Bugün hem yurt içi piyasalarımız hem de yurt dışı piyasaları açısından oldukça önemli bir gün.Bizde Para Piyasası Kurulu toplanırken,Amerika’da FED’in iki günlük toplantısı başlıyor.Her iki Merkez Bankası da faiz kararlarını ve piyasalara yönelik kararlarını açıklayacaklar.
Yurt içine baktığımızda, bugünkü PPK toplantısında politika faizi ile TL ve döviz cinsi zorunlu karşılık oranlarında herhangi bir değişiklik yapılması beklenmiyor.
Geçtiğimiz PPK toplantısında TCMB;politika faizini 50 baz puan indirerek %5.75 seviyesine çekmesinin ardından yaptığı açıklamalarda yapılan faiz indiriminin küresel ekonomi çift dip yaşayana ya da döviz değerlenmesi baskısı tekrar artana dek son faiz indirimi olacağı sinyallerini vermesi faizler konusunda bir değişiklik yapılmaması yönünde beklentilere neden oluyor.
Ancak başka bir yönden konuya baktığımızda;Son günlerde sert bir şekilde gerileyen paritenin de etkisi ile dolar/TL kurunun 1,81 seviyesini test etmesinin ardından toplantı öncesi bugün yapılan açıklamada;MB 350 mln $ tutarında döviz satım ihalesi açtı.Bunun ardından dolar 1,80 seviyesinin altında işlem görmeye başladı.Yükselen dolar/TL kurunun enflasyon üzerinde yaratacağı baskının etkilerini de düşünürsek;TCMB toplantı öncesi piyasaları rahatlatsa da biraz da olsa kafaları karıştırdı.Faiz indirimine gitmesinin en önemli etkisi döviz kuru cephesinde oluşacağından,faiz indirimi öncesi dövizi kontrol altına mı aldı sorusu akıllara geliyor??
Aslında tüm bu müdahalelerin altında yatan temel neden TL’nin değer kaybı ve bunun etkileri…
Son günlerde TL’de yaşanan değer kaybının ekonomiye yansıması dış ticaret kanadında gerçekleşecek. Dövizdeki artış olumlu anlamda en fazla ihracatçının işine yarayacak. İhracatçı sattığı malın karşılığında aldığı dövizi yüksek fiyattan bozduracağı için eline daha fazla TL geçecek. Dolayısıyla TL bazında kârı katlanacak. Ancak, dövizdeki tırmanış nedeniyle ihracatçının üretim maliyetleri ciddi ölçüde artacak. Bu durum, ihracatçıyı uluslararası rekabette geriye düşürecek. Üstelik başta AB olmak üzere dış pazarlarda yaşanacak durgunluğun da etkisiyle ihracatçı pahalıya ürettiği malı satmakta zorlanacak.Böyle durumlarda ise MB bugün olduğu gibi para politikası araçlarını devreye sokarak dövizdeki aşırı değerlenmeye müdahalede bulunuyor.
Dövizdeki tırmanışın bir olumlu yansıması da ithalatın frenlenmesiyle yaşanacak. Kur arttığı için ithalat pahalı hale gelecek, dolayısıyla ithalat artışı hız kesecek. İthalatın azalması da Türkiye'nin dış ticaret açığını ve cari açığını düşürecek. İthal malların azalması, yerli üretimi canlandıracak. Dolayısıyla sınırlı da olsa bunun istihdama katkısı olumlu olacak.
Ekonomi gündemimizin en popüler sorunu olan cari açığın giderilmesine bir katkı da geçtiğimiz günlerde gayrimenkul sektöründen gelmişti.Yabancılara mülk satılından engel olan mütekabiliyet koşunun kaldırılması ile yabancıya 1 milyon konut satışının önünün açılması ve buradan elde edilecek gelirler ile cari açığa katkı sağlanması hedeflendiği belirtilmişti.
Buradan da anlaşılacağı üzere;MB’nin sadece para politikası araçlarını devreye sokarak müdahalede bulunduğu bir konu gibi görünse de buz dağının altında kalan kısım oldukça farklı..
Yeniden faiz indirimi konusuna döndüğümüzde;Merkez Bankası’nın büyümeyi desteklemek için faiz indirimlerine açık kapı bırakan para politikası yürüttüğünü göz önüne aldığımızda;daha düşük faiz rakamları hedefleniyor olsa da;geçtiğimiz hafta gelen büyüme verileri ve enflasyonun seyri şimdilik bir faiz indiriminin olmayacağı beklentisine neden olmakta.
Özellikle son enflasyon rakamlarının ardından bir faiz indirimi gelmesi piyasalarda tedirginliğe ve satıcılı bir seyrin hakim olmasına neden olacak ön görüsündeyiz.
Kriz söylemleri nedeniyle TL mevduat zorunlu karşılıklara bir indirim gelmesi ise ancak parasal genişlemeye ihtiyaç duyulan bir ortamda gerçekleşir ki;TL’nin şu an ki görünümüne baktığımızda bunu gerektirecek bir durum söz konusu değil.
Ancak belirtmekte fayda görüyoruz ki;TL’nin görünümü uygun olduğunda MB’nin Euro Bölgesi ve ABD’de beklenen resesyon nedeniyle politika faizinde yıl sonuna kadar 50 baz puan indirime gitmesi ihtimaller dahilinde..
Bu veriler dikkate alınarak faiz indiriminin kısa vadedeki bir zaman diliminde gündemimizde olmayacağını;Merkez Bankası’nı büyümeyi destekleyici para politikası nedeniyle önümüzdeki günlerde gündemimizde yer edebilme ihtimalini de göz önünde bulunduruyoruz.
Ufukta faiz indirimi görünmüyor
Piramit Menkul Kıymetler Araştırma Yönetmeni Belgin Maviş para piyasalarını değerlendirdi



















