Cuma günü CHP Van İl başkanlığı Kongresine katılmak üzere Van’a gelen Deniz Baykal, hoş olmayan bir şekilde karşılandı ve uğurlandı geldiği yere.
Van halkı; Baykal’ı havaalanından kent merkezine, kongre salonuna, oradan da kentten ayrılış noktasına kadar çeşitli sert slogan ve yumurta yağmuruna tuttular.
Van kenti o saatlerde “Katil Baykal, Katil CHP, Kahrolsun CHP, Deniz Baykal Defol, Ergenekon'un Avukatı, sloganlarıyla inledi durdu.
Yine bir gün öncesinden kente gelen Baykal’ın öncü süvarisi Kemal Kılıçdaroğlu da kendi parti üyeleri tarafından protesto edilince, tüm programlarını iptal ederek otele kapanıvermişti.
Ergenekon’un avukatlığına soyunmuş, Kürt ırkına düşman kesilmiş, demokratik açılıma engel olmuş, darbelere işmar eden Deniz Baykal, Van’da bir anda Kürt halkı dostu oluvermek üzere idi sanki. İlk lafları bu yönde oldu.
Ancak Van halkı bunu yemediler.
Aylardır, günlerdir barışın, kardeşliğin, demokratikleşmenin önünü tıkamaya çalışan Baykal burada fena yakalanmıştı Van halkına.
Baykal, Kılıçdaroğlu ve İl Başkanı Av. Halil Kartal, Van halkını ihbarcı sanmış olacaklar ki, bir gün öncesinden ilginç bir açıklama yapmışlardı.
Halil Kartal; Vanlılığını, Koca Bürukan aşiretine mensupluğunu unutarak, Van halkını ihbarcılığa ve Kılıçdaroğlu’na bilgi, belge taşımaya davet ettiler. Kendisi CHP İl Başkanı iken, bu kentte yaşarken, tüm olup bitenlerden haberdarken neden kendisi bunları partisine, Kılıçdaroğlu’na vermiyor da, Van halkını maşa olarak kullanmak istiyor acaba?
Daha öncede de yazmıştım.
Koskoca Bürukan aşiret lider aile çocuğu olan Halil Kartal, bu partide durmamalıdır. Bir saat bile burada durması hem Van halkına, hem de mensubu olduğu aşirete hakarettir sanırım.
Baykal’ın ve CHP’nin karşı durduğu herşey Halil Kartal’de ve ailesinde mevcuttur. Nasıl bu hakaretleri kabulleniyor, neden hala Baykal’ın kulvarlarında yer almaya direniyor, buradan ne bekliyor? Doğrusu anlamış değilim. Tüm Van halkı da benim gibi düşünüyordur kesinlikle.
Kartal ailesinin yeri darbecilerin, Ergenekoncuların, demokratikleşmeye karşı olanların, cuntacı yanlılarının yanı olmamalıdır.
Şimdi yine Deniz Baykal’a ve teşriflerine gelelim isterseniz.
Baykal’ın beleğinde, yapısında siyaset adamlığı olsaydı, Van’a gelmeyecek, bu kötü tuzağa düşmeyecekti. Ama geldiler. Geldiler de bolca yumurta yediler. Bolca kötü sloganlar aldılar. Hayatının en büyük protestosunu yediler.
Yumurta ve ağır sloganlar alan Baykal, Ankara dönüşünde bu kez de Hüseyin Çelik’e çamur atmaya başladılar. Bu tezgâhın Çelik tarafından tezgâhlandığını iddia ettiler.
Oysa ben kongre binasının önünde, protesto sloganlarını atan ve yumurta fırlatanların içinde kaldım saatlerce. Orada köylüsü vardı, şehirlisi, sağcısı, solcusu ve her partiye mensuplar vardı. Herkes vardı da, sadece Baykal’ın iddia ettiği gibi orada asla organize ve teşvik yoktu.
Bu protestolar ne AK Partinin, ne BDP’nin ne de PKK taraftarlarının. Bu protestolar, Baykal’ın kirli ve çirkin siyasetine yönelik halkın tepkisinin dışa vurumu idi. CHP’nin Kürt halkına bakış açısının kendisine yansıması oldu.
Baykal burada bile ona buna çamur atmaya başladı. Bir siyasetçiye, bir parti liderine yakışmayacak laflar etti. Önce PKK dedi, sonra Hüseyin Çelik oldu sığınağı veya aklanma alanı.
Karaya ak, aka kara diyebilen CHP lideri Sayın Deniz Baykal, birçok yerde olduğu gibi Van’da da yaşadığı hezimeti örtbas etmek için şimdi de bazı maceralara girmeyi göze almış gibidir.
Günlerdir kendilerine, “Van’a gitmeyiniz” tembihlerine rağmen, öncü süvarisi Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir gün öncesinde Van sokaklarına çıkamamasına rağmen o yine kente geldi ve burada havayı bulandırmak istedi.
Nitekim öyle de oldu.
Yumurta, taş yağmuruna tutuldu. Konuşturulmadı, sokak ve caddelere çıkmasına izin verilmedi. Bu tasvip edilecek ve demokratik bir tavır değildir tabii ki. Ancak, sanırım Baykal özellikle bunu böyle istedi.
Çünkü havayı bulandırıp kimilerine iftira, çamur atması geliyordu içinden.
Ve öyle de yaptı. Ankara’ya gider gitmez Önce PKK dedi, BDP dedi. Sonra da AK Pati, yok Hüseyin Çelik ve çetesi dedi, yaygarayı kopardı.
Olacak bu kadarı. Aciz, naçar, yalnız kalan birinden başka ne beklenir ki?
Deniz Baykal şunu bilmeli ki, bu tavırları ile gittikçe batacaktır halkın tepki kuyusuna. Batacak ve bitecektir bir gün.
Yine diyorum ki, Bay Baykal’ın bu ülkenin, bu ilin huzurunu kaçırmaya, Kürt-Türk kardeşliğini, berberliğini bozmaya, cuntacıların, Ergenekoncuların avukatlığına soyunmaya hakkı yoktur. Olsa ile bir yararını görmeyecektir.
Kısacası, Baykal gerekli ve hak ettiği yumurtaları yedi, şimdi de bu ile ve bu il insanına çamur atmaya çabalıyor.
Hemşerimiz Sayın Halil Kartal’ı da böyle kirli alanlarda kalmasını istemiyor, halkının arasına dönmesini bekliyoruz.
Kartal ailesine de bu yakışır.
Van'da yaşanan yumurta krizi
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Van'da yaşadığı taşlı yumurtalı saldırıyı Şehrivan Gazetesi yazarı Aziz Aykaç köşesine taşıdı.



















