. Halbuki ben ülkemizin sahip olduğu güven ve istikrar iklimine bakarak potansiyelimizin büyüklüğünün farkında olarak bu sözü ifade etmiştim. Nitekim aynen dediğim gibi oldu'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 'Türkiye 3 kat büyümüşse buradaki iş adamlarımızın işleri 5-10 kat büyümüştür. Bu gün de özel sektörün lokomotifliğini çok önemsiyoruz. 2023 hedeflerimize sizlerin ve diğer tüm girişimcilerimizin çabalarıyla, emekleriyle katkılarıyla ulaşacağız. Devleti, düzenleyici ve denetleyici rollerinin içinde tutarak, özel sektörümüzün önünü açabildiğimiz kadar açıyoruz. Özel sektörümüzün de her şeyini borçlu olduğu milletimize ve devletine katkı sağlamak için şartlarını zorlamaktan çekinmeyeceğini ümit ediyorum.' dedi.

Erdoğan, Sabancı Center'da düzenlenen Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Toplantısında yaptığı konuşmada, rekabetçi piyasa ekonomisi, sürdürülebilir kalkınma ve katılımcı demokrasi konusunda verdiğiniz mücadeleyi desteklediğini özellikle belirtmek istediğini söyledi.

Ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendikleri günden beri üretim ve özel sektör temelli bir büyümeyi sağlamanın hep gayreti içinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, geçen 14 yılda ülkeyi üç kat büyüterek bu konuda başarılı bir performans ortaya koyduklarına inandıklarını kaydetti.

Erdoğan, Türkiye'nin en büyük sanayicileri, iş adamları, yöneticileri olarak ülkenin nereden nereye geldiğinin en yakın şahitleri olduğunu aktararak sözlerini şöyle sürdürdü:

'Türkiye 3 kat büyümüşse buradaki iş adamlarımızın işleri 5-10 kat büyümüştür. Bu gün de özel sektörün lokomotifliğini çok önemsiyoruz. 2023 hedeflerimize sizlerin ve diğer tüm girişimcilerimizin çabalarıyla, emekleriyle katkılarıyla ulaşacağız. Devleti, düzenleyici ve denetleyici rollerinin içinde tutarak, özel sektörümüzün önünü açabildiğimiz kadar açıyoruz. Özel sektörümüzün de her şeyini borçlu olduğu milletimize ve devletine katkı sağlamak için şartlarını zorlamaktan çekinmeyeceğini ümit ediyorum. Türkiye'nin 1990'lı yılları bilhassa da 2002 yılına doğru yaklaşıldıkça siyasi ve sosyal bakımdan olduğu kadar ekonomik açıdan da kabus gibi geçmiştir. 3 Kasım 2002 tarihi iş dünyamız için bir millattır. 'Ak Parti iktidarları döneminin sırrı nedir?' diye soranlara hep aynı iki kavramı ifade etmişimdir. İstikrar ve güven. Türkiye bu iki kavramın gereğini yerine getirdiği sürece her alanda kazanmış, bunlardan uzaklaştığı ölçüde de sıkıntıya düşmüştür. 2008 küresel ekonomik krizi gelişmiş ülkeler başta olmak üzere bütün dünyayı kasıp kavururken ben Türkiye ile ilgili bir şey söylemiştim. Demiştim ki, 'Bu kriz ülkemizi teğet geçecek.' O dönmede birileri bu sözümle kendilerince dalga geçmişlerdi. Halbuki ben ülkemizin sahip olduğu güven ve istikrar iklimine bakarak potansiyelimizin büyüklüğünün farkında olarak bu sözü ifade etmiştim. Nitekim aynen dediğim gibi oldu.'

Erdoğan, son birkaç yılın herkes için çok zor geçtiğini bildiğini vurgulayarak, 'Çünkü içinde yaşıyorum bunun. 2008 ekonomik krizine direnen Türkiye 2013'ten itibaren başlayan bir dizi saldırı karşısında çok ciddi bir mücadele yürütmek zorunda kalmıştır. Türkiye 35 yıldır bir terör mücadelesi ile içeride, ilave dışarıda da yine Suriye'deki iç savaşın bize yansımasıyla ayrı bir terör mücadelesini vermektedir. Bu siyasi ve güvenlik yönlerinin yanı sıra ekonomik boyutu da olan bir saldırıydı. Kimse bana örneğin, Gezi olaylarının amacının Taksim'deki üç-beş ağaç olduğunu söyleyemez. Kimse bana 17-25 operasyonunun adaleti sağlamak, hukuku uygulamak için yapıldığını söyleyemez. Kimse bana bölücü terör örgütünün ve onun güdümündeki partinin başlattığı çukur eylemlerinin masum amaçlar taşıdığını söyleyemez. Kimse bana Suriye ve Irak'ta yaşanan hadiselerin Türkiye'yi hedefleyen yönlerinin olmadığını öne süremez. Kimse bana 10 Ağustos ve 7 Haziran seçimlerinin ülkemizin tabii siyasi mecrası içinde gerçekleştirildiğini söyleyemez. Hele 15 Temmuz'un bu ülkeyi işgale ve milleti esir almaya yönelik ihanet girişimi olmadığını öne süren varsa kusura bakmasın onun aklından izanından şüphe ederim. Bütün gerçekler ortada.' diye konuştu.

(sürecek)
Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile