Ürkütmeden parasal sıkılaştırma

Geçen hafta 'teknik faiz indirimi' yapan Merkez Bankası'nın, aslında...


Geçen hafta ‘teknik faiz indirimi’ yapan Merkez Bankası’nın, aslında sıkılaştırmaya gittiğini yazmıştık. Nisan ayında ilan edilen ‘Çıkış Stratejisi’ kapsamında öngörülen plan yürürlüğe konulmuştu. Dün de, bu plan çerçevesinde; daha önce gevşetilmiş olan zorunlu karşılık oranları arttırıldı.
TL zorunlu karşılık oranlarının yarım puan arttırılarak yüzde 5.5’e çıkarılmasıyla, bankalar Merkez Bankası’nda tuttukları vadesiz mevduat (serbest tevdiat) hesaplarında daha fazla para tutmak zorunda olacaklar. Ne kadar? Merkez Bankası’nın dünkü açıklamasına bakılırsa 2.1 milyar TL olacak bu. Bu kadar bir para bankacılık sistemi için kullanılabilir likidite olmaktan çıkacak. Bankacılık sisteminin Merkez Bankası’ndan ortalama net 15 milyar TL borçlandığı hesaba katılırsa bu miktarsal sıkılaşma etkili olacak.
Dün açıklanan ikinci önemli karar da, TL zorunlu karşılıklara faiz ödeme uygulamasına son verilmiş olması.
Her iki karar bir arada, bir taraftan miktarsal bir sıkılaşama yaratılırken, diğer taraftan bankacılık sisteminin kredi fiyatlamasını pahalandırmıştır.
Son bir haftada alınan ve yürürlüğe giren kararlarla;
1. Altı ay önce kabaca yüzde 6.5-6.75 aralığında olan piyasada geçerli kısa vadeli faiz oranları, bugün yüzde 7 seviyesine oturmuştur.
2. Kredi mekanizmasındaki mevcut fiyatlama, hem Merkez Bankası’nın ‘bol para verip, bol para çekme’ politikasından vazgeçmesi hem de zorunlu karşılık oranını arttırmasıyla ortaya çıkan miktar etkisi ile daha pahalı hale gelmiştir. Bankaların kredi faizlerini en az 25 baz puan yukarı çekmeleri sürpriz olmayacaktır.
3. Gecelik faizlerdeki dalgalanma yükselmiştir. Nisan ayından itibaren dalgalanmanın boyu genişlemiştir. Bundan sonra da bu dalgalanma boyunun devam etmesi olasıdır. Hem finansal kuruluşlar hem de şirketler için nakit yönetimi önemli hale gelmiştir.
4. Görünüşte Merkez Bankası herhangi bir faiz arttırımı yapmamıştır. Hatta geçen haftaki ‘teknik faiz indiriminin’ yankılarına bakılırsa faiz indirimi yapıldığı zannına kapılmak işten bile değil. Ama “Faiz düşerse kur yükselir” umuduyla Merkez Bankası’na “Faizi 1.25 puan düşürmenizi istiyoruz” ısmarlaması yapan ihracatçılara ‘kötü haber’; Merkez Bankası parasal sıkılaştırma yolunda ilerlemektedir. Ama merak etmesinler; faiz çıkarken de döviz kurunun yükselmesi mümkündür!
Enflasyonun hedeflenen seviyeye uzak durmasına yol açan bütçe politikasına, reformlardaki savsaklamaya fazlasıyla mahcup bir duruş sergileyen Merkez Bankası, bu duruşla uyumlu biçimde ‘ürkütmeden’ faizleri yukarı çekmeyi ‘başarmıştır’. Altı-yedi ay öncesine göre piyasada geçerli kısa vadeli faizler 25-50 baz puan daha yüksek haldedir.

Ana Sayfa
Manşetler
Video
Yenile